Devreler yandı - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Devreler yandı

Arada sırada yazıyorum yaptığım dalgınlıkları…

Araba kullanırken arabanın anahtarı nerede diye panik yaptığımı, ev telefonunu buzdolabına koyduğumu, telsizi cep telefonu gibi çantama koyup çıktığımı…

Bitmedi…

Evden çıkarken çöpü de atayım bari diye düşünüp elimde çöp torbasıyla bir süre yürüdüğümü…

Irmak’a Arkın dediğimi, birini arayıp sonra kimi aradığımı unutup telefona baktığımı…

Sormuştum doktora, B12’me baktırmıştım, berin MR’ı çektirmeyi bile teklif etmiştim. Doktor da dalgınlıktan ve aynı anda çok şey düşünmekten olduğunu söylemişti.

Hobi edindim, kafamı boşlatma çalışmaları yaptım da valla her şey tam gaz devam ediyor. Unutkanlık zaten en üst seviyede.

Cumartesi günü kuzenimle beraber çocukları Legoland’e götürdük, gitmişken SeaLife Akvaryum’a gidelim dedik. Tabii iki çocukla koşturmak, Irmak’ın girişte yaşadığı korku (yazmıştım Instagram’da) beni benden aldı. Çocuğu sakinleştiremedim ve sonra da toparlayamadım bünyeyi o 10 dakika sonra her şeyi unutmuş olsa da…

Legolarla oynamak da bir terapi yöntemi bence… 😉 Kaç gündür epey heyecanlıydı Legoland'e geleceğiz diye. (Daha önce gelmemiştik.) Geldik, çok da eğlendik. Ama ilk 10 dakikada kendimi, anneliğimi sorguladım, dayak yemiş gibi oldum. İlk girdiğimiz an karanlık olacak, kapılar üstümüze kapanacak zannetti. Nasıl bağırıp ağladığını anlatamam. Konuşmamıza, anlatmamıza izin vermiyor. E kendimizi duyurabilmek için ses tonumuzu yükselttik. O zaman da kızıyoruz sanıyor. Anlatmama izin vermiyor. Dinlemiyor. Sarılmama da izin vermiyor. Nedenini gerçekten anlamadım. Konuştum, konuştum, konuştum… Sonra da hiçbir şey olmamış gibi takıldı. Koşturdu, eğlendi… Ama benim kendime gelmem yarım saatimi aldı. Hayır, korkacak hiçbir şey yok. Gayet güzel, gayet eğlenceli. Çok da keyif aldılar… Bütün çocuklar çok mutlu görünüyordu. O ilk anda girdiğimiz odada kilitlendik zennedince korkmuş. Tamam korkmuş da bu şekilde bir ağlama beklemiyordum. Sakinleştirmeyi beceremediğim için, çocukken ben de öyleydim ve benim yüzümden böyle hissediyor diye kendimden nefret ettim. Neyse ki uzun sürmedi işte… Bu akşam yatarken konuşacağım sakin sakin, uzun uzun… Asansör ve bu karanlık korkusunu aşmak gerek. Benim gibi olmasın ve geç yaşta çözmesin diye ekstra uğraşmak gerek. Ve biz neden hiç gitmemişiz Legoland'e, bilemedim. Yol gözümde büyümüş olabilir. 🙉🙈🙊 Şansımıza trafik de yoktu. Tamam uzun oldu fakat bir şey daha yazacağım. Evet mekan eğlenceli de, çalışanların güler yüzü de çok etkiliyor insanı. Bayıldım kendilerine. 💙😂

A post shared by Şebnem Seçkiner ManyakAnne (@sebnemseckiner) on

Çok eğlendiler, çok koşturdular. Haliyle biz de… Dönüşte arabada “akşam bizimle oturmak istiyorsanız enerji toplamanız gerek, uyuyun biraz” dedik. Irmak zaten uyumuştu da Ali direniyordu. Kuzenim “Hadi kapat gözünü ve camdan dışarıyı seyret dedi.” Tabii biz önce bir durduk, sonra gülmekten perişan olduk. Gözünü kapat, camdan dışarı seyret falan… Baktım kuzende devreler yanmış, dedim “sen de uyu biraz.” Konu az sonra “ne yiyeceğiz akşam”a bağlandı. “Of, keşke sabah düşünseydik. Köfte çıkarırdık akşama kıyma yapardık” dedim. Yine kısa süreli bir şok ve kahkaha…

Arkın başka bomba patlattı, sokakları karıştırdık falan derken sağ salim döndük çok şükür eve. Evde de devam etti bu diyaloglar. Konuşmaya başlayıp ne söylediğimizi unutmalar, elimizde bardak “masaya mı koyacaktık yoksa kaldırıyor muyduk” dalgınlıkları. Ay hepimiz neden böyle olduk? Tamam en büyük dertler bunlar olsun da topluca bir dalgınlık ve unutkanlık sendromundayız ve azalacağına giderek artıyor.

