Bizim doğum hikayemiz - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Bizim doğum hikayemiz

21

Evet, bu hafta aşırı duygusal olacağım. Baştan söyleyeyim… Can kız, cimcirik 24 Şubat’ta 6 yaşını bitiriyor. Ve ben her doğum gününde böyle dokunsan ağlayacak bir modda oluyorum. Aklıma o sabah geliyor…

 

Öyle uyumuştum ki, zor uyandım. Arkın panik. Ne giyeceğini bulmaya çalışıyor. Ben ki normalde panik ötesi insan, gayet sakinim. Arkın’a kızıyorum. O zamanki evde balkon kapalı, giyinme odası gibi kullanıyoruz. Girmiş oraya tişört seçiyor. O kadar çıkamadı ki, “Seni kapatacağım buraya kendim gideceğim” diye söylendiğimi hatırlıyorum. Annemler, arkadaşlarım bizde önce çıkmışlar gidiyorlar hastaneye. Biz hâlâ evde. Çantalar, torbalar kapının önünde. “Keşke onları annemlere verseydik” diyorum. Neden biz taşıyoruz ki? Son kontroller, listeler… Murat ve Nilay sabah erkenden bizi almaya geldiler. Evden çıkış videom var. Şaka gibi. 🙂

90 kilo ben, merdivenlerden yuvarlana yuvarlana iniyorum. Gidiyoruz hastaneye. Kayıt yaptıracağız. Arkın yok. Bildiğiniz yok. Odaya bakmaya gitmiş. Ne yapacaksa? Tek başıma yapıyorum kayıt işlemlerini. Nedense çok sakinim ya… Fotoğrafçı arkadaşım Ayça geliyor, doğumu kamerayla çekecek arkadaşım Pınar geliyor. Onlarla muhabbet ediyorum. Arkın yok! Çıkıyorum odaya… İşte orada bastırıyor heyecan. Arkadaşlarım geldikçe, anlıyorum olan biteni. Hem bir an önce doğurmak istiyorum kızımı, hem de içimde saklamak… Karışık bir duygu. Tarif edemiyorum. Annem, bana dokunamıyor. Dokunsa o da ağlayacak, ben de… Arkadaşlarım, çikolataları hazırlıyor, Nilay kapıyı süslüyor. (O süsler hâlâ Irmak’ın odasının kapısında asılı.) Hemşireler bir şeyler imzalatıyor. Okumuyorum bile korkmamak için… Bakıyorum, Arkın yok. Çatal almaya gitmiş. Söyleniyorum, “Şart mı, yemek yemeye mi bebek görmeye mi gelecekler” diye. Annem karşıdan “sus” işareti yapıyor. Göz kırpıyor. Duruyorum.

Derken doktorum gelip, hadi diyor. İniyoruz aşağıya. Önce beni alıyorlar ameliyathaneye. Epidural takacaklar. Hastabakıcı, “anne karnı pozisyonu almanız lazım” diyor. “Pardon, 30 kilo aldım, yapabildiğim tek hareket başımı öne eğmek” diyorum. Gülüyor. Yardım ediyorlar, hop epidural tamam. Bekliyorum sonra. 9 ay boyunca üzerimden çıkarmadığım uğurlu kolyem, yüzüğüm yok. Yalnızım. Hiçbir şeyim yok. Dua ediyorum. Heyecanlıyım, çok heyecanlıyım.

Doktorum geliyor, Arkın geliyor, Ayça geliyor, Pınar geliyor ve başlıyor. Hiçbir şey hissetmiyorum. Bir elimde Arkın’ın eli, diğer elimde de anestezi uzmanının eli. Hiç bırakmadım ikisini de… Hatta “kocan geliyor bırakabilirsin elimi” demişti. Ben de “Yok siz beni rahatlatıyorsunuz” dedim. Heyecandan mı, epiduralden mi neden bilmiyorum ama çenem düşüyor. Susmadan konuşuyorum. Çekiştiriliyorum, fakat acı yok. Ve… 08.59’da can kızım geliyor. Hemen koklatıyorlar, hemen öptürüyorlar. Öpüyorum, öpüyorum. Bembeyaz yüzüyle yanımda duran Arkın, bebek muayene edilirken “Yeni hayatımız başladı, yeni hayatımız başladı” diye en az 30 kez tekrarlıyor. Bende sorular: “Parmakları tam mı? Nefes aldı mı? Her şey yolunda mı?” “Evet” diyor, çocuk doktoru. Rahatlıyorum. Herkes çıkıyor sonra, doktorlarla kalıyorum. Bitiyor, ben de çıkıyorum en nihayetinde ameliyathaneden. Annem kapıda. Bebek odasına da gitmiş, ama beni bekliyor, kızını. Ağlamakla gülmek arasında bir noktadayım. Ağlayamıyorum ama. Gülüyorum hep…

