Sofra hazırlamak - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Sofra hazırlamak

IMG_3813

Irmak yaşındayken annem sofrayı hazırlamamı istediğinde çok mutlu olurdum. Kendimi öyle önemli hissederdim ki. Sonra büyüdüm, bakkala da gitmeye başladım.

“Koş bir ekmek al gel” cümlesi, özgüven fırlamasına neden oluyordu. Abimle kavga ediyorduk kim gidecek diye.

Büyüdükçe, bu hevesle yapmaların yerini “offf yine mi ben” cümlesi aldı. Hatta abimle ettiğimiz kim gidecek kavgaları, “kim gitmeyecek”e dönüştü. Annem çok istemezdi bizden ev işi, ders çalışıyoruz diye de dokunmazdı. Sonra ikimiz de hemen iş hayatına atıldığımız için yine dokunmadı. Tabii ki elimizden geleni yapıyorduk… Fakat

Irmak, şu an çok hevesli. Aynı bizim o zamanlarımız gibi. Masa hazırlamak özellikle en sevdiği konu. Amerikan servisleri de o seçiyor, bardakları da. Kimin nereye oturacağına o seçtiği renge göre karar veriyor. Baktım geçen gün kağıt havluyu peçete gibi katlamış, tabakla bıçağın arasına koymuş. “Bak restoran gibi yaptım” dedi. Ben de ne kadar beğendiğimi söyledim. Hiç “bak olmamış, bıçaklar yamuk” gibi yorumlar yapmıyorum. Nasıl hazırlıyorsa, öyle kalıyor. Zaten önceleri tabakla bıçak arasında daha çok mesafe vardı. Benden göre göre azalttı. (Bu arada bendeki takıntı, keskin olmasa dahi bıçağı mutfaktan salona götürmesine hâlâ izin veremiyorum. Taşıması benden, yerleştirmesi ondan.)

Hangisi nereye hep karıştırıyordu. “Bak” dedim, “çatal sola, kalbinin olduğu tarafa”. Baktım, masanın başına geçmiş, kalbini yokluyor, sonra çatal koyuyor. Kimseninki karışmasın diye bardakları ayrı ayrı düzenliyor. Nasıl da mutlu oluyor bunları yaparken… Misafir geleceği zaman da düzeltmiyorum hiç arkasından. Hevesini kırmam, başardım hissine zarar vermek istemem.

Sayın cimcirik… Sen şimdi hevesle sofra hazırlıyorsun, benimle çamaşır katlıyorsun, bakkala gitmek için gün sayıyorsun da, birkaç sene sonra oflamalar, poflamalar başlayacak. Biliyorum. Bilmekten öte, eminim. 🙂

Leave a Reply