Kendi kendimi sakinleştirmeyi öğrendim - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Kendi kendimi sakinleştirmeyi öğrendim

stress

Son 6 aydır kendi kendime “mutluluk oyunu” oynuyorum. Eskiden kafaya taktığım her şeyi, başka bir açıdan görmeye başladım. Örneğin bir zamanlar kariyeri çok iyiyken sonra iş arar moda geçince yıkılmıştım. Yaklaşık 1 sene kötü geçti. Sonra dedim “ben ne yapıyorum”. Pozitif görmeye başlayınca, 3 anne güç birliği yaptık, güzel işlere imza attık. Devam da ediyoruz.

Atıyorum artık aklımdan kötüleri. Mesela bir sorun mu var, bir şey mi oluyor, hemen yakın dönemde olan iyi bir şeyi düşünmeye çalışıyorum. O da mı yok? Açıyorum bilgisayarı.  Yazıyorum. Sürekli yazıyorum. İşimi düşünüp, nasıl geliştireceğime bakıyorum.

Bir de eve takıyorum. Az önce 9 sene önce evlenirken aldığımız büfeyi gönderdim mesela evden. Hafifledim. Bu eve taşınırken ne kadar sadeleştiğimizi yazmıştım. Evden hâlâ bir şeyler atıyorum ama yine de kalabalık. Biz ne kadar eşya tutmuşuz. Ne gereksiz yük bindirmişiz üzerimize. “Ne kadar az o kadar iyi” aslında. Hani bana kalsa daha gönderecek çok şey var da Arkın bozuluyor.

Bir iş bozulduğunda “bir kapı kapanır diğeri açılır” da diyorum, “vardır bunda bir hayır” da. Bunu düşünmek rahatlatıyor beni. Eskisi gibi “hep beni buluyor” ya da “xxx yüzünden” demiyorum. Bunu yapmaya başladığımdan beri rahatım.

Yakınım hastalandığında çok üzülüyorum evet ama “önce kızım” diyerek frenliyorum kendimi. Çünkü her şeyden önce onun sağlığı ve mutluluğu geliyor. Okula arayışında çok bunalmıştım. Aynı okulda devam etme kararı alınca rahatladım. Ara ara aklıma yine soru işaretleri gelse de kovuyorum. Daha sonra gideceği okulu da şimdiden düşünmüyorum. Biliyorum artık ben ne yaparsam yapayım her şeyin olacağına vardığını.

Bu yüzden sakinleştim sanırım. Hırslarım zaten yok oldu doğumla beraber. Diğerleri de, kendime yaptığım işkence de azalıyor giderek. Ne kadar az söylenirsem, ne kadar az “neden ama neden” dersem, o kadar az oluyor üzüntüm. Kavgaları da uzatmıyorum, tartışmaları da. Kendi kendimi sakinleştirmeyi öğreniyorum.

Keşke bunu birkaç sene önce başarsaydım. Belki o zaman daha farklı olurdu her şey. Ancak bunda da avuntum: “Zararın neresinden dönsek kardır.” Biliyorum artık her şeyi kontrol edemeyeceğimi, çoğu olayın benden bağımsız geliştiğini ve seyirci kaldığımı. Bunu bildikten sonra, sanırım daha kolay çözülüyor her şey.

Spor yapmanın, paten kaymanın da bunda büyük etkisi olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Egzersiz, resmen stresi kovuyor vücuttan. Bence, biz istersek, günlük hayatta bizi yoran sıkıntılardan uzaklaşabiliriz. Ben başardığıma göre herkes yapabilir bunu. Tabii ki çok sıkıldığım, gerildiğim dönemler oluyor. Ancak kendimi rahatlatmayı başardığım için eskisi kadar yıpratmıyor beni. Küçükken, annem, büyüklerim “hayırlısı” dediğinde kızardım. “Ne demek canım, uğraşın yapın işte derdim. Şimdi öyle iyi anlıyorum ki onları!

Hayatı akışına bırakıyorum.

Allah çaresiz, baş etmesi güç dert vermesin…

Leave a Reply