İlkokula başlamanın doğru yaşı nedir? – Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım…
Loading

İlkokula başlamanın doğru yaşı nedir?

Irmak yeni okuluna Eylül’de başlayacak ama biz seminerlere gitmeye başladık bile. Geçen ay, KALEV’de birkaç arkadaşımla birlikte Uzman Psikolog Naz Bozok’u dinleme şansım oldu. Ki bu konuda çok mutluyum. Konu Oyun, Oyuncak ve Değişim idi. Biz Naz Bozok’u dinlerken çocuklar da öğretmenlerle beraber aktiviteler yaptılar. Duvar bile boyamışlar…

Naz Bozok’tan önce KALEV Koordinatörü Sibel Mutlu Küpeli, Okul Müdürü Bahtışen Yıldırım ve Müdür Yardımcısı Demet Kır’dan okulu da dinledik. Hatta Arkın birçok şeyi yeni duydu. Benim yazıları okumadığı da böylece ortaya çıkmış oldu! O sadece en çok duymak istediklerini almış ve kapamıştı kulaklarını. 🙂 Şimdi size okul hakkında aldığım bilgileri tekrarlamak istemem. Çünkü hepsini yazmıştım. Bu yazıda bilgileri görebilirsiniz. Hatta yazının içindeki diğer bağlantılarda da farklı bilgiler vardı. İlkokul seçimi aşamasındaysanız, ilkokul kayıtları rüyalarınıza giriyorsa, bir senelik araştırma sürecinden sonra karar veren bir anne olarak, sizi çok iyi anlıyorum.

“Oyun, öğrenmenin en önemli parçası” diye söze başladı Naz Hanım. Hatta sadece çocukların değil yetişkinlerin de öyle öğrendiğini anlattı. Çünkü oyun iyi hissetmemizi sağlıyor. ÖYS’ye hazırlanırken de ezberleri oyunla yapmaya çalıştığım günler geldi aklıma. Şimdi uzun uzun yazarsam okuması biliyorum ki yorucu olacak. Bu nedenle düz yazı değil, bu şekilde aktarmak istiyorum.

Mutlu çocuk yetiştirmenin en önemli anahtarı – mutlu karı koca ilişkisi.

  • Çocuğa ne hissettirdiğimiz çok önemli. Her konuda!
  • İyi bir anne baba ne yapar? Çocuğa seçme becerisi kazandırır. Çocuğu ayakları yere basacak şekilde yetiştirir. İlkokula giden bir çocuk kendi kıyafetlerini kendi giymeli, yemeğini kendi yemeli.
  • Kim 8 yaşındaki bir çocuğun yemek yemesi için kaşığı tutuyorsa ömür boyu ödevlerini o yapar. (Mesaj alındı, yedirmek yok. 🙂 )
  • Formüllere sabit kalmak yanlış. Aile dinamiği ve çocuğu izlemek çok önemli. (Burada annemin sözü geliyor aklıma: “Kitapalra takılıp kalma. Her çocuk kendi kitabını yazar.”)
  • Çocuk yaratıcılığı, bir çuvaldaki toz şeker gibidir. Yani sonsuz! İşte oyun burada devreye giriyor.
  • Okullardaki rehberlik servisleri çözüm değil, tespit yeridir.
  • Yanlış yapmadan doğruyu göremiyoruz.
  • Oyuncağın çokluğu değil, niteliği önemli.
  • Uyku öncesi kitap okuma süresi 20 dakikayı geçmemeli. Ve ne okuduğumuz çok önemli. Kaygılandıran kitaplardan uzak durmalıyız. Çünkü okuduklarımız direkt belleğe gidiyormuş. Okuduğumuz kitap çok heyecanlıysa, kaygılandıracak gibiyse, bu çocukların sabah uyanma şekillerini de etkiliyormuş. Direkt belleğe gitmesi hakkında da bir şey söylemek istiyorum. Lisede ders çalışırken ezberlemem, aklımda tutmam gerekenleri okurdum uyumadan önce.
  • Her yaş grubu her oyunu oynayamaz.
  • Gelişimin basamakları var. Piaget basamakları da diyebiliriz.

