Ve Arkın isyan etti - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Ve Arkın isyan etti

Evet evet, yanlış okumadınız. Resmen isyan etti.

Şimdi ben gümbür gümbür Irmak’ın her gece 01.30-02.00 aralığında bizim odaya geldiğini söylüyorum. Çoğu zaman da odasına götürmüyorum. Ya geç yattığım için bayılıp uyuduğumdan ya nasıl olsa tekrar gelecek diye pes ettiğimden ya daha önceki başarısızlıklarımdan… Yahu bir de biliyorum psikologlar kızacak ama o geldiğinde sanki daha huzurlu uyuyorum. Normalde çıta pıta uyanan ben, Irmak yanımdaysa öyle hemen uyanmıyorum. Götürmüyorum işte odasına nihayetinde.

Ayıptır söylemesi, yatak dört metrekare. Yani aslında üç kişi rahat uyur değil mi? Yok canım, bizde durum öyle değil. Arkın’ın uyku apnesi var, maske kullanıyor. Prize yakın tarafta olmak zorunda.  Ve tek tarafa dönebiliyor o hortum-maske yüzünden. (8 senedir kullanıyor!) Ben deli deli yatıyorum. Çapraz konumlandırıyorum kendimi. Eskiden de kim daha çok yayıldı kavgası yapardık, şimdi ikimiz de çizgi gibi uyuyoruz, çünkü Irmak maşallah bir yayılıyor ki, sormayın. Ve üstünü örtmüyor. Benim gibi. Cadı bir de geçiyor ortamıza kendini sağlama alıyor. Yorgana sarılıp uyuyan, hatta kendini zeytinyağlı lahana dolması gibi saran Arkın’ın yanında yorganı üzerinden atınca, bu sefer Arkın sinirleniyor. Çünkü dolmalıktan çıkıyor…

Arkın uyanıyor, “Irmak yapma” diyor. En az 10 kez tekrarlanıyor. Üzerini ört, bir tekme açılsın, ört açılsın… Hayır anlamadığım eskiden Arkın sağ tarafta yatardı ben sol. Şimdi ben sağ, o sol. Irmak’ın gözü hep aynı tarafta. Birkaç kez dedim ki “kalk yer değişelim, sen rahat uyu, ben seni gibi takmam, ayakları kafamda uyuyabilirim.” Değiştik, yok yine babaya yanaştı.  Tekme, tokat uyudu. Ya da ben gerçekten biri kafama vurmuş gibi uyuyorum ve hissetmiyorum tekmeleri. Bilemedim şimdi.

Ve Çarşamba gecesi, hatta tarih yazayım, 15 Mart Çarşamba gecesi, dananın kuyruğu koptu. Saat 03.30 gibi Arkın’ın sesine uyandım. “Irmak kalk kendi yatağına git.” Irmak göz kapalı “gitmem” diyor, Arkın almış yastığı odasına taşımaya çalışıyor kızı. İkna etti, gittiler, beş dakika dalmasını bekledi, geri geldi. Sabah yatakta iki kişi uyanmayı çok garipsedim ama işte Irmak uyudu sabaha kadar yatağında. Canına tak eden Arkın, başardı bunu.

Hep söylüyordum. “Ben yapamam, bunu sen yap” diye. Hatta psikolog önerisiydi, “babası geri götürsün” demişti. Yok efendim sabah erken kalkıp işe gidiyormuş, yok efendim yorgun oluyormuş. Ben armut topluyorum, bütün gün yan gelip yatıyorum sanki! Neyse konuyu dağıtmayayım, yazarken bile kızdım, erteliyordu işte. Dananın kuyruğu koptu da devamı gelecek mi bakalım?

Mesela bu akşam benim bilgisayarda işim vardı, o uyuttu. İçeriden horlama sesi geliyor. Çocuğun yanında uyuyakalmış. Gidip kaldırmam gerek.

Neymiş efendim? İşte canım, işte sevgili kocacım, eğer işin uzmanı “babası yapsın” diyorsa, söz dinleyeceksin. Bizim evde daha kararlı lan taraf sen olduğun için sen seçildin. Hatırla bak, kreşe başladığında sen bırakırken kararlı olduğun için ağlamıyordu, ben bırakırken salya sümük birbirine karışıyordu ikimizde de.

Böyle isyan etmeyi beklemeseydin, belki çoktan alışmıştı çocuk.

İmza: Çocuğunun gece yatağına gelmesini tamamen babaya yükleyen anne.

Seni seviyorum demiş miydim?

(Perşembe gecesinden not: Sırayla götürelim dedi. Sıra bendeymiş. Götürdüm odasına, bekledim yanında, yarım saat geçti, odaya dönerken “anne nereye” dedi. “Gel” dedim. Beraber uyandık. 🙂 Diyorum ben beceremiyorum diye, anlatamıyorum.)

 

Fotoğraf, çok eskilerden, 6 sene önceden…

One comment

Leave a Reply