Nasıl anlatsam, nereden başlasam? – Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım…
Loading

Nasıl anlatsam, nereden başlasam?

Hangi birini yazsam… Böyle olayları yazarken geriliyorum. Yanlış anlaşılmamak, karşı tarafa kırgın-kızgın da olsam burada cevap hakkı olmadığı için onu korumak, aşağı yukarı gelecek yorumları bilmek gerçekten tedirgin ediyor. Ancak yazacağım…

Dün Irmak’ın sınıf arkadaşları ve biz anneler buluştuk. Suadiye’de atölyeye gittik, seramik yaptılar, ardından da 4 anne 6 çocuk caddedeki mekanlardan birine girdik.

Bir masa biziz, bir masa 3 teyze, bir masada bir anne, biri büyük biri küçük iki çocuğu.  Onun dışında içeride kimse yok.

Biz oturduk. Yan masada da bizim çocuklar. Yan masa dediğim, hemen dibimiz. Yemek sipariş ettik. Yediler, yanlarındaki resim defterlerine bir şeyler çizdiler, oyun hamurlarıyla oynadılar. Ve her çocuk, her insan gibi ses çıkardılar. Biz sürekli gerek sesli gerek kaş gözle uyarıyorduk. Yavaş konuşun, aman koşmayın… Sürekli uyarıyorduk.

Ancak onlar çocuk. Sınıf arkadaşı çocuklar. Sohbet ediyorlar, gidip tatlılara bakıyorlar, konuşuyorlar, pastalara verilen isimleri okuyorlar okumayı da yeni öğrenmiş olmanın hevesiyle. Ne kadar uyarsak da “küçük harfle” konuşamıyorlar işte. İki cümle öyle, gerisi bildikleri gibi. Birimizin gözü sürekli üzerlerinde, “sessiz ol kızım, yapma oğlum…”

Derken, yan masadaki teyzelerden biri kalktı yanımıza geldi. Cümleleri net hatırlamıyorum ama…

“Çocukları salmış oturuyormuşuz, umurumuzda değilmiş.” anlamında bir şeyler söyledi. Efendim uyarmamışız, bilmem ne yapmamışız. “Uyardık” desek inanacak mı? Ama ağır konuşuyor. Kötü örnek olmamızdan tutun da rahatlığımıza kadar. Çocukların yanında bir güzel eleştiriliyoruz. “Ellerini kollarını hatta ağızlarını bağlayalım öyle mi otursunlar?”, “O zaman evden hiç çıkmayalım, insan içine karışmayalım” deyince biz, o zaman iş boyut değiştirdi. Cevap versen olmaz, vermesen olmaz. Bizim anne baba olmayı beceremediğimize dair bir şeyler söylenince, dedik “Anne babalığımızı eleştirme hakkına sahip değilsiniz.” Cümle cümle hatırlamıyorum konuşmaları. Belki başka zaman olsa konuşur, konuşurdum. Ancak o kadar dil döküp açıklama yapıyorum ki sosyal medya sağolsun, sanırım gücüm kalmamış. Ve bir de açıkçası fren yapamamaktan korktum. İş “sizin nesil, bizim nesil” olayına girecekti o zaman. Çocuklar zaten gözlerimizin içine bakıyor o sırada, Irmak dibimde. Asıl devam etsem kötü örnek olacaktım, olacaktık, durduk. Asabımız bozuldu bozulmasına, fakat durduk işte. (Ne zaman kötü örnek olacağımızı anlatsaydık keşke diyorum şimdi bunları yazarken…)

Yani, orada belli hem çocukların üstünde gözümüz hem de iki laf etmeye çalışıyoruz. Çocuklar, masaların arasında koşmuyor, çığlık çığlığa bağırmıyor, bir çocuk ne yapıyorsa aynen onun yapıyor. Yazdığım gibi sürekli kaş-göz ile uyarıyoruz da. Gerçekten…

Neden bu bel altı vurma? Orada belki de “Bizler gibi olmamaları için böyleyiz, çocukluklarını yaşamaları” için desek, işe yarar mıydı? Yaramazdı. Efendim neden orada oturmuşuz? “Bize kimse yukarıda sadece çocuklular oturuyor, burada duramazsınız demedi” cevabını verdik. Biz neden üst katta oturmak zorunda kalıyoruz? Biz empati yapıp, çevreyi düşünüp sürekli “aman sessiz olun” diyorsak, siz empati yapamaz mısınız? Aslında uyardığımızı göremez misiniz? “Çocuklar ne de güzel oynuyor” diyemez misiniz?

