Süt içmek şart mı?  - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Süt içmek şart mı? 

Hangi sütü tercih etmeliyiz?

Açık süt daha mı güvenli?

Süt içmeyenler ne yapsın?

Meyveli süt verebilir miyiz?

İnek sütü mü keçi sütü mü?

Süt diş çürüğüne neden olur mu?

Alerjiyi tetikler mi?

Süt deyince insanın aklına ilk bunlar geliyor değil mi? Daha önce söylemiştim. Süt içmeyen ama fazla peynir ve yoğurt tüketen bir kadınım. Irmak’ın da sütle arası yok. Ancak yoğurt çok seviyor. Yine de aklımda çok soru işareti vardı. Sütü nasıl vereceğim konusunda mesela… İşte hepsini giderdim. Hatırlarsanız geçen hafta süt konusu hakkında sizden soru toplamıştım. İşte Nuh Naci Yazgan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı  Prof. Dr. Neriman İnanç ile buluştum hem aklımdaki soruları, hem de sizden gelenleri yönelttim. Şimdi umarım sizin de sorularınız yanıt bulur.

Kaynağı veya içinde ne olduğunu bilmediğiniz halde başında orga, doğal, köy gibi kelimeler olan pek çok şeyin sağlıklı olduğuna inanıyoruz da endüstriyel ürünlere neden inanmıyoruz?

Endüstrileşmeyle birlikte son yüzyılda dünyada birçok hastalık trendi değişti. Bunda en etkili faktörlerden birinin de beslenme olduğu biliniyor. Yanlış beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite azlığı obezite ye neden olur. Obezite de diyabet, hipertansiyon, osteoporoz gibi birçok sorunu beraberinde getirir.

Dikkat ederseniz son yıllarda medyanın en çok üstünde durduğu konular: Kanser. İnsanların bu konuda mucizeye, beklentiye ihtiyacı var. “Nasıl konurunum, nasıl tedavi ederim…” gibi

“Endüstrileşmiş besin, işlenmiş gıda kansere neden olur, doğal beslenme ise sağlığı korur” gibi bir algı oluşturuldu. Natürel güzel kelime aslında, doğal. Ama bir besinin doğal olarak tüketilmesi gerçekten çok zor. Örneğin köyde ya da pazarda biri diyor ki “bahçemde yaptım.” Yolda, egzoz, kurşun, civa gibi bazı ağır metallerin o besin üzerinde kalıntıları olabilir ki, bunların  sakıncası var. Yetiştiren kişinin hijyeni, sağlığı bunlarla ilgili bilgi yok. Bu besinin sağlıklı olduğundan emin olmak zor. Bir besinin organik olduğundan ancak Bakanlığın logosu varsa emin olabilirsiniz. Yani yine kontrol edilmiş anlamına gelir. Ülkemizde çok az ürün organik ve pahalı. Ayrıca organik besinlerin kanseri önlediğine dair çalışmalar yok.

Ancak, işlenmiş besinde onu hazırlayan fabrika koşulları, hazırlayanlar, getirenler, yetiştirenler her biri kontrollü. Fabrikaya gireceği zaman besinlerdeki, çürükler ayıklanır, işlem esnasında bakteriler, toksinler yok olur. Bu besinlerin kontrolü yapan yer neresidir? Bakanlıklar. Onayları olmadan ürünler çıkamaz.

Bir ürünün üstünde bakanlığın yazısını gördüğünüzde ona güvenmek durumundayız.  Doğal dediğimde herkesin kafasında doğal besinlerin içine kimyasal etmenlerin katılmadığı  düşüncesi var. İşlenmiş besinlerde katkı maddeleri kanısı yaygın. Bazılarında katkı maddesi yok, bazılarında ise kontrollü dozlarda var.

“Fabrikada hazırlandı mutlaka koruyucu var” deniyor.

Koruyucular? Evet var. Bazı besinleri korumak için var. Konserve yaparken de tuz, sarımsak gibi koruyucular kullanıyoruz. Önemli olan o besinin araştırmalardan yola çıkılarak verilen rakamların üstünde koruyucu içermemesi. Bu konuda bilincin artması lazım. Etiketlerde katkı maddelerinin miktarları yazılmalıdır.  Ancak insanların kafası karıştırılıyor ve negatif algılardan daha çok etkileniyor.

Her gün bir şekilde doğruları medyayla, insanlarla paylaşarak bu sorunları çözebileceğimize inanıyoruz.

“İnek sütü sadece inek yavruları içindir” sözü çok söyleniyor. Ne diyorsunuz?

