Buradaki ilk iki gün... - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Buradaki ilk iki gün…

Geçen yaz babasız tatili yazmıştım. Hani tek olduğun için kimseden bir şey beklemediğimi, psiklojik olsa gerek daha az yorulduğumu… Açtım az önce okudum.

Şimdi yine Arkın yok yanımızda. O, Temmuz başında gelecek. Evet kayınbiraderimin evindeyiz tabii, yalnız değiliz ancak yine yok işte. Aslında alışkın değilim ben uzun tatillere. İlk defa son birkça senedir yapıyorum. 20 yaşında başlamıştım çalışma hayatına, hamileliğime kadar devam etmiştim. 12 sene bir haftadan uzun tatil yapmadım. Bayramda da çalışırdık biz gazeteci olduğumu için. Irmak doğduktan sonra da birkaç iş denemem olduğu ve onlar da yaza denk geldiği için Irmak’la da uzun tatil yapamamıştım.

O yüzden böyle uzun tatillerde şaşkına dönüyorum. Son iki senedir de böyle oluyor. Evden bir şeyler yapmanın avantajını kullanıp alıp Irmak’ı kaçıyorum İstanbul’dan. Geçen yaz yazlıkta, Çanakkale’deydik. Şimdi de Amerika’dayız. (Buraya gelebilmek için epey bir hesap kitap yaptım, biletleri erken alınca tahminimden daha uygun oldu. E alışveriş de yapmam ki… Her şey var zaten Türkiye’de. Geliş amacım alışveriş değil. Çok soran olduğu için eklemek istedim…)

Zaten bir süre mola verdim bünyeme. Yapmam gerekiyordu kendime sürekli hedef koyup ona yetişmeye çalışırken ruhumu yorduğum için. İyi de gidiyor şimdilik. Bakalım beni önümüzdeki dönemde nasıl bir iş hayatı bekliyor? Yeniden başlarsam tam zamanlı işe böyle tatiller olamayacak. Şu anda bunu düşünmek de istemiyorum. Öğrendim hayatı akışına bırakmayı. Geç oldu fakat öğrendim… Sürekli plan yapmamayı, bazı şeyleri gerçekleştirmek için aslında düşündüğümüzden daha az şeye ihtiyacımız olduğunu…

İlk iki gün evdeydik. Ancak kendimize geldik. Jetlag olmam sanmıştım daha önce olmadığım için fakat bu kez evdeki hesap çarşıya uymadı. Sabahları 5’te gözümü açar oldum. Irmak da öyle. 🙂 Bugün başlıyoruz ufak ufak gezmelere.

Ay babasız tatilden konu nereye geldi. Bu kez ne oldu biliyor musunuz? İşte sanırım bu da psikolojik. istediğin an arayamamak, biz geceyi yaşarken orada sabah olması ikimizi de etkiledi. Sanki bir aydır görmemiş gibi özledik. Sabah uyanıp ilk iş Arkın’ı arıyorum, sonra da annemi. 🙂 Hem de 5’te kalkıp yapıyorum bunu sanki kaçıracakmışım gibi geliyor onları.

İşte bunlar da ilk birkaç gün etkisi olsa gerek. Evet başlamadık gezmelere fakat 4 çocuk öyle güzel eğleniyorlar ki. Ben de onlarla zaman geçirirken öyle mutlu oluyorum ki… Amacımız kuzenleri bir araya getirmekti, başardık da sanırım. Hem İngilizce hem Türkçe konuşuyorlar. Baktım Irmak da çatır çatır İngilizce konuşuyor. Okulda güzel öğrendiler, biz de evde her gün yarım saat İngilizce oyun oynadık. Bu kadar sonuç vereceğini bilmiyordum. Çok hoşuma gitti.

Ah bir de… Telefonum kapalı. Sadece evdeyken internet üzerinden konuşuyorum. Bu nedenle telefonun çalmaması da garibime gidiyor. Hele ki dışarıdayken sadece fotoğraf makinesi olarak kullanıyorum. O da garip. Yani hem dinlendirici hem de anlamlandıramadığım şekilde garip işte. Bugün açacağım dışarıda olacağımız için. Çalacak mı bakalım?

Bir de size teşekkür etmek istiyorum. Uçak korkum nedeniyle başınızın etini yedim. Ancak geldim işte. Kendime de kocaman bir aferin verdim zaten korkumun öne geçmesini engellediğim için ve bunu yapabilmek için de terapiste gittiğim için. Bunu ayrıca uzun uzun yazmak istiyorum. Hayat kalitem değişti. İyi ki çalmışım kapısını… İyi ki dinlemişim sözünü… Evet arada iç hesaplaşmalarım sırasında çok yoruldum, çok ağladım fakat değmiş. Bunu görüyorum.

Bizde şimdilik günler böyle geçiyor. Haftaya hareketleniriz sanırım. Gezeceğim yerlerin fotoğraflarını çekeceğime ve paylaşacağıma söz vermiştim. Yapacağım da. 🙂 Hatta gördüğüm farkları da yazacağım, dışarıdaki hayatı da…

Yine çenem düştü, sevgili günlük tadında yazdım. Şimdi gerçekten kaçtım. Kocaman sevgiler buradan. Şu an saat 09.05 🙂

5 comments

  1. İyi tatiller Kızınıza İngilizceyi Nasıl geliştirdiniz, yarım saat yazmışsınız, yaptıklarınızla ilgili yazınız var mı? Sevgiler

Leave a Reply