Bir de cevap vererek kötü örnek oluyormuşuz. Bizden beklenen ne çünkü? “Tabii efendim” deyip, çocukları azarlayıp oturtmak sanırım. Şimdi neymiş, çocuklarımız bizden cevap vermeyi de öğrenecekmiş.

Hayır, gerçekten şımarıklık, terbiyesizlik yapsalar, masaların arasında koştursalar, çığlık çığlığa takılsalar anlayacağım. Zaten buna izin de vermeyiz. Yok yine konuşma tarzını anlamayacağım da rahatsız olmasına daha çok hak vereceğim. Bunlar çocuk. Ellerine tablet-telefon mu verecektik susup oturmaları için? Hem ayrıca biz onlar susup oturmaları için büyütmüyoruz.

Kusura bakmayın ama kızıyorum. Zeytinyağı gibi üste çıkmak değil bu yaptığım. Benden saygı bekleniyorsa, ben de bekliyorum yaklaşık 40 yaşında bir kadın, yaşı geçtim bir “anne” olarak bir başka anneden saygı ve anlayış bekliyorum. Ben empati yapacaksam, karşı taraf da yapmalı. Ve işin aslı şu ki, bu çocuklar oyun kurmuşlar, mis gibi oynuyorlar, aslında kimseyi rahatsız etmiyorlar, teknolojik herhangi bir şeyden uzaklar… Biz de orada korkuluk gibi oturmuyoruz.

Ama ne yapmamız gerekiyormuş? Demek ki evde oturmalıymışız. Bir de şu açıdan bakalım. Yarı yıl tatilinde caddede bir mekana gitmek de “sakin kalmak” isteyenler için doğru bir fikir olmasa gerek. Okullar tatil. Anneler çocuklarla. Çocuklar annelerle… Çocuk candır, çocuk neşedir. Çocuklardan rahatsız olmak, anlamayacağım bir şey…

Bir şey söyleyeyim mi, bıktım artık önüne gelenin insanların anne babalığına laf etmesinden, bilgiçlik taslamasından, “en iyi ben bilirim” demesinden. Çok sıkıldım. Hele bir de bunu o anne babanın çocuğunun yanında yapmasından. Şuada keyifli keyifli yazılar yazmak varken, bunları dile getiriyor olmaktan rahatsızım. Yok ama susmak da doğru değil! Zaten biz de susmayan ve fikirlerini söyleyen çocuklar yetiştirmek istemiyor muyuz?

Biz gerçekten çocuğu ortalığı tozu dumana katınca umursamadan oturan anneler değiliz. Ama mum gibi oturmalarını bekleyen anneler de değiliz. Telefon – tablet verip susturmak istesek zaten yapardık. Oynuyordu çocuklar, oynuyorlardı. Ve deneyin.. 6-7 yaş aralığındaki çocuklara “kısık sesle konuş” deyin, bakalım kaç cümle sonra kendi sesine dönecek.

Velhasıl… Kalktık oradan bize geldik. İyi oldu mu, evet güzel oldu. Fakat kendimizi istenmeyen hissettik. En çok da çocuklar. Irmak dünden beri bu konuyu konuşuyor. Unutmayacak biliyorum. Neyse şu açıdan bakalım. Her ne kadar rahatsız edici şeyler yapmamış olsalar da belki bir sonraki restoran ziyaretimizde daha sessiz olur. Kim bilir…

En üzüldüğüm nokta, biz annelerin dışarıdan böyle görünmesi. Biz de istemiyoruz masaların arasında koşturmalarını, ama iki saat oturmalarını da beklemiyoruz. Neyse…

Bir ricam var. Biliyorum yorum gelecek de artık bana olan hakaretleri geçtim (alıştım), anlattığım olaydaki kişiyle ilgili hakaret içeren mesajlar yazmamanızı istiyorum. Sonuçta hem hakarete gerek yok hem de cevap veremez ki. Göremez ki. Ve çok ayıp olur. Yaşadığımız bir olayı anlattım işte. Belki eve gidince çok üstümüze geldiğini fark etmiştir. Belki…

Bu bugün bize yarın bir başkasına olacak. O yüzden söz ettiğim gibi yorumlar yazmazsanız çok sevinirim.