Güzel cümle aslında.Burada anne sütüne değinmeden geçemeyeceğim. Anne sütü ilk 6 ay çocuğun bütün gereksinimini karşılar. Müthiş bir mekanizması vardır, koruyucu faktörleri fazla. O eşsiz süt 6 aydan sonra kalsiyum, çinko, demir ve kalori bakımından anne ne kadar salgılarsa salgılasın, çocuğun günlük ihtiyacını karşılamaz. Demek ki 6 aydan sonra tamamlayıcı besinle desteklemek lazım.

2 yaşından sonra anne sütü kesildiğinde onun yerine koyacağınız bir besine ihtiyaç var. O da süttür. Süt kalsiyumdan en zengin kaynak. Aynı miktarda kalsiyumu alabilmek için 4 roka ya da 6 adet marul veya 5 bağ maydanoz yememiz gerekiyor.  Kalsiyumu bu miktarlarla karşılarsınız ancak,  hayvansal besinlerdeki kalsiyum, ki bu en çok sütte var, vücuda alındığı zaman bağırsaklardaki emilim oranı bitkisellere göre daha fazla. O nedenle hayvansal besin önemli. Hele ki bizim ülkemizde gebelerde hayvansal besin tüketimi yetersiz ve buna bağlı  kansızlık, demir eksikliği var.

Ülkemizde karbonhidrat ve proteini yeterli miktarda  tüketiyoruz. Ama hayvansal besin tüketimimiz yetersiz. Bunun için de en iyi kaynağımız süt. Hayvansal besini tüketmek zorundayız. İçindeki yapı taşları dediğimiz bazı amino asitler hayvansal besinlerden farklı ve dışarıdan besinlerle  almak zorundayız. Yetersiz beslenmenin çocukluk çağında zeka geriliğinden tutun, ileri yaşlarda oluşabilecek kronik hastalıklara kadar birçok  olumsuz etkisi  var.

Vitaminler kayba uğruyor

Çeşit çeşit süt var. UHT, pastörize, günlük süt, açık süt. Hangisi daha iyi?

Devlet topluma güvenli besin sunmak durumunda. Bir besinin içinde mikrobiyolojik bir şey olmayacak. Süt birçok mikroorganizma için iyi bir besin yeri. Bunlardan biri, brusella. Uygun koşullarda hazırlanmayan peynirler brusella riski taşır.  Bunun yanında hepatit, tifo, e-koli  gibi riskler de var. Amacımız öncelikle sütü mikroplardan arındırmak. Halk bunu bilir zaten. Peki halk ne yapıyor? Açık süt alsa da evde kaynatıyor. Ancak kaynatmayla bu mikroorganizmalar tamamen kaybolmuyor.

25 dakika kaynatınca, B grubu vitaminler yüzde 90 kayba uğrar. Kaynatınca mikroplarla beraber birçok vitamini yarı yarıya nerdeyse kaybediyorsunuz. Pastörize süt sütün 72-80 °C ’de 14-16 saniye süreyle ısıtılmasıdır. UHT’de ise süt 2-6 saniye gibi daha kısa sürede , 135-150°C ısıtılır ve ardından hızla 20 °C’ye soğutulur.  Yapılan işlem aynı. Isı ve süre farklı. Amaç kısa süre içinde vitamin kayıplarını minimuma indirmek ve mikroplardan arındırmak. Sütü güvenli hale getirmek için pastorizasyon ya da uht ile mikroplardan arındırmak zorundayız.

Hangi süte başlasın anneler?

Hepsini verebilir. Amaç çocukları mikroplardan koruyabilmek. Ne kadar az toksin verirseniz hastalıklara karşı o kadar iyi korursunuz. Zaten süt enfeksiyonlardan koruyucu en iyi protein kaynağı. Proteinler beyin gelişmesi, kemik gelişimi için de  gerekli. Sütte büyüme hormonu var. Kemiklerin büyümesinde, çocuğun büyümesinde gelişmesinde ve boyunun uzamasında büyük payı var. Süt tüketen çocukların  boylarının daha uzun olduğunu rahatlıkla fark edebilirsiniz.

Peki benim kızım süt içmiyor. Bazen kakao koyuyorum. Yoğurt, ayran kaşar peyniri seviyor.  Kakao koyabilir miyim? Meyveli süt verebilir miyim?

