Gel arpacık gel, hoş gel... - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Gel arpacık gel, hoş gel…

Bugün göz doktoruna gittim. Gözlüğümü kaybettim, yeniden kontrol de olmak istedim. Irmak’ı da götürdüm. Arkın miyoptu, bu nedenle Irmak da olabilir diye her sene götürüyorum. 

Neyse doktor dedi ki, gözleriniz hassas. Gördü minnak arpacıkları. Dedim “ne zaman bir şeye sıkılsam, üzülsem arpacık çıkarıyorum.” Hatta bununla kalsa iyi, ağzımın kenarları da yara oluyor. Sesim de gidiyor. Psikoloğum bana geçen yıl stresin dışa vurumunun iyi bir şey olduğunu söylemişti. Göz doktoru da doğruladı. Ne yaptım ben buna? Sevindim haliyle. Çıksın o sevgili stres, gözümde arpacık yapsın, sesimi kıssın ama çıksın.
Bir de bazen sorarlar ya hani muayenede, “stres var mı” diye. Buna hayır diyebilecek bir kişi bile tanımıyorum. Küçük büyük herkesin ayrı stresi var. Biri okula başladı diye stres yaşar, diğeri işi nedeniyle, bir başkası başka bir şeye. Dışarıdan mis gibi görünen hayatlarda neler var kim bilir? Bir de bunu görse ye herkes…

Stresle başa çıkma yöntemleri diye onlarca makale var, kitap var. E ben zaten terapi sürecinde yöntemler öğrendim. Uyguluyor muyum? Kısmen. Mesela baş edemediğim bir sorun varsa, “şu an çözüm bulamıyorum” deyip rafa kaldırıyorum. O gergin anımda bir şey bulamayacağımı biliyorum çünkü. Ve sonra alakasız bir gün hoooop aklıma birden geliyor ve çözüyorum. Tavsiye ederim.

Bu demek değil ki, gerilmiyorum. Yayından fırlayacak ok gibiyim bu aralar. Gerek iş meseleleri gerek diğerleri. Düşünmemek için elimden geleni yapıyorum. Yazmıştım geçen gün “Şubat tatili bana yaradı” diye. Yaradı çünkü düşünmeye fırsat yok Irmak hanımcımla takılmaktan. Her gün evden çıkmıyoruz da. Bir şekilde buluyoruz yapacak bir şeyler. Yarın için planım çekmeceleri düzenlemek mesela.

“Ay hangi etkinliği yaptırsam” gerginliği yaşamıyorum. Her gün mutlaka bir yerlere götürmek zorunda da hissetmiyorum. Bugün doktor dışında çıkmadık mesela. Yazıyorum böyle çünkü eskiden aynen böyle diyordum. Uğraşıyordum da. O zaman haliyle daha mutsuz oluyordum. Hep yetemiyormuş gibi hissediyordum. Olay buymuş meğer. Aman ben geç fark ettim, siz de erken davranın. Bu arada diğer konularda dönem dönem zaten yeteri kadar “yetersiz” hissettiğim için anneliğimi eleştirmeme kararı aldım.

Hem çocukların en mutlu oldukları yer bizim yanımız değil mi? Böyle arada evde de oturalım sohbet muhabbet… Fena mı? Onlar da dinlensin, biz de. “Evde oturmak dinlenmek mi”, yok değil de en azından yetişme telaşından uzak.

Siz nasıl geçiriyorsunuz tatili?

Leave a Reply