Bilemezdim… – Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım…
Loading

Bilemezdim…

tyu

Son günlerde “okulla kafayı bozdun”, “ay ne var canım gönder birine, okul değil mi” diyenlere içten içe o kadar kızıyorum ki. Ben gibi, biz gibi düşünen herkesin eğitime önem verdiğini biliyorum. Vermeliyiz de. Ne yazık ki değişen sistem, tüm dengeleri sarstı. Herkes en iyinin peşinde. Benim de görevim iyi bir birey yetiştirmek. Bunda her ne kadar ailenin payı varsa, okul da bir o kadar önemli. Sadece eğitimi değil, okuldaki arkadaşları, arkadaşlarının anne babaları da keza.

Şu anda benin görevim, kızıma iyi bir gelecek için mücadele etmek. Tam da onu yapıyorum zaten. Bu süreçte her aşamayı da sosyal medyada paylaştığım için olumlu-olumsuz bir sürü yorum geliyor. Geçen gün bir arkadaşıma “siz bir çocuk yapın da sonra konuşalım” derken buldum kendimi. Umarım kırılmamıştır. Ancak bazı şeyler, gerçekten ve gerçekten ebeveyn olunca daha iyi anlaşılıyor.

İşte tam bunları düşünürken aşağıdakiler geldi aklıma…

Anne olmadan önce…

Ultrason muayenesi sırasında, 5 parmağı bir arada görmenin ne kadar keyifli olduğunu,

Bir öksürüğün bu kadar içimi acıtabileceğini,

Bir gülücüğün beni sevinçten uçurabileceğini,

Derecedeki 38’in bu kadar üzebileceğini,

Hayatta en sevdiğim dediklerimi bile asla bebeğim kadar sevemeyeceğimi,

Her sabah sağlıklı uyanmanın bu kadar önemli olduğunu,

Aslında iş güç ve maddi şeylerin ne kadar geri planda kalabileceğini,

Kendime iyi bakmam gerektiğini,

170 cm boyumla 160 cm’lik yatakta bu kadar rahat yatılabileceğini,

Bir çift ayağın beni bu kadar duygulandırabileceğini,

Bu kadar uykusuz kalabileceğimi,

Söz konusu çocuğum olunca kendi anneme, kocama bile güvenemeyeceğimi,

Bebeğim yatağında döndüğünde çıkan sese bile uyanabileceğimi,

Kocam iş için yurt dışına gittiğinde hangi şehre gittiğini sormayı unutacağımı,

Korktuğum onca şeyi bırakıp, “ona bir şey olacak” korkusu yaşayacağımı,

Endişe seviyemin bu kadar artacağını,

Pikniğe gidip bir dakika bile oturmadığımda mutlu olacağımı,

Bütün gün oyuncak toplamanın bu kadar zevkli olacağını,

Hasta olduğunda doktoru dinlerken kalbimin bu kadar hızlı atacağını,

Önceliklerimin bu denli değişeceğini,

Evde yalnızken, o okuldayken vicdan azabı çekeceğimi,

Aklımın bu kadar onda olacağını,

İlaç prospektüslerini ezberleyeceğimi,

Moral bozan insanlardan bu denli kaçacağımı,

İlkokul bile olsa, okul seçiminin bu kadar önemli olduğunu,

En sevdiklerim bile ona benim istemediğim şekilde davrandığında onlara bu denli yükleneceğimi,

“Seni seviyorum”u ondan duymanın bu kadar tarifsiz bir mutluluk vereceğini,

Annemi bu kadar iyi anlayacağımı,

bilemezdim. Ve şimdi, iyi ki biliyorum…

9 comments

  1. süper bir liste, gözlerim doldu…elinize saglik…okul seçiminde de bol sans. ne zor bir karar olduğunu gayet iyi biliyorum.

  2. Benim oglanlar henuz 21 ve 6 aylik ama biz bile okul olayina kafa yormaya basladik. Etrafimda benden kucuk bebegi olanlar bile bu konuyu tartisiyor. Bir yerlere adimizi mi yazdirsak, iyi okullar icin daha bebekken kuraya katilmak gerekiyor vs. vs. Insan ne kadar cok sey okursa o kadar kafasi karisiyor. Simdi gundemimizi mesgul eden soru ozel okula gondermeli miyiz, gondereceksek ne zaman… Cocuk demek kafanda bitmek bilmeyen sorular demekmis, onu anladim!

  3. Okul seçimi gerçekten çok zor.Kızım 2.sınıfta okuldan çok öğretmenimiz açısından çok şanslıyız.Okuldan ziyade öğretmen seçimi yapılıyor.Özellikle öğretmen araştırmanızı şiddetle öneririm.Kolaylıklar,sevgiler…

Leave a Reply