Öncelikle amaç, sütü verebilmek. Süt ve ürünleri arasında toplumumuzda en çok yoğurdu kullanıyoruz ancak o da yeterli tüketilmiyor.  Süt içmek sağlıksız içecek tüketimine engel oluyor. Toplam süt ve ürünleri tüketimi düşük olanların kardiyo-respiratuvar fitness düzeyinin düşük olduğu bulunmuş. Gelişmemiş ülkelerde sütün tek başına verildiğinde çocuklarda kötü beslenme dediğimiz malnütrisyonun azaldığı, çinko düzeyinin arttığı, zayıflık ve bodurlukta yüzde 10 oranında düşme ve kısa dönemli hafıza puanlarının yükseldiği gözlenmiş. Ancak çocuk süt tüketmiyor ise kakao ile verilebilir. Kakaonun kalorisi fazladır. Obezite için miktarına dikkat etmek lazım. Doz önemli. Kakao dışında süte meyve rendelenip karıştırabilir.

Süt içmeyen çocuklar

Ya süt içmeyenler ne yapsın?

Yas grubuna göre ihtiyaç değişir. Çocukken 3-4 porsiyon süte ihtiyaç var. Yaşlılıkta da öyle. Yetişkinlerde ise 2 su bardağı. Çocuğa verirken yoğurdu 3-4 bardak tükettirmek zor. Tüketirse tamam. Çünkü zaten amaç günlük miktarı tükettirmek. Kasar peynirinin kalsiyumu beyaz peynire göre daha yüksek. Önemli olan çocuğun kalsiyum ve hayvansal protein ihtiyacını karşılayabilmek.

Sütün fazlası kansızlık yapıyor mu?

Süt, gerçekten eşsiz bir besin. Canlılara doğar doğmaz verebileceğimiz en iyi besin. Yüzde 80’i su, geri kalan yüzde 20 ise çok derde deva. Eşsiz ama C vitamini ve demir acısından yetersiz. Türkiye’de günde 1-2 sivribiber yendiğinde günlük C vitamini ihtiyacı karşılanıyor. En iyi kaynağı yeşil sivribiber. Bir portakal da öyle. C vitamini ile ilgili bir sorun yok. Eğer bir çocuk çok süt tüketiyorsa, yasına göre günlük alması gereken demiri almıyorsa  evet kansızlık olur.

Diyelim ki çocuk 10 yasında. Bir kilo süt içiyor, yeterince demir alıyor ise  kansızlık olmaz. Beslenme düzenine göre değişir. Bir yasındaki çocuğa bir kilo sut verirseniz, 600 kalori yapar. Günlük ihtiyacı 1000’dir. Geri kalan 400 kaloriden diğer besinleri alamaz ve kansız olur.

Süt ışık aldığında bozulur mu?

A vitamin ışıktan, ortamda oksijen bulunmasından etkilenir ve bozulur. Sütün içinde A Vitamini vardır. A Vitamini ışıkla kaybolur ve etkinliği azalır.

B vitaminiyle nasıl bir ilişkisi var sütün?

Birçok kişide B12 yetersizliği var. Sütün en önemli özelliği B12’nin en iyi kaynağı olması. B12 vitaminine bağlı olan kansızlığı önler. B grubu vitaminlerin her biri sinirler arasındaki iletiyi götürür. Yetersizliği hafıza sorunlarına neden olur. Unutkanlığın temel sebeplerinden biri B vitamini yetersizlikleridir.

Keçi sütü ile inek sütünün farkı

Anne sütüne en yakını keçi sütü diyorlar. Sizce?

Bir sürü süt var. Hepsi 3 aşağı 5 yukarı birbirine benzer. Birinin kalorisi 60, birinin 120 değildir. Eşek sütü de öyle keçi sütü de. Keçi sütünde bazı yağ asitleri var. Bunların sindirime yardımcı olabileceğine dair veriler var. Keçi sütündeki karoten miktarı yani A vitamini inek sütüne göre daha az, o yüzden rengi farklı. Sindirimle ilgili laktoz intolerası ya da alerjik bir durum varsa o zaman keçi sütü tercih edilebilir. Anne süt hariç, hiçbir sütün birbirinden büyük bir üstünlüğü yok.

Süt alerjik astımı tetikliyor mu ya da atopik dermatiti?

Kanda imuglobin-E değerini yükseltir. Alerjik bebeklerde inek sütü kullanılmaz. Çocuklarda zaten 1 yasına kadar anne sütü varsa inek sütü önerilmez. Anne sütü yoksa inek sütünden  anne sütüne  adapte edilen mamalar kullanılır.

Okul sütü döneminde ishal gibi sorunlar oldu. Sütün içindeki laktoz eğer uygun miktarda alınmaz ise bağırsaklarımızda bunu parçalayan enzim süt içemeden aktif hale geçmez. Süt uzun sure tüketilmezse, vücut laktozla karşılaşınca ishal olabilir. Bu, alerjiden farklı bir şeydir. Eğer laktoza intolerans varsa, laktozu bir çay bardağından başlayıp artırarak alırsanız intolerans durumu ortadan kalkar.

