“Burada birbiriyle yarışan anne babalar yok…” - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

“Burada birbiriyle yarışan anne babalar yok…”

2

Yasemin, eski bir arkadaşım. Hatta o ve eşi, eskiden Arkın’la aynı şirkette çalışıyorlardı. İşler değişti, arkadaşlık baki kaldı. Ben onu ilk tanıdığımda Amerika’da yaşıyordu. Sonra İngiltere’ye taşındı. Şimdi, orada iki çocuk annesi.  Hem de ikisinin arasında sadece bir buçuk yaş var…

Art arda sorayım. Çocuk yapmaya kaç yıllık evlilikten sonra karar verdiniz? İkisinin arasında aç ay var? Planlı mıydı?

Plansızdı. Öğrendikten sonra iki hafta kendime gelemedim. İkisi birden nasıl oluru aklim almadı. Grace daha 9 aylıktı, onunla baş başa yapmak istediğim bir sürü hayalim vardı. Daha annesine doymadan paylaşması gerekecekti, istediğim özende çocuklarımı büyütemeyecektim. Tek çocukla istediğim detay ve titizlikte ilerleyebiliyorken iki bebekle bu imkansızdı… Fakat ikisinin birlikte olduklarındaki mutluluğu bu soruları unutturdu bana. Grace 17 ay anne ve babasından tam anlamıyla dolu dolu ilgi aldı, kardeşi ilgiyi her zaman Grace ile paylaştı. Hangisi daha şanslı? Tamamen bakış açısına bağlı… Ashton Can çok şanslı çünkü Grace’in kahkahaları ve öpücükleri, bazen de çığlıkları, ağlamaları arasında büyüdü. Neşeli ve hareketli bir hayati var. İyi ki ikisi de var!

Orada, Oxford’da tek başına zorlanıyor musun?

“Hayır, hiç zorlanmıyorum. Meğer ne kadar da kolaymış iki bebek birlikte büyüyor”  dersem yalan olur. Evet zorlanıyorum.

Türkiye’de olsan yine aynı şekilde kısa arayla doğum yapar mıydın?

Türkiye’de olsam aile desteği ile bu kadar yoğun bir tecrübem olmayabilirdi ve daha rahat geçiriyor olabilirdim. Planlı bir şekilde kısa arayla doğum yapmazdım fakat simdi bu şekilde olduğu için mutluyum. Daha ilk çocuğu çözmeye çalışırken başka bebek hayal etmek pek kolay değil…
11692492_10153008087502957_6055355437269605217_n

“OTURMAK YOK!”

Çalışıyor musun? Ya da şöyle sorayım, ileride çalışmayı düşünüyor musun?

Grace’e 3 aylık hamile iken Londra’daki işimden ayrıldım. Peyzaj mimarıyım ve Londra’da ülkenin en önde gelen tasarımcısıyla çalışıyordum. Butik projelere dahil oldum. Dünyaca ünlü müşterilerin evlerinin bahçelerini tasarlama şansım oldu. Derken hamile kaldım ve gözüm başka hiçbir şey görmez oldu. İçimde bir canlı büyürken hiçbir şey olmuyormuş gibi işime devam edemedim, dikkatimi veremedim. Ev-iş arası ciddi bir mesafeydi, hamileliğimi stresli yollarda geçirmeme kararı aldım. Evden çalışmaya devam edip işten ayrıldım. Aldığım en doğru karardı. Az ve öz işler alıp çalışmaya devam ediyorum. Grace 2 yaşında, Ashton 7 aylık. Gerçekçi olmak gerekirse vaktim yok denecek kadar az. Yönetebileceğim boyutta işlere dahil oluyorum. Büyüdüklerinde, kendime daha çok zaman ayırır duruma geldiğimde daha yoğun bir iş hayatına adım atacağım. Yeni projeler, farklı iş kolları, hayaller, hedefler bunlara devam.

Bir günün nasıl geçiyor?

