Ay aman dökme! – Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım…
Loading

Ay aman dökme!

Her akşam sofraya oturmadan önce “çocuğa karışmayacağım” diyorum. Kendi kendime söz veriyorum. “Bak” diyorum, “doyduğu zaman zaten yemez, üzerine gitme.” Bunun nedenlerinden biri, bebekken çok zor yemesi. Kırk takla atardım bir kaşık vereceğim diye. Hatta benim videomu çekmişti Arkın yedirirken, kızdım, sildim.

Uzun zamandır yemesine müdahale etmiyorum. İki konu hariç: Tabakta son lokma kalınca, yine içimdeki teyze devreye giriyor, “ay ufacık kalmış, hadi ama” diyorum. Neyse ki “arkandan ağlar” derken bulmuyorum kendimi. Biz küçükken tabakta kaç pirinç kalırsa o kadar çocuğumuz olur diye bilir, ona göre silip süpürürdük hepsini. Bak şimdi ne de kızıyorum bize bunu söyleyenlere…  Ayrıca, bütün çocukluğum boyunca son lokmayı tabakta bırakmış, annemden her akşam “senin bıraktıkların yüzünden kilo alıyorum” cümlesini duymuş biri olarak kızıma karışma hakkım var mı? Bence kesinlikle yok!

Neyse.. Bir diğeri: “Kollarını sıyırır mısın?” Tut ki sıyırmadı, ne olacak? Atar makineye yıkarsın. Ama yok işte! Kızdığım her şeyi yaparken buluyorum kendimi. Sanki çok titizim. Ben değil miyim mama iskemlesinde her şekilde yemesine izin veren, ben değil miyim “yesin de nasıl olursa olsun” diyen? Yine ben değil miyim o döke saça yerken zevkle izleyen? Şimdi bu üzeri kirlenecek durumu nereden çıktı? Bu yaşta neden devreye girdi?

Bazen çocuğa “Irmak kusura bakma, isteyerek söylemiyorum” diyorum, bana şaşkın şaşkın bakıyor. “İstemeyerek nasıl söylüyorsun” anlamında. Diyemiyorum ki bazı şeyler ilikten, ciğerden geliyor diye…

Geçen akşam tuttum kendimi, gerçekten söylemedim bu iki antipatik cümleyi. Dilimin ucuna kadar geldi, kendimi tuttum. Tam Arkın der gibi oldu, masanın altında güzelce dürttüm. (Meşhur zaten o masa altı, masayı sallayacak şiddetle dürtmeler…) Oh. Ben susmuştum ya, mis gibi bitti yemek.  “Sıyır” demedim, baktım çocuk kendi yapıyor.

Bırak işte kadın bırak.

Ne olur bilen varsa, çözen varsa söylesin. Bu içimdeki kadını ben susturamıyorum, bazen önüme geçiyor. İnsan bile bile de lades olmaz ki ama! Sizin içinizdeki de devreye giriyor mu?

Kendimden soğuyorum bazı akşamlar resmen!

 

2 comments

  1. Bazen düşünüyorum; bu tavır çocuk sahibi olmadan önce de vardı. Yani çocuğun yaptıklarıyla alakalı değil, “başkalarının ne yapması, nasıl yapması gerektiği” düşünceleri ile alakalı.
    Gün boyu yolda, işte, evde, okulda şurada burada devamlı başkalarının “ne yaptığını, nasıl yaptığını aslında nasıl yapmaları gerektiğini, nasıl yapsalar daha mantıklı olabileceğini düşünme” alışkanlığımızdan vaz geçtiğimizde bu, evde çocuğa müdahaleleri de azaltıyor. Yoksa meditasyon yaparken hiçbir şey düşünmemeye çalışırken insanın kendisini bin türlü şey düşünürken bulması gibi çocuğa karşı ağzımız durmuyor…

Leave a Reply