Artık kendimi eleştirmek yok... - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Artık kendimi eleştirmek yok…

Hep kendimi eleştiriyordum. “Yok ben çok şey bekliyorum” diyordum da bugün vazgeçtim. Kendimi eleştirmeyeceğim. Çok şey değil beklediğim, normali bu.

Mesela, Irmak’ı çok eğlendiği bir yere götürdüğümde mutlu olmasını beklemek de hakkım, bütün gün her bir şeyle uğraşıp bir şeyi eksik etmeyince Arkın’dan güler yüz beklemek de hakkım.

Nasıl alıştırırsan öyle gider, çok doğru. Bir kez bir şey aksadı mı, bir etkinliğe gidemezsek, bir oyun oynayamazsam, atıyorum evde yemek yapamazsam, birini arayamazsam, bir şeyi unutmuşsam ya da bir şeyi yetiştiremezsem anında arıza çıkıyor. Birileri hep mutsuz oluyor. Ben de kendimi mutlu etmeye çalışırken buluyorum…

Peki o arızayı neden ben çıkarmıyorum?

Evet bunu sinirli bir anımda yazıyorum ancak sosyal medyada kadınların birbirlerine nasıl yüklendiklerini izliyorum. Ağzım açık kalıyor. “Ak” desem “ak değil beyaz” deniyor, “kara” desem “kara değil siyah.” Bir şeyini açık verdin mi hooop herkes ona yürüyor. Bir şeyi anlattın mı gösteriş budalası oluyorsun. Sanki böyle herkes bekliyor birileri bir şey yazsa da karalasam diye.

Ne gerek var? Ne lüzum var? Neden bu enerjiyi kötüye kullanma arzusu? Geçenlerde bir bayan “Eşinizle videolarınızı koyuyorsunuz, özelinizi açıyorsunuz, ben de istediğimi söyleme hakkına sahibim” dedi. Ağzım açık kaldı. Gerçekten. O benim özelim olsa neden yayınlayayım? Ayrıca… Evet ayrıca ben kocama, kızıma, arkadaşıma bile istediğimi söyleme hakkına sahip değilim, önce saygılı olmalıyım. Bu hakkı insanlar nasıl kendilerinde görüyor anlamıyorum. Birine geç cevap verdin mi kıyamet kopuyor. Ay neden? Ben diye bahsettiğime bakmayın, herkes için söylüyorum bunu. Hepimiz için geçerli. Hep yaptığınız ancak bir kez unuttuğunuz bir şey olduğu zaman nasıl tepkiler alıyorsunuz? Biri açığınızı yakaladığında neler yaşıyorsunuz? Sabah kalkıp yetiştirmemiz gereken onlarca şey varken, birbirimize destek olmak yerine köstek olma çabamızı, politik görüşlerimiz nedeniyle edilen bedduaları yok saymak istiyorum. Görmezden gelmek istiyorum.

Ve evet, bu aslında benim kendimi eleştirme nedenim. Bekliyorum. Çünkü ne yapıyorsam aynı şekilde davranılsın istiyorum. Kızımdan da bekliyorum, kocamdan da, annemden de, babamdan da, arkadaşlarımdan da sosyal medyada yazıştığım binlerce kişiden de. Hata yaptığım zaman nasıl özür dilemesini biliyorsam, bunu da bekliyorum işte!

Yardım çağrılarına elimden geldiği kadar cevap veriyorum, kendi arkadaş çevremde paylaşıyorum, ama olmayınca da olmuyor. Herkese uzanamam, yetişemem. Keşke olsa. Ancak olmuyor işte. Ben kimim ki yetişeyim zaten… Bir mesaja cevap vermedim diye budala oluyorsam, evet ben budalanın önde gideniyim. En birinci budala benim…

“Ne zamandır neden yazmıyorsun” soruları içindi bu yazı. Yazmıyorum. Çok şey de paylaşmıyorum. Çünkü sanırım gelen yorumlardan ve kendimi açıklamaktan yoruldum. Enerjimi başka şeylere vermem lazım. 39 yaşındayım. Gelecek kaygısı yaşayan bir kadınım. Kızım, ailem, evimle ilgilenmenin yanı sıra iş yapmam lazım, bu şekilde çalıştığımı önce kendi bünyeme sonra başta ailem herkese kabul ettirmem lazım, iş kolları yaratmam lazım, kendime bir plan çizmem, kendi ayaklarımın üstünde durmak için mücadeleye devam etmem lazım. Ve enerjimin kötüye çekilmesini, moralimin dibe batırılmasına izin vermediğim için daha suskunum. Bu sadece sosyal medya ile sınırlı değil. Özel hayatımda da eskisinden daha pasifim. Irmak yanımdayken telefonu kapatabiliyorum mesela artık. Bir de iyi şeyler olsun istiyorum. Ve bu isteğimin yanında herkesin birbirine ettiği o bedduaları görünce bütün ümidim, geleceğe dair hayallerim suya düşüyor.