Yatmadan önce içmenin zararı var mı? Diş çürüğü ve sindirim açısından…

Aslında genellikle bizim büyüklerimiz, yatarken bir bardak ballı süt içerler. Sütün uyku düzenini sağlayan melatonin hormonunu içermesi, ki başka besinde yok inek sütünde var uykuda etkili. Uykusuzluk sorunu olan kişilere eskiden bir bardak süt için derlerdi. Sütte triptofan denilen bir aminoasit var. Bu serotonin yapımı için gerekli. 1 Bardak ılık sütteki  serotonin rahat bir uykuya yardımcı olur.

IMG_4448
Yalnız benim bakışlarım korkutucu değil mi? 🙂

Ne kadar tüketmeliyiz?

Kız çocukları için daha mı önemli?

Kız ve erkek çocukların büyüme çağında bazı şeyleri farklı olabilir ama her ikisinin de aynı miktarda kalsiyuma ihtiyacı var. Kemikler 30 yaşına kadar kalsiyumu biriktirir,  30 yaşından sonra bunları yavaş yavaş kullanır. Kadınlarda yağ dokularının fazla, fiziksel aktivitelerinin az olması, nedeniyle obezite daha sık görülür. Bu da osteoporoza neden olabilir.  Menopozla birlikte günlük kalsiyum ihtiyacı artar. O dönemde erkeklere göre daha fazla süt tüketmeleri gerekir.

Yaşlara göre ne kadar tüketilsin?

Çocuklar için 3-4 su bardağı 800-1200 mg kalsiyum

Yetişkinlerde 2 su bardağı ya da 500-800 mg kalsiyum

Yaslılarda yine çocukluk dönemine olduğu kadardır.

Siz hangisini tavsiye edersiniz?  

Ben inek sütü diyorum çünkü toplumsal olarak da en çok tükettiğimiz süt o. Açık sütü kesinlikle tüketmeyelim. Sütün güvenli olmasına ve pastörize ve uht sütün tercih edilmesine dikkat edelim.

Fabrikalarda işlenen süt, süt değil diyorlar?

Teknolojik olarak aldığımız açık sütü fabrikalardaki gibi yapmamız mümkün değil. Yüksek ısıda pişirmek, soğutmak mümkün değil. Bu sorudaki yanlış inanış, sağlıklı olmak için doğal beslenmemiz gerektiği algısından kaynaklanıyor. Siz açık sütü evde vitaminlerinin çoğundan yaralanamıyorsunuz ve bazı mikroorganizmaları da öldüremiyorsunuz. Ayrıca, bir de besinleri taşırken çok önemli bir soğuk zincir var. Teknolojiyi kullanmak zorundasınız. Acık sütü buradan yaz sıcağında alalım götürelim. Sağlık mı? Pet şişe içinde taşımak ne kadar doğru? Hiçbir kontrol yok. Ona mı güvenmek doğru soğuk zincirden geleni almak mı? Markasını bildiğimiz ürünleri alacağız. Kimin nasıl yaptığını bilmediğimiz şeyleri değil…

Günlük şeker miktarı

Endüstriyel sütlerin içinde katkı maddesi var mı?

Kesinlikle hiçbir katkı maddesi yok. Zaten böyle bir şeye bakanlıklar izin vermez. Güvenli olduğunu üzerindeki etiketten görebilirsiniz. Tarım Bakanlığı’nın izniyle üretilmiştir diye belirtilir. Bazı gıdalarda katkı maddesi vardır, o da gıda kodeksinin önerdiği miktarda olmak zorundadır.

Sütün kansere karşı koruyucu etkileri olduğuna, diyabet oluşma riskini azalttığına dair çalışmalar var. Hipertansiyona olumlu etkisi kanıtlandı zaten. Dünya Sağlık Örgütü’nün bazı önerileri var. Tüm dünyadan gelen çalışmalar biriktiriliyor ve kanıta dayalı olanlar rapor haline getiriliyor. Bizler bilim insanları olarak bunları takip ediyoruz. Kanıta dayalı bilgi önemli.  Amerikan Kanser Enstitüsü var. 537 sayfada 25 yıllık tüm araştırmaların sonuçlarını rapor etti. Bu rapora göre tütün, obezite, fiziksel aktivite azlığı,  alkol, sudaki arseniğin kanser oluşumunda etkileri olabileceği belirtiliyor. Olasılık. Ancak tek bir besinin kanser yaptığına yada kanseri tedavi ettiğine dair henüz kanıtlanmış bir bilgi yok. Yani mucize yok.

