Annemden bana, benden kızıma - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Annemden bana, benden kızıma

ankara 2010
Irmak 3 aylıkken, Ankara’da. Anneannem, annem, can kızım, ben…

Annem, çok nasihat etmezdi bana. Daha doğrusu, çaktırmazdı. En yakın arkadaşımdı çünkü. Her şeyi, eksiksiz her şeyi anlattığım tek insan. Hâlâ… Bu yüzden söylediklerini nasihat olarak algılamazdım. Arkadaş önerisi gibi gelirdi. Ergenken bile yaşıtlarım kadar çok tepki vermemem bu yüzden…

Bana hep dedikleri:

Sevdiğin adamla evlen. Aşık olduğun adamla. Evlilik çok zor. Onu daha da zorlaştırma.

Kendi ayaklarının üzerinde dur. Ne yaparsan yap, kendi ayaklarının üzerinde dur.

Para biriktir. Bir yerde sana ait az ya da çok bir para olsun.

Kendini beğen. Kendini sev.

Aklından geçenleri söylemeden önce bir kere yutkun. Aceleci davranma. Önce düşün.

Pes etme. Sen her şeyi mücadele sonucunda elde ettin. Her şeyi yapabilecek kapasiteye sahipsin. Bu yüzden hiçbir zaman pes etme.

Herkese sonuna kadar güvenme. Önce bak, tanı, sonra güven.

Kimsenin sezi ezmesine izin verme.

Kadın, çok güçlüdür. Sen de öylesin. Sakın birinin gelip de seni ezmesine izin verme.

Mutlaka üniversite oku, mutlaka diploman olsun, ehliyetin olsun. Hiçbir şey için bir başkasına muhtaç olma.

Evet, anne oldun. Ama Şebnem olduğunu da unutma.

Eğitim çok önemli. Eğitimini kullan.

Doğru arkadaşlar seç. Evet ailen senin seçimin değil, ancak arkadaşlarının hepsini kendin seçeceksin. Seni yanlışa değil, doğruya yönlendiren arkadaşlar edin.

Ne yaparsan yap, ne kadar yanlış olursa olsun, ben senin yanındayım. Önce bana gel. Seni sen çok biz koruyabiliriz, bunu unutma.

 Bunların kaçını yaptım? Hiç söylemeyeyim… Yanlışı yapmadan doğruyu göremeyenlerdenim ben. Önce hatayı yaptım, sonra annemi dinledim desek daha doğru olur. Şimdi bu cümlelerin aynılarını ben kızıma söyleyeceğim. Ne bir eksik, ne bir fazla…

Annem hâlâ uğraşıyor benimle. Çok yiyorum başının etini. Tutamıyorum kendimi. İstiyorum ki, Irmak da benim yaşıma geldiğinde, o da hâlâ bana danışıyor olsun. Annemle ilişkim nasılsa, Irmak’la da aynısı olsun istiyorum. Yazmıştım zaten daha önce.

Şimdi sürekli ölümü sorguluyor ya. “Çocuklar büyümene anneler ölmez değil mi” diye sordu geçen akşam. Facebook sayfamda yazmıştım zaten. Kitlendim kaldım. Ne istiyorum biliyor musunuz? Büyüsün, çocuğu olsun, çalışsın, ben bakayım. Yani, bunun altında yatan şu: Onu büyüteyim, hayatını kursun, ben de yardımcı olayım. Hep yanında olayım… Zaten endişe kat sayısı yüksek bir insanım, bir de bu sorulardan sonra günlerce kendime gelemiyorum…

Sihirli bir değnek olsa, gitsem 20 yıl sonraya baksam 5 dakikalığına, geri gelsem…

2 comments

  1. merhabalar, anneyle bir kızın bu kadar güzel ilişkisi olması ne güzel. peki sizce anneniz nasıl sağladı bunu, böyle her şeyi anlatmanızı. neler yapmalıyız ki bizim çocuklarımızda sizin gibi düşünsün. nasıl davranmayı düşünüyorsunuz sizin cimcirikte herşeyi size anlatsın. çünkü bu gerçekten çok zor bir durum. annenizi tebrik ediyor uzun ömürler diliyorum.

    1. Hiç yargılamadı… Büyük tepkiler vermedi. Farklı düşünse de “seni anlıyorum” mesajı verdi. Hala da öyle… Ben ne kadar yapabileceğim, merak ediyorum

Leave a Reply