“Örnek insan, örnek anne” nedir? - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

“Örnek insan, örnek anne” nedir?

Bol bol “örnek” kelimesini okumaya hazır mısınız?

Sabah da yazdım Instagram’da. Bana kendimi sorgulattı cimcirik sabah sabah. Hata yapıyormuşum. Doğru yapmalıymışım her şeyi. Zaten kendimi süreli sorguluyordum, al sana bir neden daha.

Bunu ona ben mi aşıladım diye uzun uzun düşündüm. Belki mükemmeliyetçi bir yapım var, bilmiyorum, emin değilim. Emin olduğum şey, ona öyle davranmadığım. Bebekliğinden beri hata yapabileceğini anlatıp duruyorum. Kendi hatalarımı anlatıyorum. Ama bir yerde ne hata yapıyorum, anlamadım. Çözemedim. Belki de üstünde çok durmamam gerekir de aklım gidiyor arada.

Biz de yapmaz mıydık “onun annesi şunu yapıyor ama” diye. Yapardık. “Annesi izin vermiş, annesi şunu almış, ama onun annesi gece dışarı çıkmasına izin veriyor…” Al işte, yapan sen misin, böyle karşıma çıkıyor hepsi tek tek. Annem boşuna karşıma geçip “oh” çekmiyor.

Bunları düşünürken aklıma ne geldi biliyor musunuz? Herkes bir başkasına örnek anne diyor. Bana da dendi. Ama ben örnek anne değilim. Örnek anne diye biri olduğuna da inanmıyorum. Herkes elinden geleni yapıyor işte evladı için. Kimin sesinin daha az yükseldiği, kimin daha çok oynadığı, kimin daha çok gezdirdiği, kimin nasıl seslendiği bu saçma “örnek anne” tanımı için bir neden teşkil etmiyor.

Örnek insan da değiliz. Sadece insanız. Hatalarıyla, doğrularıyla. Çok geriliyorum biri bana böyle söylediğinde. O zaman omuzlarıma daha fazla yük biniyor, sanki hatalarım daha çok çarpıyor suratıma. Anneliği geçtim. Örnek öğrenci, örnek ebeveyn… Örnek öğrenci dendiğinde de önce sevinmiştim ilkokulda. Havuz problemlerini kurşun kalem kullanmadan, “nasıl olsa hata yapmam” diye tükenmez kalemle çözmeye başlamıştım. O an dün gibi aklımda. Nasıl içime işlediyse o kelime. Nedenini şimdi okuyacaksınız. Ardından zayıf not alınca da yıkılmıştım. Kendimi o yaşta nerede konumlandırdığımdan ziyade, “bak bana örnek öğrenci diyen öğretmenim hayal kırıklığına uğrayacak” diye… Ve sonra, geçen sene kaygılarım için düzenli gittiğim terapilerde, EMDR sırasında ortaya ne çıktı biliyor musunuz? Hata yapmaktan korkmak. Meğer benim içimde böyle bir şey varmış. Taaa nerelere dayanıyormuş. Sanki hissetmişim de o yüzden çocuğuma sık sık “hata yapabilirsin” diyormuşum.

Örnek öğrenci nasıl olur? 100 aldı diye mi? Ezberlediyse ne olacak? Anlayarak 80 alandan daha mı iyi? Bu sıfatlar herkese ağır gelmiyor mu?

Örnek çalışan kim? Sabah erkenden işe gelip, herkesten geç çıkan mı, işleri zamanında yetiştiren mi? Ya mutsuzsa? Ya çok mutsuz çalışıyorsa? Bu mudur örnek? Nereden çıktı bu sıfat? Neden bu tanımlama ihtiyacı? Eğer örnek alınacak biri varsa, o da işini severek yapan olmamalı mı?

Örnek kadın da olmak istemiyorum, örnek evlat da, örnek çalışan da, örnek eş de örnek anne de. Kimse de istemiyordur eminim. Bir başkası bizi “örnek” ilan edecek diye şekilden şekle mi girmek gerekiyor? Örnek olunca elimize ne geçiyor? “En iyi benim” duygusu mu? Bu duyguya ara sıra ihtiyaç duyduğumuz doğru ancak farklı şekillerde de gayet güzel olabilir. Ben sadece “kendim” olmak istiyorum. Herkes de öyle istemeli. Bir başkası bizi iyi zannetsin, örnek ilan etsin diye yaşamak yorucu, yıpratıcı…

Kendimi sorgularken sizi de bulaştırdım işte. Bir söyleyin ama, siz de sıkılmadınız mı bu “örnek” konusundan.

Hadi şimdi “örnek eş” olmak için yemek yapmaya gitmeliyim. Sonra da örnek çalışan olmak için toplantıya. 🙂 

Bu arada çok yorum geldi sosyal medyada, açıklama yapmak istiyorum, çocuklarımıza örnek olduğumuzun zaten farkındayım, bunun için de elimden geleni yaptığımı yazmıştım, ben asıl başka “örnek”lerden söz ediyordum…

 

2 comments

Leave a Reply