Bizler Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan Kanser Enstitüsü gibi kurumlara  güvenmek zorundayız.  Bu nedenle medyada konuşan ya da yazan kişilerin kanıta dayalı olan bilgileri takip etmesi ve alanında uzman olması gerekiyor. Bilgi kaynaklarının mutlaka belirtilmesi gerekiyor. Her gün binlerce araştırma çıkıyor. İçlerinden sadece kanıta dayalı olanları dikkate almalıyız.

Sütün yanında şunu yemeyin dediğiniz bir şey var mı?

Aslında beslenme bir kültür. Ülkemizde süt genellikle kahvaltıda ve yatarken tüketilir. Kahvaltıda tüketmenin pozitif etkisi var.  Tahıl ile muhallebi haline getirilebilir. Sakıncası yoktur. Sütün içine pekmez koyunca besin değerleri azalır gibi bir inanışımız var.  Demir, kalsiyum, çinko bağırsakta emilirken birbiri ile yarışır. Ancak, bir bardak süte en fazla bir tatlı kaşığı pekmez konduğunda bu  dozdaki kalsiyum demir birbirini etkilemez. Miktar çok olmadığı sürece sakınca yaratmaz. Fakat demir ilacı kullanıyorsanız sütle birlikte almamanız gerekiyor.

Peki kutulanmış meyveli sütler ile ilgili düşünceniz nedir?

Günlük seker tüketimini artıracak düzeyde değilse hiç süt tüketmemekten daha iyidir. Çocuk, meyveli sütler ile içeriğine bağlı olarak aşırı şeker alıyorsa buna dikkat etmek gerekir.

Günlük tüketmemiz gereken şeker miktarı:

Yetişkinler için aldığı kalorinin yüzde 10’unu,

Çocuklar için de yüzde 5’ini geçmemelidir.

Süt diş çürüğü yapar mı?

Hayır. Çocuklardaki seker tüketim miktarı önerilenden fazla ise dişte çürük yapar. Bunun yanında hijyenik koşullar da önemli. Bir çay bardağı sütte 3 gram laktoz dediğimiz şeker var. Uygun miktar ve ağız hijyenine dikkat edildiğinde diş çürüğüne neden olmaz.

 

 

5 comments

  1. Keşke bir kaç kişiyle görüşseniz bu konuda. Verilen bilgiler hep bildiğimiz bilgiler. Birde karşıt görüşü olan bir doktor bulun bakalım o neler söyleyecek. UHT sağlıklıdır diyebilen bir doktorun ne yazıkki söylediği başka hiç bir şeye güvenmem mümkün değil.

  2. Valla benim de bu konuda senelerce kafam karışıktı. Döndüm dolandım, yine açık sütte karar kıldım. Güvendiğim bir sütçümüz var. Haftada iki defa süt alıyorum. Evde kendi yoğurdumu da kendim yapıyorum. İçim böyle daha rahat.

    UHT yöntemiyle de ilgili bir sürü olumsuz görüş var. Pastörize sütlerin tip 1 diyabete yol açtığına dair bir makale okumuştum. Bence en iyisi geleneksel beslenme. Endüstriyel ürünlere şüpheyle bakıyorum doğrusu. Bir sütün beş ay dolap dışında bozulmadan kalabilmesinin ardında bir hinlik aramıyorum desem, yalan… 🙂

  3. cok da güvenilir değil sanki.

    ve benim bu durumda çıktığım yol marketlerdeki günlük sütler. ne kutu sütler gibi aylarca bozulmadan duruyor ne de açık süt ikisinin arası ve sanki en iyisi.

  4. Yazık çok yazık…çocuklara süt vermek zorundamısınız ey anneler..gerek yok..dişi olan bir insan niye süt içsin…sütün kişiye büyüttüğu doğru ama bunun yanında neyi gòtürdügü önemli..iri kıyım ama içi hastalıklı bir beden..inek sütünün içinde 50 ye yakın hormon..milyonlarca kan hücresi ve daha nice biyoaktif madde var..ve bunlar sizin bünyenize terssss..daha a grubu insan b kan grubu insandan nakil yapamıyorken ..siz bâska bir canlının kanlı hormonlu tuzlu sıvısını alıp bagirsaklarınıza boca ediyorsunuz..gerisini siz düşünün..süt içmeyince cocuklarınız rahat eder..hiç merak etmeyin..

Leave a Reply