Bu sabah da mesela annemi tahlil sonuçlarını almaya götürürken yolları karıştırdım. Ne yapmak gerek? Ne etmek gerek? Bir yandan gülüyorum da diğer yandan hafif korkuyorum. Sizde de var mı böyle dalgınlıklar? Nasıl aşıyorsunuz? Kafanızı boşaltmak için özel yöntemleriniz, önerileriniz varsa seve seve dinlerim, mümkünse uygularım.

6 comments

  1. Şebnem Hanımcım;
    Daha ileri seviyelerde dalgınlıklar oluyor bazen.Mesela çok sık yaşadığım bir şey olduğu için söyleyeyim,sabah uyanıp tatil miydi işe mi gidiyorduk bugün acaba dalgınlığı hiç bir dalgınlıkta yok bence 🙂
    Bir rahatsızlığa bağlı kronik unutkanlığınız olmadığı için sevinin bence. Bu daha kötü çünkü 🙁
    Sevgiler…

  2. Gecen gün ufaklik su istedi dışarıdayız geziyoruz falan , ekimi cantaya attım sonra ya ben çantamı niye karıştırıyorum ne alacaktım ki deyip vaz gectim. Büyükler bir taraftan konuşuyoruz sonra bi şey oldu ufaklıga birşey söyledim oda ellerini kaldırıp anlamıyorum tarzında işret ederek ama sen bana su verecektir??!!! Dedi. Duraksadım, ben çantamı o yüzden mi karıştırmışım, peki neden unuttum diyedusundum, sonra 3 yaşındaki oğlundan özür dilerim tabi ki. Bu en son aklımda kalan ve inan WC ye gidip hic bi şey yapmadan c ıktığımda oluyor, insan tuvaletini yapmayı unutur mu? Ben unutuyorum

  3. Tatil günlerinde bu dediğiniz daha çok oluyor bana. Yani sürekli çocukla birlikte olduğum günlerde. Bunun nedeni sanırım arka planda sürekli çocuğumuzun yaptıklarını, iyi olup olmadığını, tehlikede olup olmadığını denetlememiz. Bu yüzden beynimiz kat kat fazla yoruluyor gibi geliyor bana. Böyle durumlarda çocukların güvende olduğundan emin olarak mesela tüm sorumluluğu başka bir yetişkine vererek 10-15 dk bunları düşünmeden durmak. Mesela markete gitmek, bir kahve içmek vs.

  4. Ahhh ahhh olmaz mı ? Durum bende de vahimleşiyor. Ama yaşadığımız bu çılgın hayattan kaynaklanıyor bence. Bu hayat bizim doğamıza ters ondan bence.

  5. Ben de çok unutkanım. Bir defa havaalanında puseti ittire ittire gidiyorum. Birden bağırmaya başladım. “Bebeğim! Bebeğimi kaybettim! Bebeğim nerdeee?” diye ortalığı birbirine kattım. Eşimin ödünü kopardım. Millet döndü bana bakıyor falan. Dediler ki, “burda işte bebek!” Aaa bir baktım pusetinde etrafa gülücükler atıyor. Bebeğimi pusetine ellerimle koyduğumu ve onu o an birlikte gitmekte olduğumuzu unuttum. Sanırım insanlar benim deli olduğumu düşündü 🙂

  6. Ayni dertten bende muzdaribim ama bence kisa zamanda cok sey yapmaya calismaktan oluyor. Bazen isteyken bazen evdeyken. Haftasonu temizlik yapiyorum bulasik yikarken tlefon caliyor. Salona geciyorum bulasiklari unutup salondaki camasirlari katlamaya basliyorum. Sonra birden bir kac saniye bosluk oluyor zihnimde hatirliyorum bulasiklari. Amaaan ole iste cok yoruyoruz kafayi…

Leave a Reply