Büyüklere öneriler demişler de... - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Büyüklere öneriler demişler de…

Şimdi bu yazıyı anneanne ve babaannelere okutun diyeceğim de, inanın ben de korkarak yazıyorum. İki anneden en az biri tarafından veto yiyeceğim. Ancak, tutamıyorum kendimi! Evde yalnızım, beni durduracak biri de yok.

Yine internette bir yazı okudum. Anneanne – babaanne – dedelere öneriler konulu. Aklıma neler neler geldi öneriler karşısında. Sakın alınmayın büyüklerim. Sizleri sevgisi, desteği inanılmaz ancak biz yeni doğum yapınca, hatta büyütürken de eskilere göre daha farklı düşünüyoruz ya, o bakımdan şey ettim…

  • Yeni anne ve babanın yaptıkları size ters gelse de bir şey söylemeyin.

Buna okuyunca kahkaha attım. “Bizim zamanımızda şöyleydi” cümlesini kurmadan gün geçer mi? Ya da “ver bakayım bana şu bebeği” demeden. Ay ama bu cümleler olmadan da işin tadı çıkmaz ki… Söylesinler tabii. Biz de söyleyeceğiz çocuklarımıza. 🙂

  • Anne babanın kurallarına uyarsanız şahane olur.

Tabii. Yani bunun bizim evdeki karşılığı “Baba lütfen ekler pasta alma, tatlı olarak hurma alabilirsin, kuru dut alabilirsin. Ne olur sabah kahvaltıda açma yemesin…” Irmak orada kaldığı zaman mutlaka bu cümleleri kuruyorum, karşılığında da “sen o kurallarını kendi evinde uygula” diyor, dilimi yutup eve dönüyorum. Gece birkaç kez aradığımda da azar işitiyorum.

Yok, vazgeçtim, yabancı kaynaktaki önerileri yazmayacağım. Çünkü orada durum daha farklı. Bizdeki, Türkiye’deki gibi bir destek duymadım mesela hiçbir yerde. Burada daha farklı sanki her şey. Ya da ben rastlamadım bilmiyorum.

Bir de çünkü onların içinde “doğum sonrası servis için gümüş tabakları çıkarmayın” yazmıyor. Yahut benim annemin yaptığı gibi evdeki bütün nevresimleri değiştirmek de. Lohusa nevresimi iyi hoş da, kimse benim yatak odama gelmedi ki, kimseyi yatakta karşılamadım ki. Zaten kimseyi odama sokmadım ki… Annemle çok mücadele etmiştim, sonunda kazanan o oldu. Saten nevresim takımıyla yataktan düşme ihtimalimi artırdı. Kaç kez Irmak gece uyanınca yataktan aniden fırlarken kaydım, saymadım bile.

Sonra mesela ikramlar sorun oldu. Ben “gelen bebeği görmeye geliyor, çikolata bitse kaç yazar” diye söylenirken o içeride kurabiye yapıyordu. 🙂

Aman canım nankör de sanmayı beni, hakkını yiyemem annemin. Irmak ilk doğduğunda meme almadı. Üç hafta biberon kullandı. Kalkıp sağıyordum, veriyordum. Bir gece uyandım, nasıl dinç, nasıl iyiyim. Dedim hayırdır, kıamet kopacak herhalde. Meğer önceden sağdığım süt artmış, canım annem kalkmış, Irmak’a vermiş biberonla. Beni uyandırmamış. Oturup “uykumu aldım” diye ağladığımı bilirim.

Desteğini de asla ve asla unutmam mümkün değil. Aramızda 3 sokak var. Ancak ben malum, paniğim ya (bu aradaher ne kadar Facebook ve Instagram’da kullanmasam da ManyakAnne tescillendi artık), yalnız kalmaktan korkuyorum. Arkın yeni iş değiştirmiş, zaten hayatında kucağına aldığı ilk bebek Irmak…  Bize söz vermişti annem “40 gün sizde kalacağım” diye. İyi ki de kaldı. Emzirme mücadelesi, gaz sancıları, zaten misafirle dolup taşan eve yetişme telaşı, benim pimpiriğim ve evet ne yazık ki bazı huysuzluklarım… Kalmasa, biterdik biz. İlk 30 günün ardından baktı ki bazı şeyler yoluna girdi, “baban yalnız kalmasın” diyerek gitti. Hatta bence kaçtı. Bir gece yalnız kaldık. O geceyi ne ben anlatayım, ne siz sorun. Evde annem yok ya, Irmak ağlasa ben tutuşuyorum. Arkın zaten korkuyor. Sabahı zor ettik. Ertesi gün iş dönüşü gitmiş, anneme “hani 40 gündü” deyip bavul hazırlatıp getirmişti Arkın. Erkeklerin adı çıkmış ya “kayınvalideyi istemez” diye, bizde de kayınvalidesiz yapamıyordu bey… Sanırım deliren benim yanımda, birbirlerinden destek alıyorlardı. Ara sıra birbirlerine “boşver, umursama” bakışı attıklarını görüyordum. Şimdi uzatmayayım da ikisi de o zamanları unuttularsa, hatırlamasınlar.

Çünkü baktı ki annem olmazsa aç kalacak, baktı ki evde bebek başında beklediğim için sohbet edecek kimse kalmayacak, baktı ki sürekli onu uyandırıyorum, uyuyamayacak, anneme sığındı. Çok haklı. O zamanki ben var ya, offff yanıma çakmakla yaklaşılmyordu! Patlamaya hazır bir bombadan farkım yoktu.

