Yastıkları yere koyma – Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım…
Loading

Yastıkları yere koyma

Hiç düzenli değilim, hiç derli toplu değilim.

Sadece bazı isteklerim var ev halkından. O da çevrede fazla inşaat olduğu ve ortalık toz dolu olduğu için. Misal; yere bir şey koyma. Yani yatağın üstündeki süs yastığını, yatak örtüsünü, kıyafetini…

Irmak’ın yatağının üstünde 3 tane yastık var. Renkli. Kırlent işte… Yatağı açarken koyuyorum kütüphanenin üstüne. Arkın dün akşam (Salı) yatağı açarken de yere koyduğunu gördüm, söylendim. Hatta yatağı ben açtım, ancak o ısrarla gelip örtüyü başka yere koymaya çalıştı. Orada attı zaten benim şalter. “Açmışım, neyi değiştiriyorsun?” O da ısrarla “ne olacak” dedi. “Evet karşıda inşaat var ve toz içinde kalıyor ev. Haklısın” demesini beklerken. Ben söylenmeye devam ettim ve sonra vicdanımı sızlatacak cümleyi duydum. “Baba annem böyle söyleyince üzülmüyorsun değil mi?”

Şu an nasıl kızgınım anlatamam. Kırgınım da. Haklıyken suçlu durumuna düştüm ve çocuğumun gözünde “babamı üzen kadın” rolüne büründüm. Resmen öyle düşünüyor. Açıkladım sonra. Anlattım. Tartışabileceğimizi, bunun normal olduğunu, kimsenin üzülmediğini… Birbirimize iyi geceler diledik, üçümüz el ele tutuştuk falan da. Olan oldu tabii…

Hani sürekli ev toplasam, sürekli söylensem, titizliğim meşhur olsa anlayacağım. Alt tarafı bir şey istiyorum: Yere bir şey koymamak. O kadar… Hayır sonra tutamıyorum işte kendimi. Frene basamıyorum. Her sabah, erkenden toplantım dahi olsa sabahın köründe evi süpürmeden çıkmıyorum. Gerçekten burada Göztepe’de inşaatların, kentsel dönüşümün ortasındayız ve evdeki tozu tarif etmem mümkün değil. Uzun yıllar da böyle gidecek, yıkılmamış apartmanlara bakıyorum her gün “sırada hangisi var” diye…

“Ben sana söylemiştim ama Arkın.”, “Ya yine mi ama?” gibi dır dır ederken buluyorum bünyeyi. Artık altında “Beni neden dikkate almıyor, söylediklerim bu kadar önemsiz mi” düşüncesi mi var başka bir şey mi var bilmiyorum ama kurcalamak da istemiyorum açıkçası. Cam açık bütün gün toz giriyor eve dediğimde “sen de aç havalandır kapat” cümlesi de mesela kanıma dokunuyor. “Burası benim hem evim, hem iş yerim. Havasız mı kalayım? Neden beni anlamamaya devam ediyorsun. Neden bir kez kendini benim yerime koymuyorsun?” diye celalleniyorum, iş kariyerden maddiyata, evin küçüklüğünden geçmişe kadar o kadar farklı konulara varıyor ki..

Ne basit bir sorun değil mi? Yastıkları ha yere koymuşsun ha başka bir köşeye. Şu anda hepsini kaldırasım var,  ayrı. Sorun küçük, sonucu derin. Sorun minnacık, altında yatan nedenler farklı.  Onca çabaya, mücadeleye rağmen hâlâ böyle küçük şeyler yüzünden sorun çıkmasını da anlamıyorum. İki insanın birbirinin sözünü dinlemesinin bu kadar zor olmasını da. Her harekette neden tekrar geçmişe gitmeye başladım, bunu çözmeye çalışıyorum.

En çok üzüldüğüm, Irmak’ın “babamı üzdü” diye düşünmesi. Sormak istiyorum:  “Babam annemi üzdü diye düşünüyor musun hiç?” Tabii ki sormuyorum. Sormayacağım. Açıklama yaptım. Yeterli. Konuyu kapatacağım. Karşımdaki küçücük bir çocuk. Benim de üzüldüğümü görüp dudak büken bir lokum. Bilse ki aslında annesinin nelere üzüldüğünü, o zaman söyler mi hiç?

Fakat dışarıdan bakınca söylenen, sinirlenen kadın olmak hoşuma gitmiyor.

Birkaç turuncu yastık yüzünden neler oluyormuş, haberimiz yokmuş. Görmüş olduk.

