Evden çalışmak mı? O da ne? – Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım…
Loading

Evden çalışmak mı? O da ne?

rrrr

 

Ne güzel fotoğraf değil mi? Evden çalıştığımı söyleyince çoğu kişinin gözünde böyle bir görüntü beliriyordur. Yok, işin aslı öyle değil…

Bu kez sonda değil, en başta yazmak istiyorum: Bu yazıyı çalışan anne olmak ya da evde çocuğuna bakan anne ayırımı için yazmıyorum. Tamamen bizim geçtiğimiz süreci anlatıyor. Lütfen yanlış anlamayın… Her annenin evde oturma lüksü olmadığının da ya da tam tersi iş arayıp bulmanın ne kadar zor olduğunun da farkındayım. Az önce yazdığım gibi, okuyacaklarınız tamamen benim aklımdan geçenleri, birebir benim yaşadıklarımı anlatıyor.

12 sene aralıksız çalışan, hem de gazetecilik-dergicilik gibi hareketli bir mesleği olan ve işiyle övünen biri için, evde oturmak ne zor değil mi? 4.5 aylık hamileyken iş hayatım noktalandı, ta ki Irmak biraz büyüyene kadar. Bunu daha önce çok yazıp çizdim, şimdi tekrar etmek istemiyorum ancak maddiden ziyade manevi olarak zordu. Çocuğuma tapsam da, benim gibi işkolik birinin evde kalması pek kolay olmadı. Ancak kızımı bırakmayı da tercih etmedim. Eğer Irmak doğduğunda hali hazırda bir işim olsaydı dönerdim herhalde, ancak olmamasını fırsat bildim, evde kaldım.

NEDENİ BEN DE OLABİLİRİM…

Irmak 1 yaşındayken, yemesine içmesine kafayı fazla taktığım için, gittiğim psikoloğun önerisiyle çalışma hayatına yumuşak bir geçiş yaptım. bir dergide freelance çalıştım, haftanın 3 günü birkaç gün gidiyordum işe. O işte durumlar kötüleşince, gider gelirin iki katına çıkınca bıraktım. Sonra aktif iş hayatına dönmek istedim, çok sevdiğim bir yerde çalışmaya başlamıştım ki, Irmak protesto etti yemedi, içmedi, konuşmadı. Arkın’la oturduk, sabaha kadar konuştuk ve işi bırakmamın daha uygun olduğunu düşündük.

“Irmak da ben de, ikimiz birden hazır olana kadar da işe dönmeyeceğim” dedim. Bekledim. Cimcirik 3 oldu, 3 gün 3 saat okula başladı, toplam 11 ay iki farklı kurumsal iş denedim. Yine olmadı. (O dönem unnadó’da çalışmış olmaktan dolayı çok mutluyum, ki zaten ilişkimiz devam ediyor, ancak diğeri pek gereksizdi, çok gereksizdi, beni yedi bitirdi!)

İşlerin olmama nedeni bendim, üst yönetimdi, oydu buydu, şuydu… Belki istesem olurdu. Belki dişimi sıksam yine olurdu. Ama olduramadım! Kızımın evde bir başkasıyla olması hissi yedi bitirdi beni. Hasta olduğu zaman bin bir izin almak zorunda kalmak, bakıcı gelemediği zaman dert anlatmak sinir ediyordu.

Zaten kulvar değiştirmiştim, zaten maaş aktif iş hayatını bıraktığım dönemde aldığımın yanına yaklaşmıyordu, zaten bakıcı için çalışıyor gibi bir durum olmuştu… Gerek full time gerek freelance çalıştığım işlerde tahammülüm de yoktu kimseye ne yalan söyleyeyim. Ben daha tecrübeliyken, işi bilmeyen birinin gelip de bana iş buyurması tansiyonumu çıkarıyordu: “Of, bunun için mi çocuğumla geçireceğim zamandan çalıyorum” deyip bırakıyordum işi.

BİR YIL SABRETTİM

O kadar çok şey denedim ki… O kadar çok dost kazığı yedim, bir o kadar da hiç tahmin etmediğim insanlardan yardım gördüm ki… Doğumdan bu yana iş yüzünden Arkın’la o kadar çok kavga ettik ki. Evde oturduğum için kendimi yetersiz hissediyor, hırçınlaşıyordum. Evet, harika bir şey yapıyordum, çocuğumu ben büyütüyordum ancak iş konuşulmasına tahammülüm kalmamıştı. İşin maddi kısmı konusunu açmıyorum bile zaten.

Daha yazsam, yazarım da gerek yok. Bir ofise gitmeden, evden çalışmaya karar verdim geçen Ekim ayında. Ve bunu tam bir yıl sonra başarabildim. Şimdi sosyal medya yönetimi, editörlük, iletişim danışmanlığı yapıyorum. En yakınlarım dediğim kişilerden köstek yiyip, yeni kurduğum dostluklardan aldığım destekle bir yola çıktım ve ilerliyorum. Şu ana kadar gelen full time tekliflere de sıcak bakmadım açıkçası. Eğer full time çalışacaksam, buna değdi isterim. Eskisi gibi iş hayatına döneyim saplantım kalmadı. Akmasın, damlasın, ama çocuğumla geçirdiğim zamanı çalmasın, kimseye minnet etmek zorunda kalmayayım kızıma bakması için, her şeyi ben yapayım. Tam zamanlı iş hayatına dönmeyeceğim demiyorum. Eğer değecekse tabii ki dönerim. Çünkü tüm gün okulda olduğu için sadece 1 saatimiz etkilenecek…

BİR GÜNÜM NASIL GEÇİYOR?