Dolu dolu geçiyor, oturmak yok. İkisini farklı besin ihtiyaçlari var. Yemek planları, oyun planları, gündüz uyku durumları, market alişverişi, yürüyüş, akşam banyoları, kitap okuma ve uyumaları… Sonra 1 saat içinde uyanmaları ve sabaha kadar benim 6-10 kez kalkmam. Şansliysam 3 Kere Ashton için 2 Kere de Grace için kalkmam gerekiyor. 5.30-6 arası kesin kalkış. Önce Grace kahvaltı ediyor. Ashton biraz daha geç uyanıyor bazen, sonra onun kahvaltısı, kahvaltı sonrası aktivite zamanı. Açık havada yürüyüş, müzik ve dans günlük tekrarladığımız aktiviteler. Grace ile Yoga yapıyoruz bazen. Günlük yaptığım her işe dahil oluyorlar. Grace Ashton ile ilgili şeylere dahil olmayı seviyor. Banyoda yardım ediyor veya izliyor.

Eşin Ashley sana yardımcı oluyor mu?

Evet, evde olduğu sürece çok yardımcı oluyor. Fakat isi gereği haftada 3-4 gün evde olmayabiliyor. Haftanın yarısı bana single mom denilebilir. Bir gün çocuklarla yarım gün geçirdi, bundan yaklaşık 3 yıl önce Kilimanjaro’ya tırmanmıştı, toplamda 1 haftalık bir surede tırmandılar ve indiler. O zaman bile bu kadar yorulmamış. 🙂

Sence orada çocuk büyütmekle buradakinin arasında ne gibi farklar var?
Türkiye’de çocuklara çok kolay ilaç veriliyor. Burada gerçekten gerekmedikçe ilaç verilmiyor. İlk başta buradaki sağlık sisteminden şikayetçiydim, alışık olduğum tarzda değildi. Fakat şimdi memnunum. 10 yıldır antibiyotik kullanmadım. Grace ateş düşürücü dışında bir şey içmedi. Grip, ilaçsız da aynı sürede geçiyormuş, onu gördüm.
Türkiye’de herkes birbirinin işine çok karışıyor. Yorum üzerine yorum, baskı vs. Burada dingin kafayla çocuk yetiştirebiliyorsunuz. Burada birbiriyle yarışan anneler babalar yok.
Fakat burada komşuluk, aile, arkadaşlık ilişkileri ülkemizdekinden farklı. En azından benim tecrübem bu. Çocuklarımın ailemin, arkadaşlarımın arasında büyümelerini isterdim. Her gece 8-8.30 yataktalar. Biraz daha düzensiz bir yaşam onların daha çok hoşuna gidebilirdi. Akdeniz ülkesinin sıcakkanlılığında çocuk yetiştirmek güzel bence.

rrr

 

Peki yaşadığınız yer nasıl?

Burada Oxford’a yakın ufak bir kasabada yaşıyoruz. Çocuklar için her yaşa özel aktivite, oyun grupları çok. İnanılmaz uygun fiyatlarla hem de. Her günümüzü doldurabiliyoruz. Ufacık kasabada, müzik, dans, bebek grubu, hamile masajı, oyun grubu, kütüphane aktiviteleri gibi çeşitli etkinlikler var. Olmamalarını düşünemiyorum. Ülkemizde büyük bir şehirde bir sürü para harcamadan bu kadar aktivite yapılması mümkün değil. Bu aktiviteler çocuklar kadar anneler için de mühim. Başka anne ve çocuklarla bir arada olmak kesinlikle önemli. Mesela burada birçok kişi bilinçli bir şekilde kısa süre arayla doğum yapıyor. Kendimi yalnız hissetmiyorum. Kimse “Sen ne yaptın, biraz bekleseydin” gibi yorumlar yapmıyor. Türkiye’de tanıdığım tanımadığım, taksi şoföründen asansördeki kadına kadar herkese dert oldu halim. Orada olsam bunalıma girerdim belki.

“DAYANILACAK TEMPO DEĞİL”

