Okul arama süreci başladı… - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Okul arama süreci başladı…

okul

Yazıya başlamadan önce koca bir OFFFF çeksem kusura bakar mısınız? Bu yaştaki bir çocuk adına karar vermek ne kadar ağır aslında. Çocuğun bir şeyden haberi yok, tek derdi oyun oynamak, biz geleceği hakkında planlar yapıyoruz. Yok yok, sevmedim ben bu yeni sistemi. Keşke bizim zamanımızdaki gibi olsa her şey… En azından okul seçimi sırasında 11 yaşındaydık ve olan bitenin farkındaydık.

Daha çok var biliyorum ancak ben yavaş yavaş okul bakmaya başladım Irmak’a. Bir arkadaşımla beraber “ufaktan başlayalım, son dakikaya kalmasın, aceleye gelmesin” dedik. Aylarca bakıp, ilkbaharda nihai kararı vereceğiz diye umuyorum. Bakıyorum diyorum çünkü kocada tık yok. Şebnem bakıp eleyecek, Arkın Bey sadece kalanlara bakacak. Gel keyfim gel 🙂

Kriterlerimi birazdan sıralayacağım. Ondan önce şunu da açıklamak istedim:

En başından beri, Almanca eğitim istiyoruz. Karı koca ikimiz de Avusturya Lisesi mezunu olduğumuz için bunun isteğimiz üzerinde etkisi büyük. Çünkü şu bir gerçek ki Almanca’dan sonra İngilizce çok kolay öğreniliyor. Fakat bu Almanca konusundaki fikrim, bulduğum okula göre değişecek. Her an 180 derece dönüş yapabilirim. Şayet yaparsam, şaşırmayın.

Zor denilen okullara soğuk bakmıyorum. Bir zamanlar, Anadolu Lisesi ve Kolej sınavlarına hazırlanırken ben de yarış atıydım diyecek kadar iddialıyım. Çocuğuma verebileceğim, bırakabileceğim en güzel şey eğitim. Ailemin bana yaptığı gibi. Babam bana “sana verebileceğim tek şey iyi bir eğitim. Hiçbir şey bırakamayacağım. İyi oku ayaklarının üzerinde dur, okulun altın bileziğin olsun” demişti. Mezun olurken de gerçekten altın bir bilezik taktı bana, hâlâ bileğimde! İşte bu nedenle, tıpkı benim ya da Arkın’ın yaptığı gibi kendi ayaklarının üzerinde durması için çalışmasına karşı değilim. Bazı okul çok zor, bazısı az. Çok kolay, tek lokmalık bir okula vermeyeceğimi biliyorum. Öğretmeninden aldığım geri bildirimler de zor okulda yapabileceği yönünde. Tabii gidip en zoruna da yazdırmayacağım.

Devlet okuluna bir zamanlar sıcak bakıyordum fakat ne yazık ki giderek soğuyorum. Yukarıda da yazdığım gibi keşke eğitim sistemi bizim zamanımızdaki gibi olsa. Ben evimize en yakın okul olan İlhami Ahmed Örnekal’da okudum ilkokulu. Arkın da yine aynı okuldan mezun. (Aynı mahalle, aynı ilkokul, aynı ortaokul, aynı lise. Komik bizim hikaye. Lisede tanıştık, orası ayrı 🙂 ) Sistem eskisi gibi olsa hiç düşünmeden oraya verirdim. Ne yazık ki değişti. Niyetim, şartlarımı zorlamak. Aklımda 3 adet de devlet okulu var, tabii ki karar vermeden önce onlara da bakacağım.

Keşke öyle bir okulda karar kılsak ki, ana sınıfına, nam’ı diğer hazırlık sınıfına şimdiki okulunda devam etmesi mümkün olsa…

Gittiğim okulları, tıpkı geçen yıl Sena’nın blogun’da yaptığı gibi tarafsız yazmaya çalışacağım. Yalnız dayanamayıp araya yorumlarımı koyabilirim, şimdiden söyleyeyim…

Kriterlerim de aşağı yukarı şunlar. Önem sırasına değil, ilk aklıma gelene göre yazdım.

Verdiği yabancı dil/diller

Eve uzaklığı

Fiyatı

TEOG başarı puanı – akademik başarıya verilen önem

Sınıflardaki kişi sayısı

Sportif ya da sanatsal faaliyetleri

Okul saatleri

Kantin – yemekhane durumu

Öğretmenler direkt iletişim kurabilme

Ödeve yaklaşım

Müfredat – Bakış açısı (Anladınız ne demek istediğimi)

Anasınıfı ve ilköğretimin aynı binada olması

Dün, 10 Kasım 2014’te İELEV’e, İstanbul Erkek Lisesi Eğitim Vakfı’na gittim. Çok yakında burada olacak okul hakkında öğrendiğim her şey. İşe, bu giriş yazısıyla başlamak istedim.

#cimciriginokulu

Leave a Reply