Farkındayım – Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım…
Loading

Farkındayım

Kaç zamandır yazamıyorum, yazamadıkça vicdan azabı duyuyorum, üzülüyorum, üzülünce yazamıyorum… Şu siteye düzenli yazmayı beceremedim bir türlü. Belki hayatım boyunca yaptığım iş yazmak olduğu için şimdi buraya yazamıyorum, bilemiyorum…
Kariyer açısından belirsiz bir dönemde bulunsam da her şeye rağmen evde olmak biraz iyi geliyor. Ya 12 sene aralıksız, cumartesi pazar dahil çalıştığım için ya da emin olamadığım başka nedenlerden dolayı, anne olduğumdan beri işe bakış açım çok değişti. Eskiden kariyer hırsı taşıyan ben, şimdi önceliği işin eve yakın olmasına veriyorum mesela. Evde durmak maddi açıdan kolay mı, asla değil, hele ki benim gibi kendi parasını kazanmaya alışan biri için hayli zor, ama duruyorum işte… Madem istediğim şartlar olana kadar bekleyeceğim dedim, bekliyorum ben de….
TEK BAŞINA OYNA(MA)MAK
Cankız bu durumdan çok memnun. Genellikle benim freelance yaptığım işlerden arta kalan zamanlarda oyun oynuyoruz. Benim gel-gitli dönemim devreye girdiği zaman da kendi kendine oynamasını sağlamaya çalışıyorum. Sanırım Irmak’ın bu konuda biraz ilerleme göstermesi gerekiyor. Tek başına oyun oynamak gibi bir isteği yok. Oynasa da evdeki bütün objeleri yere indirip yol yapıyor. J Ortalık darmaduman oluyor ama hiç karışmıyorum. Hatta bazen o yatana kadar toplamıyorum. Fakat iş bebeklerle oynamaya gelince, tek başına olmak istemiyor. Doktorculuk oynamaya meraklı, ama yine yanında biri yokken oynamıyor. O zaman da canı sıkılıyor TV izlemek istiyor. Ee ben de TV izlemesini istemediğim için kısır döngüye giriyoruz.
NEYSE Kİ OKUL VAR
Evden çalışmanın en zor yanı bence, çocuğun arada kalması. Anne evde ama oyun oynamıyor, anne işe gitmiyor ama iş yapıyor. İlk ay kafası çok karıştı Irmak’ın, biraz daha alıştı sanırım. Hava güzelken atlayıp arabaya dolaşmaya gidiyorduk, 3 saati parkta geçiriyorduk. Şimdi haliyle o kadar çıkamıyoruz da… Neyse ki okul var. Oyunlar oynadığı, canının sıkılmadığı okul…
Bu kendi kendine oynamama meselesinde suç bende sanırım. Bir zamanlar sürekli onla oynayarak (ev işini geçtim, yemek bile yapmıyordum) iyilik yaptığımı sanıyordum ama değilmiş… Eğer bıraksaydım oyuncaklarıyla baş başa, işim var deyip bir kenara çekilip çaktırmadan izleseydim belki de böyle olmayacaktı. Ben annemle oynayarak büyüdüğüm için aynısını yapmaya çalıştım. Annemin ev kadını benim de çalışan bir kadın olduğum gerçeğini göz ardı ederek. Ve o gerçek benim full time ya da part time çalışmamla devreye girdi. Anneyle oynamaya alışan çocuk, neye uğradığını şaşırdı.
“BİRAZDAN GELİYORUM”
Evden çalışma kararımdan bu yana kaka meselesini çözdük, okulda yemeği çözdük, sıra bunda şimdi. Bir de kendi kendine uyumasında… Dün aslında bunla ilgili de bir durum oldu. İki haftadır öğlen uykusunu kesmiştik ancak dün okula gitmedi, öğlen yıkadım. Baktım çok uykusu var, uyuttum. Sonra da bilgisayarın başına geçtim. 20 dakika sonra içeriden “anne gel” diye bağırdı. Uyku oyuncağı düşmüştü (benim pembe netbook’umla yatıyor), onu istedi, verdim ve “sen kapat gözlerini ben biraz sonra geliyorum” dedim. Beş dakika sonra gittiğimde uyumuştu yeniden. Bu durum nasıl hoşuma gitti tahmin edersiniz. Çözemezsek de sorun değil, mis gibi tenini koklaya koklaya uyutmayı çok seviyorum. Her anne gibi! Hep diyorum ya en büyük sorunlarımız bunlar olsun. 
Şimdi yine elim yüreğimde. Okul gezisine gittiler… İlki gibi değilse de bira gergin olduğumu itiraf ediyorum! Bir iç dökme seansının daha sonuna geldim. Yine aklıma geleni, konuşur gibi yazdım, kusura bakmayın… J

Bu arada iş duvarları boyamaya gelince bunu saatlerce
hiç sıkılmadan yapabilir cimcime. Nasıl olsa
birkaç ay sonra taşınacağız diye salona da bulaştık…

Leave a Reply