Her gün Irmak’ı okula bırakıyorum. Eve gelip oturuyorum bilgisayarın başına. Okuldan alma saati 16.30’a kadar bilgisayar başından kalmadığım da oluyor, sadece iki saat oturduğum da. Ancak genel olarak çok yoğun diyebilirim. Hele bu aralar, paten kaymayı geçtim dolabımı düzenlemek için bir saat bile ayırmıyorum. Tek lüksüm, eğer toplantı yoksa, Irmak’ı okula bıraktıktan sonra anneme uğrayıp kahveyi onunla içmek. Bir yandan da evde ustalar çalışıyor… Eğer çok acil bir işim yoksa, geceye bırakıyorum her şeyi. Gündüz diğer işlerimi hallediyorum. Bir şekilde yola soktum kendimi. Düzenimi kurdum sayılır. Asla şikayetim yok. Bazen Irmak yanımdayken telefondan iş yapmak zorunda kalabiliyorum, uyuması için yanında yatarken telefon elimde olabiliyor ama olsun, anlattım ona, nedenini biliyor içim rahat.

Bu yazının nedeni Irmak’ın bana bugün sorduğu bir soru: “Anne, sen benimle daha çok zaman geçirmek için mi evden çalışıyorsun.” Hep soru işaretlerim vardı, hiçbir zaman emin olamıyordum, kararsız kalmıştım. Bugün dedim ki: “Değdi be Şebnem. Kızınla olmak şahaneydi evet ama iş yüzünden yedin bitirdin kendini de kocanı da. Sonra çok mücadele ettin. Kaybediyorum derken, tam pes etmişken yeniden başladım. Ve en önemlisi, kızın tüm bu mücadeleyi neden verdiğini farketti.” Irmak o cümleyi kurduğundan beri yaşlar gözlerimde, biri dokunsa ağlayacağım. Büyüdüğünde ona daha iyi bir gelecek sunmak için çalıştığımı anlatacağım, daha çok erken.

Son olarak şunu söylemek istiyorum: Ben, pes etme noktasına gelmiştim. Siz sakın etmeyin. İnsan isteyince bir şekilde tutuyor işin ucundan. Önce sağlık olsun, gerisi geliyor ya zaten!

11 comments

  1. Nasil güzel bi yazi, gercek ve samimi . Evet bu Gel gitler birden sadece ANNE olmak, Is Hayatini özlemek, maddi manevi donanim .
    Bende Biraz duruldum , Liya Melin dünyaya geldiginden 2 yasina Kadar bocaladim , bi Ara Evet calisdim Ama ne oldu dediginiz gibi ben calistikca iyi paralar kazandikca kres Benden daha fazla ödeme istiyordu, belki biliyorsunuzdur almanya da gelire Göre kres ücretleri belirleniyor. Baktim kres Benim maasa ortak , Dedim Kalsin . kizimla kres harici daha Yogun daha güzel Vakit geciriyoruz .ve onun Icin vazgectim . Simdilik:)

    1. Güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Herkes aynı süreçlerden geçiyor sanırım. Siz de bence doğru kararı vermişsiniz 🙂

    2. çok güzel.okudukça bir an kendimi hayal ettim.ben de benzer pozisyonda evden çalışan anneyim.ve ben bir 4 çocuk annesiyim.ikizlerimi büyütmeye devam ediyorum.ve en önemli genç yaşta ilk kızımda yaşadığım çocuğumdan iş nedeniyle ayrı kalma psikolojisine suçluluk duymayı hiç yaşamıyorum.canım istedikçe ve daimöa önceliği çocuklarıma vererek çalışıyorum.ve çocuklarımla inanılmaz güzel vakit geçiriyorum.
      sevgili bolg yazarı size ve minik Irmak’a mutlu ve huzurlu
      uuupuuuuzn bir ömür diliyorum.
      sevgiyle kalın..

  2. sizin yazılarınızı okurken sanki söylemek istediklerimi yazıyorsunuz, tabiyki hayatlarımız, hayatlarımızdaki karakterler farklı ama tüm annelerin rolleri aynı, sevgiler

    1. Aynı senaryonun oyuncuları farklı hali.. Her evde üç aşağı 5 yukarı aynı şeyler yaşanmıyor mu zaten?

  3. En sevdiğim blog kesinlikle burası ve ben de nazar değmesin diyorum. Maşallah maşallah 🙂 Irmak kuzusuna aferin ama anneciğinin çektiği onca çileyi görmüş, akıllı bıdık, ona da maşallah 🙂

  4. Çok güzel yazmışsın.Şuanki kendimi gördüm bende.Çalışmaya alışan kişi çocuk olsada yapamıyor.Kendini işe yaramaz,pasif bir insan olarak görüyor.Ben de şu sıralar evden yapabilecek işleri araştırmakla meşgulum umarım bulurum.

Leave a Reply