Acaba bir gün Irmak’a “Bak canım. Evet sesi yükselen benim çünkü ya kısık sesle, ya küçük bir hareketle ya da bir bakışla bam telime basılıyor haberin yok” der miyim? O kadar da abartmam değil mi? Yok yok abartmam.

Geçenlerde rüyamda çok tehlikeli bir hareket yaptı, düşüyordu arabadan aşağı, kızdım, kolundan sıkı sıkı tuttum, sarsıldı diye ağladım, ağlayarak uyandım. Kolunu okşadım. Nasıl olur da kolunu sıkı sıkı tutarım diye kendimi yerken (rüyada bile olsa) tabii ki onu üzecek bir şey yapmam. Tabii ki. Bunda sonra o yastık yerde parçalansa, tozdan simsiyah olsa da gıkımı çıkartırsam tavşanım!

Ama ne istiyorum biliyor musunuz? Arkın’ın “Kızım bak aslında annen haklıydı” demesini. Ve sanırım bunu ondan rica edeceğim. Hatta bu yazıyı okuyunca rica etmeme de gerek kalmadı.

Böyle işte. Birkaç minik yastık, yatak örtüsü ve benim bu aralar azıcık bozulan psikolojim. Toparlan Şebnem toparlan. Kendine gel. Haftaya okul tatil. İki gün Lüleburgaz, iki gün Eskişehir yapar, anne kız uzaklaşırız birçok şeyden. İyi de olur hani…

Hani insanlar 80 yaşına gelirler, bir çay bardağı kırılır, kadın adama ya da adama kadına dönüp “sen zaten 30 sene önce bunu yapmıştın” der ya, öyle olmayız değil mi?

Başınızın etini yedim kusura bakmayın. Ama eminim, anladınız siz beni… Amacım şikayet de değil. Kötü niyetle yaptığı hiçbir şey yok ki Arkın’ın. Sorun şu, ben neden takıyorum? Yine tetikleyen ne acaba? Bırak kalsın yastık orada? Kaldır yastıkları kavga çıkmasın? Bu diretmek neden? Farklı bakış açılarını kabul etmemek neden?

Bak şimdi vicdan azabı duydum yanlış anlaşılır diye. Amacım aslında Arkın’ı değil, kendimi eleştirmek değil, küçücük kızımın söylediği biz söz üzerine moralimin bu kadar bozulmasına inanamadığımı anlatmaktı.

Neyse. Susayım en iyisi…

9 comments

  1. Ya hepimizde var bu gibi durumlar. Kendimi gördüm sanki. Taktımı takıyosun der benim adamda. İstediğin hele bi olmasın der. İnsan bin pişman oluyor bu gibi durumda …

  2. Babayla yarıştığınızın farkında mısınız?Orada “baba annemi üzüyorsun” dese mutlu olacakmışsınız resmen.Evladınızın gözünde mükemmel olmak zorunda değilsiniz.Anlıyorum dünyada en yüceleceğiniz yer onun gözü diye sonuna kadar yükselesiniz var.Çocuklar da salak değil bir yerden sonra bunun doğal olmadığını görecek.Yaptığınız açıklama da yanlış,evet tartışma olabilir,evet anlık kızabiliriz üzülebiliriz ama çok şükür ki bunlar küçük meseleler,üzüntüler de küçücük.Hani dondurmacıya gidiyoruz çilekli kalmadı diyorlar “aa öyle mi? O zaman sade olsun” diyorsun ya işte o “aa” kadarcık. Siz çocuğu bu şekilde yetiştirirsiniz ama böyle yapay bir sorun çözme usulünü (kimse tartışmıyor kimse kırılmıyor kimse haksız değil kimse üzülmüyor bu nasıl iş) evin dışında bulamaz kendisi zor duruma düşer.

  3. Asil.sorun Arkin Beyin sizin de evden calistiginiz olayina saygi duymamasini dusunmeniz gibi geliyo bana..yani okudugum bu tarz ic dokmelerinizin sonucu hep buraya baglaniyo sanki..siz cok hirsli bi insansiniz kotu anlamda degil bu..ve mukemmeliyetcisiniz..bu sizi asiri.yipratiyo..Arkin Bey pasif direnisci..bu da sizi delirtiyo..keske normal.mesaili bi iste calismaya baslasaniz..cocugunuzu hayatinizin.merkezine.koymaktan vazgecin..her seyi.onun mutlulugu uzerine.kurdugunuz ve bir.turlu kadere teslim olamadiginiz.icin bu kadar yipraniyosunuz..inanin.cocuklar.nankordur..yaptiklarinizi degil.yapmadiklarinizi.gorurler..daha bunun ergenligi var..once.cocuktan ayrilmaya calisin..once kendi bagimliliginizi kabul edin..irmaga bagimlisiniz..yataklari ayirin..o “siz” degil..siz onun annesisiniz arkadasi degil ve birazcik uzulmesi aglamasi vs.de sorun.yok..hayat sizin ona gosterdiginiz gibi degil..kendinize bagimli bi cocuk yetistirmeyin..gercekten kendiniz icin yasamaya ugrasin..once oksijen maskesini kendinize takin..

