Annelerin bebeklerini yarıştırma eğilimi var - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Annelerin bebeklerini yarıştırma eğilimi var

Baba blog yazarları arttıkça ben seviniyorum. Ancak Ali Taylan’ın yani “Uçan Baba”nın da dediği gibi, yazıyor sonra bırakıyorlar. Bırakmasalar keşke! Uçan Baba, bir mühendis. “Önüm arkam sağım solum mühendis. Allahım neydi günahım” demek istesem de demiyorum bakın. 🙂

Kendisini şahsen tanımıyorum ancak yazışıyoruz sosyal medyada. Paylaşımları da hoşuma gidiyor. E o zaman siz de tanıyın dedim. İşte karşınızda blogunda kocaman “Anne Bloggerlara Tepki Olarak Doğdum” yazan Uçan Baba.

 

Blog açmandaki amaç nedir?

Ben her şeye metodolojik yaklaşmayı seven, tipik bir mühendisim. Eşimin hamile olduğunu öğrendikten sonra babalık işine de öyle yaklaştım. Sonuçta bir sürü kitap vardı etrafta. Okuyacaktım, öğrenecektim, mantığıma uyanları seçecektim ve çocuğumuz istediğimiz gibi büyüyecekti. Ancak okudukça anladım ki hiçbir kitap böyle bir formül vermiyor. Çünkü anneliğin ya da babalığın tek bir doğrusu yok. Kitaplar sadece çocuğunuza kazandırmak istediğiniz alışkanlığı kazandırma konusunda yardımcı nitelik taşıyor. Yine de elbette ihtiyaç anında kullanmak üzere teori sonuç vermediyse tecrübe sonuç verirdi. Sonuçta sosyal medyada bir sürü blogger anne var, bir o kadar da blogger baba olmalıydı. Onların tecrübelerini okumaya karar verdim. Ancak o dönemde hiçbir blogger baba bulamadım. Yabancı blogger babalar vardı ama yerli blogger baba yoktu. Bulduklarım da bir heves açılmış, birkaç yazı sonra terkedilmiş bloglardı. O zaman ben elimi taşın altına koyayım, yazayım, belki benim gibi internette baba tecrübesi arayanlara ulaşır diye düşündüm. Ama bir türlü harekete geçemedim. Melina doğmadan bir ay önce İstanbul’da birkaç arkadaş otururken “Madem bu kadar okuyup araştırıyorsun, yazsana bunları” dediler. Bu benim beklediğim işaret oldu ve blogu açtım. İlgi görüp görmeyeceğinden emin değildim, hiç kimse okumazsa da bunları toparlar Melina’ya hatıra bırakırım dedim. Ancak blog tahminimin çok ötesinde bir ilgi gördü. Beni şaşırtan ise babalardan çok annelerin bloga ilgi göstermesi oldu. Erkek takipçi oranım Facebook’ta yüzde 5, Instagram’da ise yüzde 12.

Ben biliyorum da, neden uçan baba?

Uçak mühendisiyim. İşim gereği de uçuyorum. Blog konusunda tetikleyici olan İstanbul’daki dost meclisinde arkadaşım Emin önerdi bu ismi. Benim de aklıma yattı. Akılda kalıcıydı ve kolaydı.

Neden blogger annelere tepki olarak doğdum diyorsun?

Dediğim gibi blogger ebeveynlik blogger annelerin tekelindeydi. Ancak bu blogger annelerin suçu değildi, çünkü blogger anneler blogger babaları dışlamıyordu. Bunun sebebi babaların babalık tecrübelerini yazmamasıydı. O yüzden aslında bu tepki annelere değil de ebeveynliğin blogger anneler tekelinde olmasına, dolayısıyla tecrübelerini yazmayan babalara.

Madem tepki olarak doğdum diyorsun, ne düşünüyorsun blogger annelerle ilgili?

