Dost olmak için kaç yıl önce tanışmak gerekir? – Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım…
Loading

Dost olmak için kaç yıl önce tanışmak gerekir?

 Bir insanı arkadaş olarak sevmek için ne kadar zaman geçmesi gerekir? Bir gün, bir hafta, bir yıl… Hatta şöyle diyeyim, arkadaş olmak için hep görüşmek gerekir mi? Eskiden sorulsa evet derdim. Şimdi yanıtım çok farklı. Çok net hatırlamıyorum tarihini ama sanırım 2012 yazında Twitter’a kaydoldum. Manyakanne – schepnem lakabıyla başladım. Birçok anneyle tanıştım. Onları bu kadar seveceğimi hiç tahmin etmezdim. Sadece yazışarak onları bu kadar içimde hissedeceğimi düşünsem aklıma gelmezdi…

Dün, 16 Nisan Çarşamba, Sosyal Anneler’in birinci yıl kutlaması vardı. Bi Parti’de buluşacaktık. Çocuklar oyun ablasıyla oyunlar oynayacak, biz de kahvemizi yudumlayacaktık. Irmak’ı okula göndermedim, giyindik çıktık sabah evden. Ne doğru bir karar vermişim. İyi ki evde oturmamışım. İnanılmaz keyif aldım, gün hiç bitmesin istedim. Bazı anneleri sadece yazarak tanımıştım, ilk kez görüyordum, bazılarıyla zaten görüşüyordum. Öyle bir ortam vardı ki, sanki uzun zamandır beraberiz, sanki liseden beri hiç ayrılmamışız gibi. O an fark ettim ki, 20 yıldır tanıdığım arkadaşlarımdan bazılarıyla iletişim kopma noktasına gelmiş, ilk önce “anne” sıfatlarıyla tanıdığım bu tatlı kadınlar vazgeçilmezim olmuş.

Çok güldük, çok eğlendik. Hızımızı alamadık, mekandan çıkıp karşıdaki cafe’ye gittik. Irmak da çok mutluydu. “Anne” dedi, “hep görüşelim.” Ona okulu kırdığımızı söylemedim, “bugün okul tatilmiş” dedim. Okul kırdık desem, sürekli ister diye düşündüm. O kadar eğlenmesine rağmen bir ara ben “bak iyi ki okul tatilmiş” deyince, “öyle söyleme okulumuzu seviyorum” cevabını yapıştırarak beni çok şaşırttı.

Sosyal Anneler’in kurucusu Sezen, öyle bir organize olmuştu ki… Biz de sanki uzun zamandır bu günü bekliyormuş gibi öyle bir modaydık ki, oradan kimsenin canı sıkılarak ayrıldığını sanmıyorum. Az biraz koca dedikodusu, çocuklarla yaşadıklarımız, işlerimiz… Gündem yoğundu. Sezen bir de çok cici hediyeler hazırlamıştı bizim için. Tabii aceleci ben, daha eve gelmeden hepsini tek tek ayırıp ihtiyacı olanlara dağıttım. Gazetedeyken de öyle yapardım. Özellikle Madame Figaro Yazı İşleri Müdürü iken gelen hediyelerin haddi hesabı yoktu. Çok pahalı olanları zaten geri gönderirdim, kalanların da neredeyse tamamını dağıtırdım gerçekten ihtiyacı olanlara. Bu şekilde olması bana her zaman daha anlamlı geliyor…

Diyeceğim o ki, Facebook ve Twitter bana çok şey kazandırdı. Çok eski arkadaşlarımla yeniden bir araya gelmemi sağladı. Ve bir de yepyeni dostluklar kazandırdı. Facebook’taki ManyakAnne sayfasında, hiç görmediğim sadece postalara gelen yorumlar, mesajlar sayesinde tanıdığım anneleri de seviyorum. Aynı yolda gittiğimizi görmek bende ilaç etkisi yaratıyor. Ey anneler, iyi ki varsınız… İyi ki muhteşem çocuklarımızın annesi olmuşuz, iyi ki yollarımız kesişmiş…

Hep birlikte, hep gülelim…

   

Leave a Reply