Duyusal-motor evre: 0-2 yaş

İşlem öncesi dönem: 2-7 yaş

Somut işlemler dönemi: 7-11/12 yaş

Soyut işlemler dönemi: 11/12 yaş ve üzeri

Duyusal-Motor Evre (0-2 yaş)

  • Çocuğun duyular ve motor becerileriyle dünyayı öğrenmeye çalıştığı dönem.
  • Basit semboller ve el işaretleri kullanabiliyor; gel-git işareti gibi.
  • Kendi dilini öğrenmeye başlıyor.
  • Yaklaşık yedi aylık olduklarında nesnenin kalıcılığını kazanırlar.

Bu evrenin özelliği anne baba için de zorlayıcı olması. Çünkü yukarıda da yazdığım gibi “mutlu çocuk yetiştirmenin formülü mutlu karı koca olmaktan geçiyor.” Çocuklar kendi ilişkilerini geliştirirken bizi referans alıyorlar. Mesela, biz ne zaman gerginsek Irmak da öyle olurdu. O dönemde yanında tartışmasak bile hisseder, negatif enerjimizi çekerdi. Çok dikkat etmemize rağmen açık veriyorduk. Ki hâlâ zaman zaman yapıyoruz bu hatayı. Bu da bir itiraf olsun benden.

SAM_2082

İşlem Öncesi Dönem (2-7 yaş)

  • Nesneleri sınıflandırabilir, ayrıştırabilir, gruplandırabilir.
  • Oyunları ben merkezci bakış açısıyla değerlendirirler. Kısacası, dünya onların etrafında dönüyor sanarlar.
  • Dil becerileri gelişir.
  • Düşünmek ve iletişim kurmak için sembolleri kullanmaya başlarlar.
  • Sembolik oyunlar günlük yaşamlarında önemli bir yeri kaplar.
  • Doğa üstü güçlere inanırlar. (Noel Baba’nın gerçek olduğunu zannetmek gibi.
  • Birbirleriyle ilişkili olmayan durumlar arasında da bağ kurmaya çalışırlar. Örnek: Anne ikinci doğum için hastaneye gidiyor, eve bebekle geliyor. Çocuk, anne ne zaman hastaneye gitse eve bebekle döneceğini zannedebilir. Ya da deniz kıyısından bir taş yerine onlarca taş toplayan çocuk bunun nedenini “tek başına sıkılmasın” olarak açıklayabilir.

Somut İşlemler Dönemi (7-12 yaş)

  • Benmerkezcilikten uzaklaşıp paylaşmayı öğrenirler.
  • Nesneleri renk ve şekillerine göre gruplandırabilirler.
  • Nesnenin alan konumunu kazanırlar. Sayı, madde, ağırlık, hacim gibi…

Okula başlama yaşı

Tabii bu soru ile okula başlama yaşı geldi aklımıza. Örneğin Irmak 67 aylıkken okula gidebilirdi. Biz göndermedik. Naz Hanım’a da 66 aylık bir çocuğun okula gidip gidemeyeceğini sorduk. Çocuğu iyi gözden geçirmek gerektiğini söyledi ve “El yazısını başarabilmesi için küçük el kaslarının gelişmiş olması gerekir. Bu gelişim tamamlanmadıysa, çocuk el yazısındaki devam hareketini yaparken zorlanabilir, hatta yapamaz.” dedi. Bu da çocuktan çocuğa değişen bir durum. Evde abla ve abi, rol model varsa, çocuklar daha kolay adapte oluyorlar. Onların da okula başlamalarında sorun olmuyor. (Yine kendi çocukluğum aklıma geldi. Benden iki yaş büyük ağabeyim okula başladığı için 4,5 yaşındayken okuma yazma öğrenmiş, aynı matematik işlemlerini yapmaya başlamıştım izleye izleye. Yazım çok çirkin, muhtemelen el kaslarım gelişmeden başladığım için, onu da eklemeden duramadım.)

Peki hazır olmayan çocuk okula başlarsa ne oluyor? Sıkıntı çekebiliyor, benlikleri etkilenebiliyor “ben zaten yapamam” diye düşünebiliyorlar.

Bu konu ne kadar da aklımızı kurcalıyor değil mi? Evet biz de 79 aylık başlatacağız Irmak’ı okula. Bu sefer de çok mu büyük olacak iye kaygılanıyoruz. Ortası yok sanırım.