Blog yazma kararı aldığımda gerçekten çok beğenerek takip ettiğim bazı blogger anneler vardı. Nihan Kayalıoğlu, Merve Öztürk , Zeynep Gözübüyük severek takip ettiğim isimlerdi. Nihan’ın görece rahat bir ebeveyn olması, çocuklarının her şeyi kendi yapmasına izin vermesi hem benim hem de eşimin takdir ettiği ve örnek aldığı bir ebeveynlik tarzı. O yüzden onu ayrı bir yere koyuyorum. Merve Öztürk ve Zeynep Gözübüyük de bence çok iyi çocuklar yetiştiriyorlar. Bu saydığım isimleri evlendiğimizden beri, yaklaşık 2,5 yıldır takip ettiğimiz için aslında çocukların büyümelerini de gördük. Bence çok başarılılar.

Blogger annelerden tanıdıkların var mı?

Merve Öztürk ile sosyal medya üzerinden kontağımız oldu zaman içinde, Ankara’daki bir etkinlikte de yüz yüze tanışma şansımız oldu. Nihan Kayalıoğlu ile de sosyal medya üzerinden kontağımız var. Yüz yüze tanışma şansımız olmadı ama bu süreçte bana çok destek oldu. Başka tanıdığım blogger anne yok. (Sağol ya…)

Sence Türkiye’de bloggerlara bakış açısı nasıl? Mesela bence bunu hala meslek olarak görmeyenler çoğunlukta.

Bu iş dışarıdan çok farklı gözüküyor ancak gerçekten çok zaman alan, tam zamanlı çalışma gerektiren bir iş. İnsanlar “İki yazı yazıyor, ne yapıyor ki?” diye düşünüyor. Oysa blogger’lar bir marka yönetiyor, sürekli içerik üretmek, ismini bir marka gibi yönetmek dışarıdan gözüktüğü kadar kolay değil. Ben işe giderken arabada bile bir sonraki gün yazacağım yazıyı, kullanacağım fotoğrafı düşünüyorum mesela. Marka işbirliği yapmış insanlar bu konuda işbirliği yaptığı markaların imajını da düşünmeli. Şu anki bloggerlar Türkiye’de bu işin öncüleri, o yüzden çok göz önündeler. Bu sebeple de çok hedef alınıyorlar.

Baba olmak seni nasıl değiştirdi?

Zamanımın çoğunu Melina ile geçirmek istediğim için günlük işlerimi bir an önce bitirmeye çalışıyorum. O yüzden zaman yönetimi konusunda kendimi çok geliştirdim. Bir de “Ya bana bir şey olursa” düşüncesi aklımı daha sık kurcalamaya başladı. Onun dışında hissettiğim başka bir değişiklik yok.

Bebek henüz çok küçük, ilişki nasıl gidiyor?

Bizim eşimle ilişkimizin temelinde sevgi, saygı, iletişim ve birlikte iyi zaman geçirmek var. Biz hayatımızdaki güzel şeyleri de kötü şeyleri de birbirimizle paylaşıyor, birbirimize destek oluyoruz ilişkimiz başladığından beri. Şimdi Melina doğduğu için bunu sürdürmek zor oluyor. O yüzden Melina sakin olduğu akşamlar, birkaç günde bir onu anneannesiyle bırakıp biz yakınlardaki bir yere kahve içmeye gidiyoruz. Anne-baba saati diyoruz buna da. Arayı kapatıyoruz, sohbet ediyoruz, nefes alıyoruz, enerji topluyoruz. Melina huzursuzlanırsa da yakında bir yere gittiğimiz için hemen eve dönebiliyoruz. Hiçbir şey yapamazsak da Melina uyurken evdeki bir odaya geçip sohbet ediyoruz.

Eşin ne diyor bu blog işine?

Eşim en başından beri beni destekledi. Zaman zaman aklına bir konu geldiğinde “Şunu da yazsana blogda” diye yardımcı da oluyor. Zaten onun desteği olmadan bu blog olmazdı. Sonuçta blog için harcadığım zaman bir anlamda ondan çaldığım zaman. “Yazıyorsun da ne oluyor? Bırak onu da benimle ilgilen” deseydi herhalde yazamazdım.

O da blog açsın ister misin?

Evlendiğimizden beri hem birlikte geçirdiğimiz zamanlara hem de kendimize ayırdığımız zamanlara çok önem veriyoruz. Sonuçta evlenmeden önce onun da bir hayatı, hobileri, arkadaşları vardı, benim de. Kendine ayırdığı zamanla ilgili projeleri oluyor zaman zaman. Hepsine destek oluyorum. Eğer bir blog açmak istese o konuda da destek olurdum elimden geldiğince.

