Karar vermek işin yarısıysa eğer... - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Karar vermek işin yarısıysa eğer…

Bazen bazı şeylere çok erken yaşta kavuşmak, insanı ileride mutsuz edebiliyor. Bunun bendeki örneği, kariyerim. 27 yaşında iyi bir derginin yazı işleri müdürü olunca, sanıyorsun ki hep öyle devam edecek. Çalıştığın insanları seviyorsun, patronuna tapıyorsun. Çok çalışıyorsun ama koymuyor bu sana asla… Birden, sen hamileyken dergi kapanıyor. Oh ne güzel tazminatımı alıp evde dinlenirim, çocuğumu doğururum sonra dönerim diyorsun piyasaya. Gerçekten iyi de oluyor. 

Kızım şimdinin şanslı çocuklarından 2,5 seneyi annesiyle geçirdiği için. Arada, free lance işler yaptım tabii ama zamanımın çoğu onunla geçiyordu. Basında bazı şeyleri erken elde etmenin olumsuz etkilerini de sektöre dönmeyerek yaşadım. Öyle bir sektör ki bir kere kanına girdiği zaman çıkmıyor aklından. Ve başka bir kurumda çalışman güçleşiyor. Aynı zamanda öyle nankör ki, ara verdiğin zaman eski yerden başlaman zor oluyor. Ve yine öyle bir alan ki, maaşlar pek artmadığı için çocuk sahibi olduktan sonra o maaşa çalışman mümkün değilmiş. Haftada 6 gün olması da cabası. Ben meğersem Madame Figaro ile kariyerimin Lale Devri’ni yaşamışım hem maddi hem manevi olarak. Çok çok çok istediğim ve inandığım bir proje olmadıkça basına dönmemeyi kafaya koymuştum. Bu durum hâlâ geçerli. (Tek bir şey hariç, onu da şu anda yazamıyorum.)

Bir fikrim vardı hayata geçirmek istediğim, ama “mühendis koca” engeline takılıyordu. İkna edemedim, yapamadım ve ben de kurumsal bir şirkette işe başladım.

Bu maceram da, 7. ayının sonunda, iki hafta sonra sora eriyor. Bir türlü olmadı, olamadı. Onlarca sebep var bana işi bırakma kararını aldıran. Ancak güzel bir karar verdiğime inanıyorum. Mutsuz değil, aksine çok heyecanlıyım. Her ne kadar bundan 5 sene önce “35’e geldiğimde kesin yayın yönetmeni olmuş olurum” diye düşünsem de, şu anda bunun çok uzağında olsam da, mutluyum çünkü kendi projemi hayata geçirmek için bir risk alarak kolları sıvıyorum. 
Aslında, yapabileceğim her şeyi deneyeceğim. Sevdiği işi yaparak para kazanma duygusunu yeniden yaşamak istiyorum. Azıcık da korkuyorum. Çünkü bu kez iş hayatına “girişimci” olarak uzanmayı hedefliyorum. Uykularım kaçmıyor değil. Karnıma ağrılar da saplanıyor. Midem yanıyor. Hiç bilmediğim bir konuya dalacağım. Biraz tökezleyeceğim fakat sabredersem, güçlü durmayı sürdürürsem güzel olacağına da inanıyorum. Ama en güzeli, haftasonu dahil çalışmak zorunda kalsam da, kızımla daha çok zaman geçirecek olmak. Çalışan, ama kendisiyle daha çok zaman geçiren bir annesi olacak. Görüştüğümüz zaman dilimi 2 saat ile sınırlı kalmayacak.

Hangi dalda işe gireceğimi şu an buradan yazmak istemiyorum çünkü kafamda o kadar çok şey var ki, nereden başlayacağıma karar vermem lazım önce. Birşeyler netleşmeden yazmam pek doğru olmaz. Eğer başarırsam aynı anda birkaç yerde bile olabilirim. Önce sakin olmam gerek. Ay sonu işten ayrıldığımda, bir haftamı kafa dinleyerek geçireceğim. Sonra da hızlı bir şekilde işe girişeceğim.

O zaman  birçok şey netleşecek ve hemen paylaşacağım. Hepinizden  destek istiyor olacağım (maddi değil asla). Projemi tam anlamıyla şekillendirip açıkladıktan sonra herkesin fikrine de açık olacağım.

Heyecanlıyım, gerginim, bazen korkuyorum da. Ancak bunu 35’imde yapmazsam hiç yapamam. Kendimi her ne kadar 28 gibi hissetsem de yaş 35 olmak üzere. Ya şimdi yapacağım bunu ya hiç.

Şimdi lütfen bana 2 saniyenizi ayırıp içinizden “bol şans Şebo” der misiniz? Başarırsam, can kızım için de harika olacak, can kocam için de, benim için de. Bunu başarmayı çok istiyorum. Hakettiğime de inanıyorum!

7 comments

  1. Bol şans Şebo? Ne kadar güzel bir tesadüf ki ben de bu akşam uzun zamandır arkamda sürünen ortaklığımdan kurtulup kendi yoluma doğru yola çıktım. İkimize de bol şans. Sevgiler. 🙂

  2. Çalışmayı geçtim fakat istemenin başaramayacağı bir güç tanımadım hayatımda sende benim 10 katım enerji ve özgüven olduğuna göre şimdiden başarıların ile gurur duymaya başlamamız gerek .

Leave a Reply