Anne… - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Anne…

anne baba

Anne… Geçen hafta sana MR çektirmek için hastaneye gittik ancak çektiremedik ya hani…

O gün bana sürekli “Bak senin de zamanın gitti. Bak benim yüzümden çocuğuna geç kalacaksın. Ay benim için para harcadın…” deyip durdun. Anne, çok üzüldüm sen böyle söyleyince.

Ben ne zaman senin için bir şey yaparken hayıflandım. Hiçbir zaman. Hayıflanmak ne demek zaten, tam tersi senin için bir şey yaptığımda mutlu oluyorum. Araba kullanmaya başladığıma böyle zamanlarda daha çok seviniyorum… Ayrıca seninle zaman geçirmek öyle harika ki. Evet MR çektiremedik ama kaç saat beraberdik. Bir de işin bu tarafından bak. Perşembe yeniden gideceğiz, 6 saat aç olman gerekiyormuş, unutma. 🙂  Hiçbir toplantı senden kıymetli değil ki…

Dün de beraber bir yere gittiğimizde 15 dakikalık işin vardı. Ben bekliyorum diye gerildin. Oysa ben çok mutluydum o işi halletmene yardımcı olduğum için. Irmak zaten scooter kaydığı için keyifliydi. İşin uzasa, biz yine mutlu mutlu beklerdik seni.

Bu anlattıklarım sözde değil. Gerçekten böyle hissettiğimi biliyorsun. O yüzden neden bunu keyfini çıkarmıyorsun?

Siz, babamla yıllarca tatile bile gitmeden iki çocuğu aynı anda özel okulda okuttunuz. Kendimi bir kere bile borçlu hissettirmediniz. Zaten o zamanlar farkında değildim birçok şeyin. Ben de “anne” olunca anladım. Okul seçimi yaparken anladım. Siz ne kadar büyük şey yapmışsınız bunu biliyor musun? Farkındasın değil mi? Bence seni harika anne, babamı harika baba yapan da bize böyle hissettirmemeniz.

Ama şunu unutma. Baba sen de… Ben sizin evladınızım.

Büyüttüğünüz, okuttuğunuz, canınızdan can verdiğiniz.

Bir şeye ihtiyacınız olursa aramanız gereken ilk kişi benim. Maddi ya da manevi fark etmez. Ben nasıl sizi gece yarısı bile arıyorsam, siz de beni aramalısınız.

Baba, başlarda anne diye yazdım diye alınma sakın. Hepsi ikiniz için de geçerli. MR günü yaşananlar yüzünden anne diye yazdım.

Anne, sen 20 yaşında ailenden ayrılıp başka şehre gelmişsin evlenince, çocukların hayatının merkezine yerleştirmişsin. Babam, dedemi 8 yaşında kaybettiği için kendi göremediği sevgiyi bize vermeye çalışmış… Varınızı yoğunuzu verdiniz. Olay, işin kitabını okumak değil, içinden geleni yapmakmış. Benim için siz, bunun en büyük örneğisiniz. Sevgi dolu büyüyen bir çocuk olarak, hayattan beklentim de o. Büyük bir maddi beklentim yok, bunu da sizden öğrendim.

Şunu unutmamanızı istiyorum, ben şimdi sizin gibi bir ebeveyn olmak için çırpınıyorum. Çocuğuna sevgisinin maksimum hissettiren, onun geleceği için elinden geleni yapan. Önümdeki örnek sizsiniz. Eğer zorlayan bir şey varsa, o da budur. Böyle iyi olmaya çalışmak.

Lütfen rahat olun. Bilin ki ben sizin için bir şey yaparken bundan keyif duyuyorum. Bunu aklınızdan hiç çıkarmayın lütfen… Hani bize bakıp gurur duyuyorsunuz ya, bence gurur duymanız gereken kişiler sizsiniz. “Ne kadar iyi bir ebeveyn olmuşuz” diye düşünmelisiniz. Hah hadi bakalım, sizin bana söylediğinizi ben size söylüyorum. Ne olacak şimdi? 🙂

Bırakın biz de anne babasına destek veren olan evlat olmanın tadını çıkaralım…

2 comments

  1. merhaba,

    sen istediğin kadar annene bunları söyle. o yine aynı şeyleri hissetmeye devam edecek. biliyorum, çünkü aynısı benim annem de. gelip 2 gün oğluma baktı evimde. gittikten sonra fark ettim ki yesin diye ona bıraktığım yemekleri yememiş. yük olmak istemediği için kahvaltılıklarını bile getirmiş evinden. yıllardır bende aynı şeyi söylerim ama durum bu hala…
    bilmem biz de öyle mi olacağız zamanla…

    sevgiler…

Leave a Reply