Nasıl bir babasın? Yardımcı oluyor musun çok?

“Yedek ebeveyn değil, babayım. Çocuk yetiştirme sürecinin eşit bir parçasıyım” düşüncesiyle yola çıktım. O yüzden yardımcı olmak ifadesine de karşıyım. Çünkü bu ifade sanki çocuğa bakmak annenin göreviymiş de baba ona yardımcı olmalıymış algısı yaratıyor. Oysa hamilelik ve emzirme dışında her şeyi baba da yapabilir. Evet, çocuğuma zaman ayırıyorum. Babalık sorumluluklarını da üstlenmekten çekinmiyorum. Melina büyüdüğünde benimle mutlu anılarını hatırlasın istiyorum. Büyüdüğünde anılarında olmak için de bugün yanında olmak gerekiyor.

Kaç yıldır evlisiniz?

21 Haziran 2014 yılında evlendik. 2,5 yıldır evliyiz.

Neler yazmak istiyorsun? Her yaşananı yazar mısın yoksa vermek istediğin belli başlı mesajlar mı var?

Blogu yazmaya başladıktan sonra o kadar çok mesaj aldım, o kadar çok yorum okudum ki. Bir noktada bende şu farkındalık oluştu. Aslında bir çok anne aynı sorunları yaşıyor. Daha da garibi, hepsi de bu konuda yalnız olduğunu düşünüyor. O yüzden bir süredir annelerin genel sorunlarını yazmaya çalışıyorum. Bunları yazarken elbette kendi tecrübelerimizi de yazıyorum. Aslında benim amacım dışarıdan baba gözüyle bu sorunlara bir ayna tutmak. Bu anlamda bir katma değeri olmayacak bir şeyi yazmak istemem. Örneğin Melina’nın  ikinci ay kontrolünde kaç kilo olduğunu yazmıyorum. Annelerin farkında olmadan bebeklerini yarıştırma eğilimi var, buna imkan verecek bir şey yazmamaya çalışıyorum. Bazen beni bile şaşırtan şeyler oluyor. Örneğin sağlık sorunları sebebiyle ya da sütü yetmediği için bebeğine anne sütü veremeyen annelerle ilgili bir yazı yazdım. “Anne sütü verememek sizi kötü bir anne yapmaz, mama anne sütünün bir ölçüde ikamesi ama anne sevgisinin yerini hiçbir şey tutmaz, siz sevginizi eksik etmeyin” yazdım. O yazının da altına gelip “Ben 28 ay emzirdim” yazanlar, “Anne sütü yetmemesi diye bir şey olamaz, emzirmeyi bilmiyorlardır” yazanlar oldu. Annelere aslında en büyük kötülüğü bence yine anneler yapıyor. (İşte buna sonuna kadar katılıyorum.)

Eşin hiç “aman şunu yazma” diyor mu?

Dediğim gibi başka insanlara katma değer sağlamayacak şeyleri yazmıyorum. Bize özel, bize özgü şeyleri yazmıyorum. Ama eşim şimdiye kadar hiç “şunu yazma” demedi. Hatta bazen yazdıklarımın altına yorum olarak bir şeyler de ekliyor.

Yurt dışından takip ettiğin babalar var mı?

Açıkçası özellikle takip ettiğim bir baba yok. Ancak bizim annelerimizin yaşadığı sorunların çoğu evrensel sorunlar. O yüzden bir konu seçtikten sonra mutlaka yabancı bloglardan da yazılanları okuyorum.

En çok hangi yorumları ve soruları alıyorsun? Sana ne soruluyor?