Oyun…

Okul konusundan sonra yeniden oyunu konuşmaya başladık. Biz yine ne kadar oynamamız gerektiğini sorduk. Bunun bir süresi yok tabii ki. Çocuğu eğlendirmek adına saatlerce oynuyorsak, biz sıkılıyor ve öfleyip püflüyorsak, çocuk da zevk almıyor. Hatta aynı oyunu o da öfleye pöfleye oynamaya başlıyor. Oynayacağım diye sıkılarak oyun başına oturma yanlış! Ve oyun dendiğinde aklınıza evcilik, arabalar, saklambaç gelmesin aklınıza. Çamaşırları katlamak da bir oyun, beraber kek kurabiye yapmak da. Irmak, patatesleri fırın tepsisine dizmeye bayılıyor mesela. Hatta kek kurabiye yapmaktan daha çok seviyor.

Oyun ne demek?

  • Oyun, çocuğun ilerideki yaşamında yapacağı işlerin, yaşamında basit bir uygulamasıdır.
  • Oyun çocuğun öğrenme sürecinde attığı ilk adımdır.
  • Oyun çocuğun uygularını, özlemlerini, korkularını, kısaca iç dünyasını yansıttığı sahnesidir.
  • Oyun, çocuğun dünya hakkındaki bilgisini geliştiren başlıca araçtır.
  • Oyun, çocuğun dili ve etkin bir anlatma aracıdır.
  • Oyun, çocuğun gerçek dünya ile hayal dünyası arasındaki köprüsüdür.
  • Çocuk için yeni ve eğlenceli olan her şey oyundur. (Irmak patatesleri tepsiye dizmekten ne kadar hoşlanıyorsa, ben konudan kadar uzağım. 🙂 )
  • Oyunun anahtarı: Yaratıcılık
  • Çocuklar oyuncakla oynarken eğlenir, öğrenir. Renk, boyut, biçim, şekil gibi kavramları öğrenir. Paylaşmayı, beklemeyi, işbirliği yapmayı da oyunla öğrenir. Oyuncakları bozarak, kırarak, parçaları ayırıp birleştirerek hem meraklarını giderir tatmin olurlar hem de objelerin özelliklerini keşfederler.

IMG_9728

 Öğrenme nedir?

  • Öğrenme dinamik bir süreçtir.
  • İnsan yaşadığı sürece bir şeyler öğrenir.
  • Bir konuyu öğrenen insan, artık öncekinden farklı olmuştur. Buna “gelişim” deniyor.
  • Bu farklılaşma insanın “davranış ve tavırlarını, belki de kişiliğini bile değiştiren” bir farklılaşmadır.
  • Öğrenmenin önemli bir kısmı önceleri aile ile geçerken, 6 yai itibarıyla okul ve arkadaşlar daha çok yer kaplamaya başlar. (Ki 6 yaşında bir çocuk annesi olarak bunu çok net görebiliyorum. Bu nedenle de ilkokul seçiminin çok önemli olduğunu düşünüyorum.)

Oyun yoluyla öğrenme ilkeleri

  • Yaparak öğrenme esastır.
  • Çocuk, öğrenme sürecinde aktif olmalıdır.
  • Öğrenmede, pekiştirme önemli bir yer tutar.
  • Davranışlar, onları izleyen sonuçlardan etkilenir ve onlarla değiştirilir.
  • Becerilerin kazanılmasında ve öğrenilenlerin kalıcı olmasında tekrar çok önemlidir. (Hazırlık sınıfında, Almanca kelimeleri ezberlerken bir kağıda yazardım. Annemden sürekli sormasını isterdim. Yemek hazırlarken, salonda otururken… Benim tekrar yapma yöntemim böyleydi. Odamda da eşyaların üzerine küçük yapışkanlı kağıtlara Almancalarını yazmıştım. Baktıkça aklıma girmesi için.)
  • Öğrenmede yapmaya istek çok önemli. Öğrencinin bir davranışı öğrenebilmesi için o davranışı yapmaya istekli olması lazımdır. Bu nedenle, olumlu pekiştirme güdüleyici bir etkiye sahiptir.

 

Tamam. Sustum artık. Farkındayım çok uzun olduğunun ancak elimdeki tüm bilgileri paylaşmayı istedim. Ayrıca, okulla ilgili yazının başında bağlantı vermiştim ancak kendi web sitesinden de bilgileri alabilirsiniz. Okul seçimine gelince… Gerek anaokulu gerekse de ilkokul seçimi sanırım 2-7 yaş aralığında anne babaları en çok düşündüren konu. En azından karar verene kadar bizim için öyle oldu diyebilirim.

 

 

One comment

Leave a Reply