Ashley’nin Türk babalardan farkı var mı?  En azından gördüğün kadarıyla…
Genellemelerden pek hoşlanmam fakat kendi tecrübelerim doğrultusunda yorum yapacak olursam Ashley evde olduğu sürece canı gönülden çocuklarla ilgili her konuya dahil oluyor. Bir şey istememe veya söylememe gerek kalmadan yapıyor çoğunlukla. Benim çocuklara ne kadar güzel baktığımı sürekli dile getiriyor. (Motivasyon sağlam :-)) Kendisinin işe gitmesinin benim günümden çok daha kolay olduğunu söylemesi, yorgunluğumu anlaması ve bunun için bir şeyler yapmaya çalışması… Kendim için bir şeyler yapmamı gönülden istemesi… Henüz kendime geçemedim, o ayrı.  Bazen onun yemek yapması, benden yemek, ev isi ne olursa olsun hiçbir şey beklememesi. İkimiz de birbirimizin ev ile ilgili mecburi görevleri olduğunu düşünmüyoruz. Garip bir şekilde konuşmadan kendimizce is bölümü yapmışız. Güzel bir ahenk ve karşılıklı saygıyla sürüyor ilişkimiz. Herkes elinden geleni yapıyor. Kim, neyi ne kadar yaptı hesapları yok. Geceleri ben uyumuyorum, bu onun bünyesinin kaldıracağı bir şey değil. Sırf o da yaşasın diye ondan bunu istemem doğru değil. Uykusuzluğa alışkın bir aileden geldim ben. Ashley doğumda da yanımda tüm desteğiyle durdu. Birisi bana hamile masajı yapıyordu düzenli. Bu kişi doğumdan önce Ashley’ye doğum esnasında sancılarımı rahatlatacak bazı önemli masaj noktaları gösterdi, Ashley, ben istediğim için bunu öğrenmek istedi. Doğum sırasında hep yanımdaydı. İki çocuğumuzun da göbek bağını o kesti. İlk doğumum çok uzun surdu, ikinci doğumum 45 dakika. İkisinde de yanımda o olduğu için çok rahattım.
Buraya kadar Ashley’nin yaklaşımını anlattım. Benim tanıdığım Türk erkeklerinden oldukça farklı. Büyükbabam anneanneme çok yardımcıydı, kendisi Yugoslav göçmeni. Babam bir o kadar tersi bir örnek. Bizim ve evimizin tüm finansal sorumluluğunu alıp onun dışındaki her türlü sorumlulukları anneme bırakmıştı. Birçok Türk erkeği, evde çocuklarına bakan ve evin yönetimini elinde tutan eşlerinin ne yaşadıklarının haberdar değiller. Değiller ki bir de eve geldiklerinde dört dörtlük sofra beklentileri olabiliyor. Babam kendisini ziyarete gittiğimizde 1 hafta beni gözlemledikten sonra “Kızım bu nedir, dayanılacak tempo değil” dedi. Tabii tabi kendisinin annemi gözlemleyecek vakti olmamıştı. Şimdi anlıyor o günlerini… Eminim çok yardımcı birçok Türk erkeği vardır. Bunlar benim genel tecrübelerim.

Sana yardımcı olan başka biri var mı?

Annem… Doğumdan 1 ay önce yanımıza geldi ve sonrasında da 3 ay birlikteydik. Bu çok kritik bir dönemdi. O olmasa bu şekilde atlatamazdık. Ben Grace ile mümkün olduğu kadar yaptığımız her şeye devam ettim, annem de oğlumuzla ilgilendi ya da tam tersi. Ashton doğduğunda bir gece hastanede kaldım. Ertesi gece evdeydim ve Grace’in banyosunu yaptırıp yatağına yatırdım mesela. Lohusa olmadım ben. İkisinde de pek lohusalık yaşayamadım. Hayatımızdaki bu çok büyük değişikliği güzel atlattık.

Sence Türkiye’de hamile olmak ve orada olmak arasında fark var mı?
Burada ebe kontrolünde çoğunlukla her şey. Hamile olduğunuz anda mavi bir dosya veriyorlar. O dosyaya hamilelik süresi boyunca tüm takipler isleniyor. Hangi hafta doktor randevusu, hangi hafta ebe, hangi hafta ultrason hepsi en baştan belli. Her şey yolunda olduğu surece de o plan ile devam ediliyor. Normal doğum çoğunlukta. Bu bahsettiğim özel sağlık sitemi değil. Tanıdığım herkesin tecrübe ettiği NHS (National Health Servise), devletin sağlıkla ilgili hizmeti. Size hamileliğinizle birlikte hemen bir kart geliyor hamilelik boyunca ve doğumdan 1 yıl sonrası boyunca ilaçlardan, diş kontrolü ve tedavilerden ücretsiz faydalanabilmeniz için. Bazı tren firmaları normal biletiniz de olsa hamileyseniz First Class’ta yolculuk etmenize izin veriyor. Sadece 2 ultrasona sokuyorlar her şey yolundaysa, 12. ve 20. hafta. Tıbben daha fazla ultrasona gerek yok aslında. Her şey yolundaysa tabii. Diğer kontroller ebeler tarafından yapılıyor. Bazı önemli haftalarda da doktor kontrolü… Tüm hamileliğim boyunca kontroller, ultrason, doğum için 1 kuruş harcamadık İngiltere’de.