Sorular hep kadınlardan geldi şimdiye kadar. “Kayınvalidem bana çok karışıyor, kayınvalidem beni dinlemiyor”, “Eşim bana hiç yardımcı olmuyor”, “Sütümün yetip yetmediğini nasıl anlarım. Herkes bana sütün yetmiyor diyor”, “Mama verdiğim için çok olumsuz yorum duyuyorum”. Aslında bakınca hepsinin temelinde çevre baskısı var. Bunun da temelinde çocukları ve anneliği yarıştırmak, kendi çocuğuna yaptıklarını başkasının çocuğu üzerinden meşrulaştırma çabası. Normal doğum yapan normal doğumu öve öve bitiremezken, sezaryen ile doğum yapan sezaryeni övüyor. Oysa ki biraz anneyi anneliğiyle baş başa bırakıp sadece sıkıştığı anlarda ona yardımcı olsak çoğu problem çözülecek. Onun dışında en çok gelen yorumlar “Baba ne anlar annenin halinden?” ve “İyi yazıyorsun da bunları kim okuyacak?”. Bu “baba ne anlar” yorumunu biraz “Elinin hamuruyla…” kalıbının tersi gibi görüyorum. Çevremde bunu diyenler genelde bebek bakımında yalnız kalmış kişiler. Bu şekilde durumlarını meşrulaştırıyorlar diye düşünüyorum. “Bunları kim okuyacak?” yorumu ise biraz üzerine konuşmaya değer bir konu. Evet bu biraz yel değirmenlerine karşı savaşan Don Kişot’un durumuna benziyor. Şunu hep söylüyorum, benim yazdıklarım bu işe ilgi duyan, öğrenmeye istekli kişiler için bir kılavuz olabilir. Ancak buna ilgi duymayanlar için sihirli bir değnek işlevi görmez. Bence o işe yarayacak bir sihirli değnek de yok zaten. Çocuk ağladığında anneye “sustur şu çocuğunu” diyen ya da çocuk doğduktan sonra gece yarılarına kadar eve uğramayan babalara bu yazdıklarım bir şey yapmaz.

Bebeğinin fotoğraflarını paylaşmak hakkındaki düşüncelerin neler? Çok paylaşıyor musun, paylaşır mısın?

Genelde yazılarımı günlük yazmaya çalışıyorum. Her yazıda da Melina’nın fotoğrafını kullanıyorum. Hem böylece Melina’nın da bir albümü oluşmuş oluyor. Fotoğrafların altında “Bu kadar çok fotoğraf koymayın nazar değecek” diyenler oluyor. Bu konu bence biraz maneviyatla ilgili. Ben çocuğumun başına gelen olumsuz şeyleri nazara yormuyorum. Oysa bazı insanlar o gün artan gaz sancısını dahi nazara yoruyor. Bu biraz anne babayla ilgili. Eğer çocuk huysuzlandığında nazar değdiğini düşüneceklerse koymamalarında fayda var.

Eşin çalışıyor mu? 

Eşim çalışıyordu, şu anda doğum izninde. İşe dönmeye hazır hissettiğinde de işe dönecek. Bence bir annenin işe dönmek istemesi de gayet doğal, çocuğuna bakmak için kariyerinden vazgeçmesi de. Bunlardan birini garip karşılamak bana yanlış geliyor. Eşim iyi bir üniversitenin iyi bir bölümünden mezun. Yaşına göre de kariyerinde çok iyi bir yerde. “Evde otur, çocuğumuza bak” demek bana biraz bencillik gibi geliyor. Hatta bu rolün direkt olarak anneye biçilmesine de karşıyım. Bizim toplumumuz hâlâ buna hazır değil ancak yurt dışında stay-at-home denilen, evde çocuklarına bakan babalar olmaya başladı. Baba bloggerların da çoğu bu tip babalar. Bence çok doğal bir durum. Hamilelik ve emzirme dışında her şeyi babalar da yapabilir diyorsak, emme çağını geçmiş bir çocuğun bakımını neden baba üstlenmesin? Ebeveynlerden birisi kariyerinden vazgeçecekse bu anne olmak zorunda değil. Ama dediğim gibi bence çevre baskısını da düşününce şu anda bizim toplumumuz buna hazır değil.

 

One comment

  1. Ne güzel bir tanıtım olmuş, hemen baktım, çok beğendim.. Umarım dediği gibi kapanmaz bir süre sonra, çünkü sadece baba bloglarının üzerinde yok o lanet, çocuklar 2 yaşına gelince blogların çoğu kapanıyor nedense 😀
    Güle güle büyütsünler!

Leave a Reply