Şimdi yukarıda yazdıklarım için o yüzden alınmasın kimse. Annemin hakkını yiyemem. Irmak 10 günde bir, 2 haftada bir orada kalmak istiyor. Gidiyor, kalıyor. Biz bir yere gideceksek annemden rica ediyoruz. Böyle böyle geldik işte bugünlere. Yazmaktaki amacım zaten eleştirmek değildi. Zaten o önerileri görünce dedim “hayır, olmaz, bunlar bize uymaz.” Uymasın da zaten. Yanlış anlaşılırsa yazdıklarım, çok üzülürüm.

Bir de size önerim: Çok kitap okudum, internette yabancı kaynakları sular seller gibi ezberledim, ancak döndüm dolaştım yine annemin yöntemlerini uyguladım. Biberonları temizlerken de, yemek yedirirken de, alt değiştirirken de… Hiçbir şey kitaplarda yazıldığı gibi olmadığından, annemin tecrübesi bana hep daha iyi geldi. Yani “büyükleri dinlememezlik etmeyin” demek istiyorum.

Ama bir şeyi söylemeden edemeyeceğim. Lohusa evinde, misafirlere ne ikram edilecek diye sormayın, olur mu? Lütfen… Çünkü o lohusanın gerçekten umurunda olmuyor. Lohusa şerbeti yüzünden kıyamet kopmuştu mesela bizim evde. Çarşafları da kendi seçebilir misal. Bunu yazmasam çatlardım.

Bu arada, bu fotoğrafta ben doğuma giderken annem ve babamın bakışını her gördüğümde ağlıyorum… Ne de olsa sezaryen diye korkmuşlar. Ben de sezaryen ile doğmuşum, annemin de bazı sıkıntıları olmuş, bu nedenle epey gergindi. Canım Ayça Oğuş çekmişti. Ayrıca eklemezsem annem ağır bozulur, şu anda bu fotoğraftakinden 20 kilo daha zayıf. Hamileyken ben 30 kilo aldım, Arkın 15, annem kimbilir kaç.. Ben erken toparladım, onlar ancak geldiler kendilerine. 🙂 (Dayak yiyeceğim.)

Bir de alakasız olacak ancak çok soru geldiği için buradan bilgilendirme yapayım. Evet her şeyi Facebook’ta paylaşmıyorum, bazen bazı şeyler Instagram’da kalıyor. Videolar mesela… Küsmeyin, siz de oraya gelin. Hesabım @sebnemseckiner

www.instagram.com/sebnemseckiner

Küsmezsiniz zaten. 🙂

 

6 comments

  1. Merhaba adaşım,paylasimlarini keyifle takip ediyorum. Değişik bakış açıları edinmeme yardımcı olduğun için teşekkür ederim. Blogun hakkındaki çabalarını ve samimiyetini takdir ediyorum. Bu arada annen çok güzel fakat sen babana benziyorsun. Küsme,küsmezsin zaten

  2. İnsanın kendi annesi gibi yok vallaha ,keşke bende o 40 gün annemi yanımda isteseydim,kayınvalidemlerle birlikte oturdugum için evde onların yardımı olur diye düşünmüştüm ama ne yazıkki işler öyle olmadı tam bir kaos ortamıydı ,oğlumun memeyi reddetmesi ,(görümcem tarafından acaba neden tiksindi lafı ),haftasına kalmadan o ameliyatlı halimle evi tek başıma temizlemem,uykusuz geceler gazlar sancılar agrılar insanların hala benden hiZmet beklemesi (yemek bulaşık temiZlik kahve yapımı cay yapımı vs. )…..bu liste daha uzar gider böyle aklıma geldikçe 7senelik evliliğimdeki emeğin karşığı bu muydu derim suan 16aylık oğlum ve bazı durumları yeni yeni atlatıyoruz ama gel gör ki insanın aklından cıkmıyor keşke anam olaydıda yanımda o yapardı benim için fedakarlık ,bu yaşadıklarımı annemler bilseler zaten aileler arası tartışma çıkar ve buda evliliğimi zedelerdi bu yüzden hala ama hala susuyorum ve onlara iyiyim diyorum ,bir bilselerki yaşam pınarlarında ne fırtınalr kopuyor nelerin mücadelesini veriyor herşey oğlum için katlanıyorum umarım herşey güzel olur umarım herkesin içine merhamet duygusu gelir …(çok yazdım Şebnem hanım ama sanırım dertleşmeye ihtiyacım var ve içimdekiler yazı oluverdi birden ,beni okuyup vakit ayırdıgınız için şimdiden teşekkür ederim )

  3. Böyle güzel bir ailen olduğu için ne kadar şükretsen az Şebnem. Ben ilk çocuğumun doğumunda hastanede yatarken kardeşlerimin babası beni evlatlıktan henüz reddetmişti. (Benim hayatımı paramparça eden, canımı en çok yakan kişi olduğu için, biyolojik olarak babam olsa da kendi babam olarak görmüyorum onu. O yüzden kardeşlerimin babası diyorum.)Doğacak çocuğun da kendi torunu olmadığını kamuoyuna deklare etmekle meşguldü. Doğumum sezeryanla oldu. Elbette ki -bir mahalle ötede oturmasına rağmen- ne hastaneye geldi, ne de telefonla tebrik etti. Canımı daha çok nasıl yakabileceğinin esaslı yollarını aramakta ve bulmaktaydı. Onun için benim ya da sokaktaki bir köpeğin doğum yapması arasında bir fark yoktu.

    Yani şunu demek istiyorum. Seni seven, her an yardımına koşan ve senin için endişe eden bir ailen olduğu için çok şanslısın. Hem de çookkk…

  4. Ay bu yazıya çok güldüm, seni severek okuyorum da, annem de okuyormuş, geçen gün bir yazını bana yolladı! O nedenle şimdi yorum yapamayacağım ama sana bir “çak bi beşlik” diyorum, elimi havada bırakma! 😀

Leave a Reply