Kuzen kapışmaları - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Kuzen kapışmaları

Irmak’ın kardeşi yok ancak beş kuzeni var. Abimin bir kızı Irmak’tan 4 ay büyük, bir kızı 18 ay küçük. Amcasının 12 ve 10 yaşında iki oğlu, Irmak’tan 6 ay küçük bir de kızı var.

Abimin kızları ile çok yakın oturduğumuzdan çok sık görüşüyorlar. Kapışıyorlar da oynuyorlar da… Hatta küçükken çok zıtlaştıkları için şimdi sakinler. Buradaki kuzenlerini ile yılda maksimum 15 gün görüyor Irmak. Hatta kaç sene biz gelemedik, onlar gelemedi derken uzak kaldılar son iki yıla kadar. Bu kez de biz gelince, bir ay beraberiz diye çok sevindiler.

Sevindiler de, o kapışmalar yok mu? ☺

Hem harika oynuyorlar, okulda beraberler hem de kapışıyorlar. Öyle bağıra çağıra değil ancak gizli bir rekabet var aralarında. Papaz Kaçtı ve Eşek öğrettim mesela. Ikisinden biri yenilirse ve diğeri gülerse, aman aman. Ya da biri bir şeyi yanlış söyleyip diğer düzelttiğinde ‘Sen benimle dalga geçtin’, ‘ama sen de şunu demiştin’ diye cimcimelik yapıyorlar.

Biri havuza güzel atlasa ve ‘aferin’ desek, diğeri de bekliyor. Geçen sene ‘o yaptı ben de yaparım’dan yola çıkarak yüzme öğrenmişlerdi. Şimdi de dipten gidiyorlar. Aferinler, bravolar iki katı anlayacağınız. Biri bir dondurma yese, diğeri daha önce yemiş bile olsa aklı kalıyor. O yüzden dondurma seçerken de beraber hareket ediyorlar. Hatta sanırım bunu Irmak daha çok yapıyor. Önce kimin ne yediğine bakıyor, sonra seçiyor ne istediğini cimcirik insan.

Örnekler çok aslında. Şimdi böyle yazarken birden aklıma gelmedi. Şaka gibi yani… Konuşurken iki değil, 12 kez düşünmeye başladık. Biz otururken biri asık yüz yanımıza gelse anlıyoruz bir olaylar döndüğünü. Yok odayı beraber dağıtmışlar ama tek toplamış, yok aynı oyuncağı oynatmak istemişler de paylaşamamışlar…

Irmak’ın ses tonu yüksek olduğu için bağırıyormuş gibi duruyor. (Bu konuda bana benziyor işte!) Okuldan geliyorlar, biri diğerinin ne yediğini değil yemediğini anlatıyor mesela öğle yemeğinde. ☺

Dün Irmak’la konuştum: ‘Seni çok seviyorum. Yıllardır seninle yalnız bir yerlere gidebiliyorum çok uyumlu, çok uslu olduğun için. Bak kalktık taaa nereye geldik. Bu şikayetler olmuyor canım. Geriliyorum. Üzülüyorum. Bize gelmeden once kendi aranızda çözmeniz gerekiyor. Her şeye ağlamak da olmuyor. Tabii ki ağlamayın demiyorum fakat biri yanında yüzerken sana su geldi diye de ağlama lütfen.’ diye. Konuştum da konuştum.

Son birkaç gündür her şeye ağlamasının nedenlerinden biri de babasını özlemiş olması. Yarın geliyor çok şükür. Bu sabah dünkü konuşmanın ardından daha sakin geçti. Tabii daha okuldan gelmediler. Tişört boyayacaklardı yaz kampında. Kiminki nasıl olmuş yarışı olmazsa ben de tavşanım.
Şimdi daha sık beraber olsalar böyle olmayacak. Hem az görüştükleri için hem yaşları gereği hem de ikisi de hırslı olduğu için bu minik kapışmalar. Biz de aynı apartmanda büyüdüğümüz kuzenlerimle çok sık kapışırdık. Şimdi kardeş gibiyiz. Onlar da öyle olacak da bakalım ne zaman…

Keşke daha sık görüşebilsek… Bu anlattıklarım da bütün gün yaşanmıyor elbet. Kuzu kuzu oynuyor, birbirlerini alttan da alıyorlar. Onu da fark ediyoruz. Diğeri üzülmesin diye hemen taktik değiştirme yöntemini de uygulamıyor değiller. Haklarını yemeyeyim şimdi. 15 gün sonra döneceğimiz için şimdiden üzülüyorlar. Birbirlerini hem çok seviyor hem de tatlı tatlı rekabet ediyorlar. Onların o sevgisini görmek öyle harika ki… Sarılıp duruyorum sürekli ikisine de. Hatta dördüne birden…

Kardeş kıskançlığı varsa, kuzen kapışması diye bir şey de var… ☺ Söyleyeyim dedim. 🙂 Bir ekleme daha, evet Irmak’ta kendi çocukluğumu gördüğüm doğrudur. Belki de o yüzden bu kadar hırslı olmasını istemiyorumdur, kim bilir… Benim hırsımı törpülemem çok uzun sürdü, o aynısını aynı şiddette yaşamasın…

Leave a Reply