Kusura bakmayın. Pozitif bir yazı olmadı. Ancak durum budur. O yüzden Şubat tatilini fırsat bildim de kendime zaman ayırdım. Irmak geç yatıyor, geç kalkıyor. Onunla yatıyor, onunla kalkıyorum. Ve bir şeye yetişme telaşı yaşamıyorum. Pazartesi, okullar açıldığında eski tempoya döneceksem, buna hakkım olduğunu düşünüyorum. Yukarıda yazdığım gibi de işte aynen artık kendimi eleştirmiyor, ben de bir şeyler bekliyorum.

“Sosyal medya insanları mutsuz ediyor” deniyor. Özellikle biz gibi blog yazarları her şeyi mükemmel sunup bunalıma sokuyormuşuz. Hiçbir şekilde üzerime alınmayacağım. Birincisi, hiçbir şeyi mükemmel sunmadığım gibi çuvaldızı zaten hep kendime batırıyorum. (Ve kimse de bunu yapmak zorunda değil. Herkesin kendi tercihi. Herkese de saygı duyuyorum.) İkincisi, sosyal medyaya bu denli bağımlı olunmasını anlamıyorum. Üçüncüsü de belki de blog yazarları daha mutsuz oluyordur gelen yorumlardan. Bunu soran oldu mu? İşe bir de bu yanından bakmak lazım.

Kafanızı şişirdiğim için özür dilerim. Erkekler bu şekilde yazmıyor, paylaşmıyor, ancak kimse bana kadınların üzerindeki yük daha hafif demesin. Biz kadınlar var ya, güçlü durdukça, yettikçe, yetiştikçe kimse bunu anlamayacak. Çünkü sadece iş değil, bütün yük bizimle. O yüzden de enerjiye ihtiyacımız var. Ve birbirimize desteğe…

Siz okumaktan sıkıldınız belki de ben yazmaktan sıkılmadım, vazgeçmeyeceğim de!

5 comments

  1. Bircok yazınızı takip eden 21 yaşında bir ögrenci olarak diyebilecegim tek sey :HAKLI OLDUGUNUZ.Günümuzde kimsenin kimseye tahammülü yok artik.Iyiyi de eleştiriyorlar kötüyü de hem de saygısız ve gerekcesiz bir sekilde.O yüzden ki sizin gibi yazarlara ihtiyacımız var.Memnun kalmayanlar da buralarda gezinmesin ki sizin enerjinizi düsürmesin 🙂 Cünku HAYAT KISA ,KUŞLAR UÇUYOR 🙂 İyiki varsınız ve iyiki yazıyorsunuz 🙂

  2. Güzel bir karar almışsın, umarım uygularsın..
    Bazen biri çok sevdiği bir yakınını ya da çocuğunu kaybediyor ve acısını yazarak hafifletmek istiyor, ona bile nasıl saldırıyorlar hiç dikkat ettin mi? Acılı bir anneyi çocuğunun ölümüne neden olmakla suçlayan empatiden yoksun, insanlıktan nasip almamış insanımsılar var bu dünyada.. Yani herkesi kendin gibi düşünme, seni senden iyi bilen yok. Çoğumuz okunmak için değil, yazmak için yazıyoruz..

  3. sizi bugün keşfettim ve bu yazınız tam bana ve dün yaşadıklarıma tercüman olmuş.. Evet biz kadınlar her şeyi üstlendikçe tepemize binmeye hazır bir erkek grubu var maalesef.. sonunda cevapları da hazır ‘sen annesin’.. Ben ve biz anne olduğumuz kadar eve ekmek getiren bir insanız, her gün yemeklerini önüne koyan bir aşçıyız, çocuklarına bakan bir dadı, evi temizleyen bir hizmetçiyiz ve yataktaki …. Bunlardan biri bir gün yorgunum desin kıyametler kopar, ya da bir gün kendine vakit ayırsın telefonları her 5 saniyede bir çalar. Maalesef durum bu ve artık değiştirmek gerek..
    Size de bir tavsiyem var.. ‘takmayın tokadan başka bir şey kafanıza’ 🙂
    siz olumsuz yorum yapanları yasaklayın gitsin.. mutlu insanlar mutlu insanlarla büyür gelişirler..
    Sevdim sizi…takipteyim bundan sonra 🙂

Leave a Reply