1
17 ay fark ile iki çocuk sahibi olmak kesinlikle kolay değil. Fakat çok eğlenceli yanları da var… 

17 aylıkken kıskançlık duygusu henüz gelişmediği için Grace’in Ashton Can’a yaklaşımı çok güzeldi ve hâlâ güzel. Uyanmasını bekleyemiyor. Sabahları sarmaş dolaşlar. Zor kısmı Grace için, anne her an onun için mevcutken paylaşması gerekti. İkisin,n aynı anda bana ihtiyacı olduğu anlar benim için en zoru oldu, “Keşke benden iki tane olsa” dedim. Zamanla yeni yöntemlerle bu noktaya pek gelmez olduk. Bu işin en faydalı kısmı, Ashton kendini oyalamayı çok erken öğrendi. Sakin, mutlu bir bebek. Gündüzleri kendi başına yatağında beni beklerken hiç ağlamadan uyuduğu çok oldu. (Grace’te hiç beceremediğim bir şey.) En başta akşam uyku saatlerinde çok zorlandım. Özellikle Ashley’nin haftanın yarısında evde olmamasından ötürü. Grace’in 2 haftalıktan beri oturmuş, uykuya hazırlık rutini var. Klasik müzik eşliğinde banyo, masaj, sarılma, kitap ve yatak. Muhteşem huzurlu, sakin bir atmosferdeki bu ritüel tabii ki etkilendi. Ashton’ın ağlamaları, ihtiyaçları, öncelikleri devreye girdi. Kaos diyebiliriz. Bazen ikisinin çığlıkları arasında son derece stresli geçti. En rahati ve herkesin mutlu olduğu yöntem banyoda Grace’ten yardim istemem, şampuanı tutması, kuruladıktan sonra krem sürmeye, masaja yardım etmesi… Sonra da benim yatağıma gelip Ashton’ı emzirirken, Grace’e kitap okumak ya da o da sütünün içerken bana ve bebeğe sarılarak uyuması oldu. İkisi aynı anda uyuyor. Ağlama yok, muhteşem… 🙂

Zor yanı, Grace odasına alışmışken bu konuda geri adım atmış olduk. İkisi de sürekli büyüyor, gelişiyor ve bu değişime rutinlerimizin de ayak uydurması gerekiyor. İkisi de uyuduktan sonra yapmak istediğim çok şey oluyor ancak yorgunluktan yapamıyorum… 

Başka konu yeme içme. Grace ilk çocuk. En baştan aldığım karar yemek masamıza onu dahil etmek, istediği kadar etrafı kirletsin kendi kendine yemek yemesine 6 aylıkken başlatmak, yemezse ısrar etmemekti. Bunlara rağmen Grace az yiyen bir çocuk oldu. Okuduğum her şey ve doktor “çocuğuna güven” diyordu, yine de içim rahat etmiyordu. Israr etmiyordum fakat bir sürü yöntem deniyordum. Yas 1.5 olup büyüme eğrisinde en altta kalınca panikleyip birkaç öğünde oyalayarak yedirmeyi de denedim, TV karşısında yedirmeyi de. Bir akşamda 3 çeşit yemekte pişirdim. Sonunda kan tahlilleri yaptırdım, “kim bilir neler eksik” derken her şey normal çıktı ve neredeyse hiç hasta olmayan bir çocuk olduğu için doktor beni teselli etti. Ashton da katı gıdaya başlayınca, Ashton’a ayrı, Grace’e ayrı ve kendimize ayrı yemek yaptım bir hafta önceye kadar. Bu da mutfaktan neredeyse çıkmamak demek oluyordu. Çocuklarımla ilgilenmek ve ev isi dengesi bozulmaya başlamıştı. Kırmızı alarm!!!
Ashton’ın yemekle arası çok iyi. Grace kendisi yiyor artık. Yine de birkaç ekstra kaşık ilavem olabiliyor. Mümkün olduğunda dereye girmemeye çalışıyorum. Bir haftadır herkes aynı yemeği yiyor. Şimdilik muhteşem gidiyor. 7 aylık bir bebek aslında eler yiyebiliyormuş, şaşkınım. Keşke Grace’te de bu kadar rahat olsaydım.

Leave a Reply