Keşke eleştirirken karşı tarafın da yerine koyabilsek kendimizi…

 

 

14 comments

  1. Sürekli bir eleştiri halindeyiz nedendir bilinmez evet gerçekten dur demeyen anneler var çocuklarına işyerinden bildiğim gördüğüm ama dediginiz gibi onlar çocuk tabi ki koşup oynayacakalr kendilerine ve çevrelerine zarar vermeden ama özellikle çocukların yanında bu kadar ağar bilmişlik taslamak nedir anlamış değilim

  2. Bu biraz su duruma benziyor otobüs yolculuğu yaparken insanların “inşallah arabada bebek olmaz deli olurum” demesi gibi. Yani bazı insanlar rahatsız oluyor diye yolculuk yapma hakkımız yok, ya da illa kendi arabanız mı olması lazım. Kendi aracın olsa dahi belki uzun yolda kendime güvenmiyorum, ya da araç kullanırken çocuklarla ilgilenmek daha tehlikeli olduğu için otobüs tercih ediyorum. Hic kimse kimseyi çocuğu yüzünden dışlayamaz, herkesin sosyallesmeye hakkı var, hele ki çocuklarında boyle mekanlara girmesi lazım ki görgü ve toplum kurallarını lafta değil yaşayarak ogrensinler. Ama ne yazık ki biz anneleri ve çocukları dışlayanların bu kuralları öğrenmeye daha çok ihtiyacı var

  3. Ben teyze grubuna katiliyorum. Cay bahcesi degil, oyun alani degil. Caddede duzgun bir mekan. Iki kahve icip kafa dinleme hakkim olmasin mi? Once onlar geldigine gore sakin bir mekan aradiklarini varsayiyorum. Eger sizden sonra girselerdi belki de “burasi kres gibi baska yere bakalim” derlerdi muhtemelen.
    Kac yas olursa olsun yerine gore terbiyeli davranmak bir cocuk icin erdemdir.
    Boyle yerlerde tabletsiz telefonsuz pasa pasa oturup oyun oynayabilir cocuklar. Bizimkiler oyle yani.
    Birbirlerini azdirirlar biliyorum. Bir pasta vitrinine bir masaya uçuşurlar. Biliyorum.
    Onlarin sakin durma sureleri dolunca demir alma zamani gelir.
    Bu yuzden cocuklu bulusmalari cocuk dostu mekanlarda yapiyorum.
    Kiz kiza bulusunca, eriskin mekani tercih ediyorum ki tadiyla iki uc saat takilalim.
    ——–
    Kadinlari kirmadan ozur dileyip kalkardim ben. Belki bir kahve ismarlamayi teklif ederdim. Rahatsiz olmuslar belli ki. Uyarma geregi duymuslar. Rahatsiz eden alttan almali. Hepimizinki cocuk..hic biri altin kaplama degil. Cocugun cocukluk etmesine tepki gelince kaplan olan anne olmayalim.
    Efendilik bizde kalsin. Hosgorulu, sagduyulu, cevreye uyanik cocuklarimiz olsun.
    Teyzeninki de can.

    1. İpek Hanım size katılıyorum..Ben de anneyim ve bir çocuğu uzun süre masa başında oturtmanın imkansız olduğunu bildiğim için ya oyun bölümü olan yerleri tercih ediyorum ya da hareketlenmenin dikkat çekip rahatsız edecegini anladığım an kalkıyorum. Empati yapılmasını isterken aynı zamanda yapmayı da ihmal etmemek gerekiyor diye düşünüyorum.

    2. Ya niye özür dileyim daha neler? Ne var yani bunda ki aşırı bişey olmadığını da söylüyor. Biraz empati ya biraz. Ben de derdim ki mutsuz musunuz siz, gerçekten mutsuz olmalısınız ki böyle birşey de bile saldıracak yer arıyorsunuz. Yazık derdim. Sizin için üzüldüm derdim ki irkilip bi kendine gelsin. Terbiyeli davranmak başka bir şey, konuşmak hareketli olmak başka birşey. Ne yapcak çocuk bir köşede oturup tespih çekecek değil heralde. Bazen onu bekliyoruz çocuklardan, çok üzüzcü.

  4. Eger sakinlik istiyorlarsa, onlar evlerinde otursunlar! Asiri olmadikca cocuk sesleri heryerde olabilir. Sinir oluyorum bu herkese ders verme hakkini kendinde görenlere.