  4. Inanın önemli hissettiklerinizi paylaşmanız güzel bende aynı şeyleri tek ben yapıyor sanıyordum bende de bardağın için e sigara izmariti konulmasını nefretle karşılıyorum ama bildiğini yapıyor yeni bir yöntem uyguluyorum umarım ise yarar

  5. Sizi delirten şey hassasiyetinize aynı hassaslıkla yaklaşılmaması. Merhaba ben de Şebnem. Ben de çok titiz tertipli değilim ama bazı noktalar var ki, tabiri caizse uyuz oluyorum evde. Ortada bırakılan şarj aletleri, laptop, kumanda vs. Birtürlü eşimin yıkamadığı elde yıkanması gereken bulaşıkların lavaboda olması(eşim bende fazla zaman evde) ve bu bahsettiklerim tahta kaşıkgibi makinaya giremeyenler, böcek gelecek diyorum umursamıyor. Siz sabah toplantıya da gitseniz ev süpürecek kadar hassas davranırken onun davranmaması size dokunuyor ve hep şikayet eden konumunda olmak. Zira erkekler kolayını buldu. Otorite kurmuyor, kimseye bulaşmıyor, kötü ve kural koyan hep anne. Kötü anne olmaktan bıktık galiba…

  6. Yani aslina.bakarsaniz heryer ayni oranda tozlanio yani yatagin ustunde duran yastikta yatak ortusude yerde ayni oranda tozlaniyo sadece yerde fazla goze batiyo o kadar … cocuk bu bugun bole der yarin baska … ben esimden ayriyim 2 yasinda oglum var esim cumartesi alip aksam getirio pazarda öle cumartesi aksam geldiginde gecen hafta cok eglendi herhalde baba del del diyip durdu bende icimden nankör evlat işte diyip durdum…pazar gunu aksamsa git git baybaaaaayyy dioduu babasina 😂😂😂😂ee cok hosuma gitti haliyle cocuk bu ruh halleri istekleri soyledikleri saniyeyle degisio… cok takilmamak lazim … ama annen hakli denmesi lazim bencede.. bu kadar onem veriosaniz bu konuya eger …

  7. Sizi o kadar iyi anliyorum ki.orda zaten bağırmak değildi sizin amacınız sadece bazı küçük şstekleriniz (ki hiç de zor değil yapması) saygı gösterilmesi.eşinizin burcu ne bilmiyorum ama biz de bir adet boğa var ve genel anlamda yaşadıklarımız bu şekilde.ben de genelde bağıran konumunda kalıyorum çünkü karşımdaki koca haklı da olsa sakinliğini koruyup suskunluğuyla ya da tüm olayı bir iki cümleyle öözümlemeye çalışan biri.videolarınızı izliyorum arada instada ve arkın bey evet tıpkı bizim evdeki gibi sakinliği düstur edinmiş.eee böyle olunca az sesini yükseltsen az bi kaç cümle dazla konuşsan suçlu ve dırdırcı sen oluyosun.halbuki sen ne demek istediğin anlaşılsın “ya afedesin yine unutmuşum”densin şstiyorsun ama karşı taraf kendi açısından rahat olduğu için ne var yani modunda.olay yastık değil babannemin ünlü sözü var “işin içinde iş var” 🙂 çook daha fazla yazmak isterdim ama şimdi öğrencilerime kurs vercem ardından bu güzel havayı bok götüren evimi toparlamakla geçiricem çünkü malesef başkası yok.
    Bi de bi kaç yıl önce blogcuannenin eşi doğan bey bi yazı yazmıştı yanılmıyorsam şöyle demişti “sabahları yatağın bu şekilde olması neden bilmem onu mutlu ediyor ” adam beden aramadan eşini mutlu eden bir şeyi kendi bazen kendi yapıyordu.

Leave a Reply