Okul seçimi – Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım…
Loading

Okul seçimi

Size bire şey itiraf edeyim mi? Irmak’a okul ararken kendimden soğumuştum. Anaokulu için de aynısı geçerli, ilkokul için de.

Elimde Excel listesi, sorup işaretliyordum. Hani neyi işaretliyorsam? Karşımdaki müdür anlattıkça not alıyordum. Neden not alıyorsam? Tut işte aklında. Görüntüye bakın. Bir kadın geliyor. Elinde kağıtlar. Siz okulu anlatıyorsunuz, o yazıyor.

Neden yazıyorum? Çünkü unutacağımı biliyorum. Çünkü yıllardır çok unutkanım. Çünkü Arkın kılını kıpırdatmadığı gibi her detayı bilmek istiyor. Çünkü çünkü çünkü…

Neyse. Okul okul gezdim, notlarımı aldım, kocaya anlatmakla kalmadım, buraya da yazdım. (Blogda “okul” diye arama yapsanız çıkar hepsi.) Ancak benimle ilgili çok iyi şeyler düşünmediklerine eminim ilk görüşmelerde. Yani ben müdür olsam, “Allah yandık” derim o sürekli listede bir şeyler işaretleyen kadını gördüğümde. Bir de ne sorular vardı, inanamazsınız. Yazmıyorum bile. Gereksizmiş hepsi meğer…

Peki sonra ne oldu? Bir kez kayıt ettikten sonra, bir daha devreye girmedim. Bende her şey güvenene kadar. Okula güvendim ve kayıt ettiysem, karışmam. Şimdi eminim ilk izlenimleri şöyledir gittiğim tüm okullardaki yetkililerin: “Bu kadınla işimiz var.” Valla billa kuzu gibi oluyorum sonra. Gerçekten.

Bloga gelen trafikten, sosyal medyada gelen mesajlardan anlıyorum ki, okul arama süreci başladı. E tabii doğru, erken kayıt dönemindeyiz. Bence anne babanın verdiği zor bir karar bu. Çocuk 5-6 yaşında. Senin verdiğin karara göre şekillenecek eğitim hayatı. “Ya kötü olursa” endişesi tavan yapmış durumda.

Benden size bir tavsiye, gönlünüzün sesini dinleyin. Biz 3 arkadaş dolaştık okulları. Şimdi gittiği okuldan içeri adım attığım an, daha bir kişiyle bile görüşmeden, koridorda yürürken “Irmak’ı burada gördüm, koşuyor” dedim yanımdaki arkadaşıma. Daha önce gittiğim okullarda öyle bir his yaşamamıştım. Sonra gittiklerimde de. Hatta o yukarıda bahsettiğim meşhur listeyi devreye bile sokmadım. Öyle sorular yöneltmedim. Nasıl bir enerji aldıysam 🙂

Evet, listenizi yapın. Çevrenizden araştırın. Ancak sonra kendi sesinizi dinleyin. Birimizin çok sevdiği bir okula bir başka birisi kötü diyebilir, hoşlanmayabilir. Kapatın kulaklarınızı. Sizin eğitim anlayışınız ile herkesinki aynı olmak zorunda değil.

Biz şöyle düşünüyorduk. Önem sırasına göre yazmıyorum. Aklıma gelenleri sıralayacağım.

Okula mutlu gitsin, mutlu gelsin. Sevsin. Okul çok sert olmasın, ama çok hafif de olmasın çünkü hayat çiçek böcekten ibaret değil ne yazık ki. Yabancı dili iyi olsun. Çünkü işte o şart! Yabancı dilde hem Türk hem yabancı öğretmen olsun… (Bizce öyle, dil önemli. Hatta bizim gibi önce Almanca öğrensin istiyorduk İngilizce’ye geçiş kolay olduğu için, sonra vazgeçtik. İkinci dili İspanyolca olan bir okul seçtik.) Öğretmenlerle iletişim kurabilelim. Arada mesafeler olmasın. Çok büyük bir okul olmasın ki çocuk da kendini daha güvende hissetsin. (Çocuktan çocuğa göre değişir.) Ayrıca küçük olmasını şu yüzden de istedik, sınıf kalabalık olmasın, öğretmenler çocukları çok iyi gözlemleyebilsin. Çok rekabet olmasın. Fakat her şey toz pembe de olmasın. Ödev vermeyen okullar bizi büyülemedi mesela, ödeve sonsuz karşı bir anne baba değiliz. Karşı olduğumuz, çok olması. (Şu anda da sadece tek sayfa – önlü arkalı- ödev geliyor ve Irmak şikayetçi değil. Seve seve yapıyor. Kendisi yapıyor, ben kontrol ediyorum, başında durmuyorum.) Eve yakın olması iyi olur fakat çok uzak olmadığı sürece böyle bir şart da yok. (Nitekim seçtiğimiz okul Ataşehir’de – Arkın’ın işine yakın – , biz Göztepe’deyiz.) Ve okul forması. 🙂  Sabahları “eşofman mı giysem şort mu” sendromu yaşadığımız düşünülürse, forma şart! Her gün çok eşya taşımasın. Okul eşyaları okulda kalsın. (Evet öyle, eve sadece tek sayfa ödevi geliyor. Kalem kutusu bile okulda duruyor.) Ve veliler… Bizler gibi olsunlar. Eğitimi seven, eğitim için fedakarlık yapan, gösterişten uzak olan… Güvenliği yazmıyorum bile. 🙂 Daha da unuttuklarım vardır. Aklıma geldikçe eklerim.

İşte bu saydıklarım hep bize göre kararlar. Zaten blogda gittiğim tüm okullar var. Anaokulu Mavi Gezegen idi, ilkokul seçimimiz ise KALEV’den yana oldu. Şimdi size böyle rahat rahat yazıyorum da sizi de çok iyi anlıyorum. Seçenekleri ikiye indirdikten sonra verilen o karar zamanı annemleri düşündüm. Benim de kazandığım iki okul arasından seçim yapana kadar akla karayı seçmişlerdi.

Ah unutuyordum yazmayı. Okul seçeneceğini ikiye indirdiğimizde Irmak’la gittik. Anaokulu için de aynısını yaptık, ilkokul için de. Hatta evimiz kentsel dönüşümle yıkılacağı zaman ev ararken de tutmak istediğimiz evlere Irmak’la gitmiştik. Onun okulu, onun evi. Ne hissettiği öyle önemli ki…

Size bol şans dilerim. Umarım her şey istediğiniz gibi olur. En önemlisi, umarım çocuklar mutlu olur!

4 comments

  1. Çok güzel yazmışsınız fakat çocuklar için bahçe, tenfüste koşup oynayacakları alandan hiç bahsetmemişsiniz

    Çok önemli
    Tüm günlerini kapalı alanda geçirmemeliler

  2. Merhaba, ismim Özge, açıkcası okul yorumlarını araştırırken yazınıza denk geldim. Benim de kızım 5.5 yaşında ve 2017 Eylül’de ilkokula başlayacak ve çok zor bir süreçmiş. Okul ile ilgili her beklentinizi okudum ve aynı duygu ve düşüncede olan bir anneyim. Kalev ile henüz yüz yüze görüşmedim ama nedense her araştırmamda karşıma çıkıyor, memnun olduğunuzu yazınızdan anlattım. Detay paylaşırsanız sevinirim nasıl gidiyor okul süreci.

    Konuya göstereceğiniz hassasiyete şimdiden teşekkür ederim.

Leave a Reply