  5. Çocuk gürültüleri konusunda bu derece hassa davranan insanların yan masalarında kendilerine ağızlarının payını verecek erişkin gürültülerini sadece gözleriyle kınayıp tepki göster(e)meden izledikleri gibi bir ironiyi de göz önünde bulundurursak adı üzerinde diyorum ÇOCUK hani nasıl zer dûz palan ursan eşek yine eşekse eline tablet de versen masa altından çimdiklesen ve hatta 7/24 sus dur desen de o bir ÇOCUK merak ediyor ilgi istiyor konuşmak öğrenmek istiyor çocuk annesinin karnından 35 yaş üstü olarak doğan car mıdır bilmem ama hepimiz çocuk olduk ve bu durumları ailelerimize yaşattık kendimizi unutmamak dileğiyle

    1. Erişkin gürültülerinden rahatsız olunduğunda da ortamdaki gorevlilere rahatsızlık pekala iletilebilir. Ayrıca gürültü yapıp etrafa rahatsızlık veren yetişkinlerin neden “rahatsızlık verdiğini farkedip daha dikkatli olan yetişkinler” değil de, “ağzının payını verebilecek yetiskinler” olduğunu anlayamadım. Haksızken haklı gözükebilmek icin yeterli donanıma sahip olmak mıdır yetişkin olmak?

  6. Bizim toplumda 2 tip anne modeli var.1)Herşeyi yapma hakkını çocugunda gören,hiçbir eleştiriyi kabul etmeyen,şımarık ve edepsşz çocuklar yetiştirmeye aday,kendisi de edep ve terbiyeden yoksun,anasına bak kızını al dedirtecek cinsten tipler.Bu tipler genelde asla eleştiri ve uyarılmayı kaldıramazlar ama Allah için başkalarının edepsiz ve şımarık çocuklarına karşı çocuklarının annelerine eleştiri yapmazlar,bilirlerki kendileri de aynı nane.2) Bu tip anneler 1) nolu anne modelinin aynısıdır ama bir tık üstü çocugu edepsizinteki oldugu halde,baska çocukların yaramazlığı karşısında çılgına dönüp ders vermeye ve had bildirmeye çalışırlar.2 numaralı analardan bizim toplumda alabildiğine bulursun,alt komşudur,üst komşudur,otobüsteki yolcudur,marketteki müşteridir,cafedeki müşteridir.Bu tiplerin gençliği nekadar iğrençse yaşlılığı ondan binkat beterdir.Bu nedenle ben de bir anne olarak ve çocugumu yetiştirirken bu topluma çok ama çok fazla saygılı bir çocuk yetiştirdiğim ve bu terbiye ve ahlakı vermek için çogu zaman çocugumu başkası için kırdığımı düşündüğüm ve keşke yapmasaydım dediğim için kimin ne dediği umrunuzda olmasın,tarif ettiğiniz insanlar yedisinde ne ise yetmişindede değişmediği için çocugunuzu belli terbiye sınırları içinde özgürce yetiştirin,ama gerçekten başkalarını ciddi anlamda rahatsiz ediyorsa tepkinizi net biçimde dile getirin,çünkü anneler genelde tepki koyduğunuzanneder ama basit,laf arasında yapma evladımdan öte geçmez,bu kadarcık uyarı ile de çocuk eğitimi maalasef olmaz.

  7. Sus pusoturunca da “ay çocuk hasta mı?” diyolla (engelli mi diyen de oluyo) Boşver, ne yapsan suç ünkü insanımız mutsuz, çatacak yerarıyor ve çocuklu kadın besin piramidinde salata ve sebzeler ayarında bişi..

  8. hanımefendi size çocuklarınızın yanında hakaret edip anneliğinize laf söylerken o çocukların bu durum karşısındaki psikolojilerini hiç mi düşünmez.. bir yabancı gelip bana bir laf söyleyecek olsa, bu bir yer sorma saat sorma vs olabilir, çocuklarım gözlerimin içine bakarlar. kaldı ki gelip hiç tanımadığım biri, gülüp eğlenirken böyle hakaretlerde bulunsa çocuklarımın yaşayacağı korkuyu düşünemiyorum bile. Bende iki çocuk annesi olarak çocuk dostu mekanları tercih ediyorum. onlar oyun salonunda oynasınlar bende rahat rahat yemeğimi yiyeyim diye ama çocuğumuz var diye hiç başka yerlere mekanlara gidemeyecek miyiz. Yukarıda bir arkadaşın dediği gibi uçağa, otobüse, trene binemeyecek miyiz. ne zaman toplu taşıma aracında bir bebek ağlasa ben annesi için üzülürüm çünkü çevrenden gelen cık cık sesleri o kadın için o kadar acı vericidir ki çevreye karşı mahcup olmamak için var gücüyle çocuğu susturmaya çalışır.. Bence ne annelere ne de çocuklara bu kadar haksızlık yapılmamalı..

  9. Bu arada siz yazın ben söyleyeyim şeklinde oldu.. Her okuduğumun altına yorum yapma ihtiyacı duyuyorum.. Ne kadar içten ne kadar bizdensiniz..

Leave a Reply