Bütün bir gün de öyle geçiyor. Irmak’ı odaya getirdiklerinde de ağlamadım. Güldüm. Hep ikisinin arasında gidip geldim. Gece, yanımda uyurken gözlerimden süzüldü yaşlar. Bir de Arkın koşturarak kimlik çıkarıp geldiğinde…

Susayım şimdi, fotoğraflara bırakayım her şeyi. Hepsi, Ayça Oğuş imzalı…

Şaşkın şaşkın bakıyorum…
2
Arkın’ın yüzünün beyazlığı buradan anlaşılıyor olsa gerek…
3
Annemdeki “ağlamak üzereyim” ifadesi ben doğumdan çıkana kadar aynıymış…
4
Irmak’ın doğumundan 4 ay önce anne baba olan Ayça ve abim…
6
Heyecan, mutluluk, korku, tarifsiz duygularla gidiyorum…
5
Bu fotoğraf beni çok ağlatıyor. Bakışları… Özellikle babam. Meğer kalbi ne kadar hastaymış, bu fotoğraftan 5 ay sonra 5 damarı değişti. Meğer bu heyecan ona nasıl tehlikeliymiş. Baktıkça, ağlıyorum…
7
Çoktan başlamışlar. Hissetmiyorum, gülümsüyorum.
9
Ve kuzum geliyor… Can kızım geliyor… Tam 08.59’da…
8
Kızımızı izliyoruz. “Yeni hayatımız başlıyor, yeni hayatımız başlıyor…”
10
Hayatımda böyle muhteşem koku duymadım. Öptüm, öptüm, öptüm…
11
Yanımda tutuyorlar. Hemen götürmüyorlar. Onun da beni koklamasına fırsat veriyorlar. Öyle güzeldi ki…
12
Biz içeride, herkes dışarıda… Mutluluk göz yaşları, şükür duaları…
13
Hazırlanan Irmak cimciriği…
14
İşte geldim, buradayım… Bir an önce kızımı görmek istiyorum.
16
Hoşgeldin kızım…
18
Hanımefendi uyudu hep… Ellerini kavuşturdu, uyudu 🙂
19
Daha baygın bakamazdım değil mi böyle bir karede? 🙂
20
Lokum… İşte burada aynı Arkın. 🙂
17
Kucağına aldığı ilk bebek, kendi kızı… Korka korka tutuyordu…
15
Ben 30 kilo aldım, Arkın 15. Ben verdim, o veremedi 🙂

Altı sene geçmiş. Altı koca sene. İnanamıyorum. Oysa ben daha dün gittim sanki doğuma…

12 comments

  1. Seviyoruz sizi Seçkiner ailesi. Her güzel gününüz yine beraber geçsin. Hatıralarımız, mutluluklarımız, kahkahalarımız birbirine karışsın.

  2. Gözlerim doldu cok heyecanlı guzel bir hikaye:) benim de dogumum yaklasiyor böyle hikayeleri okurken daha da heycan basiyor:) son fotorafa güldüm baya esinize:)))

      1. İçim çıktı ağlamaktan hem sezeryani yaşayan hemde yeniden hamile biri olarak hem o anları kavuşmayı yaşadım hemde başıma gelecekleri bi kez daha anımsadım ohh ağla ağla içim rahatladı

          1. Amin tek duam o…Olsun kaç gündür icimde bir sıkıntı vardı ağlamam gerekiyormus rahatladim bu hamilelik çok tuhaf

  3. kendi doğumum aklıma geldi (oğlumun doğumu mu demek lazım yoksa?!) 🙂 ne güzel ne heyecanlı bir gündü..ben de ağlamamıştım benim de çenem düşmüştü sizin gibi 🙂 ha bir de tüm ekibi kocam gelmeden kesmeyin beni sakın diye darlamıştım 🙂 ırmak ne pamukmuş, şimdiki gibi 🙂

    kendi gibi güzel bir ömrü olsun..

  4. İyi ki işyerinde hikayeyi okurken yalnızım, manyakanne. Kimse anlam veremezdi neden bu kadar ağladığıma. Hepinize en başta sağlık ve ömür boyu mutluluklar dilerim. Kızınız yüzünüzü hep güldürsün. Zaman su gibi akıp gidiyor. Benim kızım da 10 yaşında oldu.

Leave a Reply