O duvarlar boyanacak - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

O duvarlar boyanacak

IMG_3694

Rengarenk duvarları vardı odamın…

Bir gün elime tahta kalemi alıp, çok sevdiğim bir sözü yazdım duvarıma… 19 yaşındaydım sanırım. Sonra sevdiğim şarkı sözünü yazdım. Annem hiç ses çıkarmadı, babam önce hafif yüzünü ekşitse de ertesi gün bir baktım “en güzel böcek” yazmış. (Evet, bana böcek diyor. 🙂 )

Sonra o duvar ne hallere büründü. Eve her gelen arkadaşım, her misafirin eline kalem verip bir şey yazdırırdım. Muhteşem bir hatıraydı bana. 23 yaşımda, iyi hissetmediğim, geçmişe baktıkça üzüldüğüm bir dönem boyatma kararı almıştım. (Arkın’la ayrılmıştık ve barışmamız imkansıza yakındı. 10 senelik evliyiz, bu cümle garip oldu ama anladınız siz. 🙂 ) Ancak boyanırken bakamayacaktım. Gittim halamda kaldım iki gün. Odam boyandı. Tabii önden birçok fotoğrafı çekildi. Hepsi fotoğraf kutumda duruyor. Irmak’a gösterdim, inanamadı. Boyandığında çok da üzülmemiştim aslında. Evet, zamanı gelmişti. içimde kalmamıştı ne güzel…

Bir dönem öyle abartmıştık ki duvarlarda yer kalmayınca, merdivene tırmanıp tavana yazmaya başlamıştık arkadaşlarımla. Fotoğraflar asılıydı. Şarkı sözleri, şiirler, kızınca yazdığım satırlar… Her şey duvardaydı.

İyi ki de yapmışız.

İyi ki de izin vermiş annemle babam. Bir kez de buradan teşekkür edeyim onlara.

İyi ki ben de şimdi odasında her türlü sticker ve boyamaya izin veriyorum. Hatta şimdi değil, iyi ki bir yaşından beri belirli bir duvarı boyama ve belli bir yere sticker yapıştırma hakkı var. (Kendi evimde oturuyorum evet de kiradayken de izni vardı. Nasıl olsa sorulur diye yorum gelmeden yazayım dedim.)

Eğer duvarlar boyansın istemiyorsanız yapışkanlı kağıtlardan alıp duvara yapıştırabilirsiniz. İstediği kadar boyasın, sonra kaldırın. Ayrıca duvar boyatmış bir anne olarak benim gördüğüm, eğer tek bir yeri boyamaya izin verirseniz zaten keyfini aldığı için diğer duvarlara yanaşmıyorlar.

Ne zaman Irmak’n odasının fotoğrafını koysam “dağınık, çok renkli kafa karışır” yorumları geliyor. “Ev toplu olmalı” deniyor. İşte bunlara inanamıyorum ben. Biz bütün gün oynardık, babam gelmeden önce toplanırdı ev. Odalarımıza zaten karışılmazdı. Şimdi bizim ev kah toplu, kah dağınık. Küçük olduğu için genelde toplayıp yatıyoruz. Fakat bazı akşamlar savaş alanı gibi bırakıp uyuduğum da oluyor. Hiçbir zaman baskı da kurmuyorum. Zaten topluyor çocuk. Zaten birini toplamadan diğerine geçmiyor. Zaten odası dağınıksa uyumak istemiyor.

Burası onun da evi. İnsan evinde elini kolunu nereye koyacağını şaşırırsa, mutlu mu olur? Bardak kırıldığında gerilirse, ona kızacaklar korkusu yaşarsa? Yanlışlıkla kırılan bir bardak için kızmam ben çocuğuma. Kapının camını indirse, ona da kızmam. Yaşadığı korkunun üzerine bir de kızayım mı?

(Ah tabii yanlış anlaşılmasın. Dışarıdan nasıl görünüyor bilmiyorum ama böyle her şey süt liman değil evde. Bizim üç kişilik çekirdek ailede de ses yükseliyor tabii ki zaman zaman. Kalbimiz de kırılıyor. Suratımız da asılıyor. Sınırlar da zorlanıyor. Ancak bu kızmaların dağınıklık nedeniyle olmadığını söyleyebilirim.)

Uzman değilim. Ben de sadece bir anneyim. Keşke hem anne hem de psikolog/pedagog olsam… Ama değilim işte. Bence… Çocuğumun kafası odası renkli diye karışmaz. Odasının toplu ve duvarların bembeyaz olması mı önemli, üzerinde sürekli baskı hissetmesi mi? Ben öyle büyüdüm. Renkli bir odada. Büyümenin ötesinde, neredeyse öyle bir odadan çıkıp evleniyordum. Başına gelebilecek en kötü şey, bana benzemek. Onun da bir sakıncası yoktur herhalde!

4 comments

  1. kendinizi anlattıgınız kısımda kendimi gördüm. ben de ailemle yaşarken odamın duvarlarında boş yer yoktu. heryerine boyalarımla resimler çizmiştim. orası benim mabedim gibiydi. hatta abartıp bi kere çok yagmur yağıyor diye bir sokak köpeğini alıp odama sokmuştum. heryer ıslak köpek kokmuştu=))babam kızmıştı ama bir şey diyememişti. velhasıl zamanında annem bana sabredebilmiş ve ben şu an yaratıcı tablolar yapıyorsam demek ki dağınık odalar biraz da özgürlüktür=)

Leave a Reply