Yetişemediğim cevaplar - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Yetişemediğim cevaplar

Yeni kararlarım ve ben…

Merhaba sayın 7 yaş anneleri, birbirimizi anlıyoruz değil mi?

Merhaba sayın küçük yaş çocuk anneleri, korkmayın yazacaklarımdan. Korkulacak bir şey yok. Sadece cevaplarınızı şimdiden hazırlayın derim. Ayrıca neler söylememeniz gerektiğini de bir düşünmenizde fayda var. 🙂

Bizim nesil ve şimdiki nesil çok farklı, bunu hepimiz biliyoruz. Da… Bu kadarını beklemiyordum doğrusu. Böyle cevaplar yetiştireceğini…

Bir yanda büyüyen, sana arkadaşlık eden, evde yardım eden, odasını bana bile toplatmayıp kendi düzenini kuran, isteklerini açık açık dile getiren bir çocuk, diğer yanda bazı cevaplar karşısında ağzı bir karış açık kalan bir ben.

Ben de burnumun dikine giderdim, ben de kendi isteğim dışında bir şeyi yapmazdım da hani sandım ki Irmak babasına çekecek. Umut işte… 🙂

Mesela kısa kollu- uzun kolu tartışması yaşanıyor son dönemde. Geçen hafta Eskişehir’de kısa kolu diye tutturup 3 günü hapşırarak geçirdi. Hata bende. Ya çantaya koymayacaksın ya da koyduysan söylemeyeceksin. Okula giderken de öyle keza. Kısa kollu forma mı, uzun kollu forma mı? Bıraktım ipin ucunu. Bıraktım çünkü söylediğimin arkasında duramıyorum.

Pazartesi günü sahilde “hayır” dedim, arkadaşım şahit en az 20 kez gelip “çıkartayım mı üstümdekini” diye sordu. Israrla “hayır” dedim. Bir saatin sonunda “ne istersen yap”a döndüm. Hava sıcak olsa, en diyeceğim zaten. Hava serindi. Montla oturuyordum. O ise tişört. Çünkü neden? Çünkü artık aramızda bir yarışa döndü bu. Resmen “kimin dediği olacak”a bağlandı iş.

Ben de susma hakkımı kullanıyorum. Okuldan geldikten sonra 15 dakikadan fazla iPad izlemesine izin vermiyorum. Ben “izleme” dedikçe, o daha çok seyrediyor. O zaman ne yaptım? Hiç karışmıyorum. İzliyor, 15 dakikayı 5-10 dakika geçiyor, sonra elinden bırakıp kitabına ya da oyuncaklarına dönüyor.

Bıraktıklarım

  • Odanı topla
  • Dişini fırçala
  • Üstünü değiştir
  • Ellerini yıka

Aaa resmen küçük ben. Dersem yapılmıyor, demezsem yapmaya benden hevesli. (Bana “sakın yeme” dediklerinde yermişim… O derece!) E o zaman ben neden yorayım kendimi, neden dır dır edeyim çocuğa… Sofrayı hazırlarken yardım istesem bir ara “ben külkedisi miyim” diyordu. Şimdi gıkım çıkmıyor, kendi koşarak geliyor.

Yani küçük çocuk annelerine tavsiyem odur ki, söylemeyin, aynı cümleyi art ada tekrarlamayın. Kafasına koyduysa zaten dinlemez. Siz söylerseniz de kıymeti kalmaz. İçinden geliyorsa elbet yapacak.

Şimdi aynısını Arkın’a söylüyorum ama diş fırçalama süresi kavgaları bitmiyor, sabah evden çıkarken “kaç kez öptün” tartışması azalmıyor. Diyorum “bırak.” Bu sefer Arkın direniyor.

Çünkü bırakınca madem oluyorsa, ilişkimizi zedelemeye gerek yok. Zaten büyümesinin keyfini çıkarmaya çalışıyorum. Okuma yazma öğrendiğinde değil, “elde var 1”li toplama yaptığında aktı gözümden yaşlar “büyüdü” diye. Bana yardım ettiğinde değil, istediği radyo kanalını açınca duygulandım. Kendi uyanıp banyoya koştuğunda değil, bize sürpriz yapmak için salondaki oyuncakları kaldırdığında doldu gözlerim. Yani bu annelik hormonları zaten her yerde, lohusalıktan bir tık geride sadece o kadar. Bu güzel anları da söylenerek geçirmeye niyetim yok.

Bir de kapı girişinde ellerini yere koymasa, oturmak için orayı seçmese ne mutlu bana! Ona da söylenmesem, o zaman kendime aferin diyeceğim.

Cevaplara gelince…

  • Sen evin başkanı mısın bize ne yapacağımızı söylüyorsunuz? (Babasını da savunuyor küçük avukat!)
  • Benim odam, benim kararım.
  • İki dakika daha iPad izlersem dünya mı patlar?
  • Bugün geç yatsam ne olacak, ne karışıyorsun?

Öyle bir tarzda söylüyor ki, içeri kaçıp gülüyorum. Kendinden emin. Beni alt edeceğinden de. Kimi zaman sakin, kimi zaman dişlerimi sıkıp konuşarak kimi zaman gözlerimle veriyorum cevabı da, keyifli işte. Siz de bırakın, tehlikeli şeyler yapmadığı, başkalarına ya da kendine zarar vermediği sürece çok “yapma” demeyin. Sürahideki suyun yarısı mutfağa dökülse bile, kendi doldurması güzel değil mi? Biri bir şey istediğinde “ben yaparım, ben getiririm” diye fırlaması keyifli değil mi?

Annemle video çekmiştim, “bana neden oh” diyorsun diye. Bu da çocukluk inadımın ispatı olsa gerek. Video, burada.

 

Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla modeli, sus Şebnem sus. Kısa kollu da giyse sus, şort da giyse sus. Yenileceğin savaşa girme. Buraya da yaz ki yarın öbür gün yazıyı okuyan biri “aaa böyle dememiştin ama” derse toparlan, kararlarını uygula… Beni söylenirken yakalarsanız çekersiniz artık kulaklarımı. :=)

 

 

 

 

Instagram: www.instagram.com/sebnemseckiner

Facebook: www.facebook.com/sebnemseckiner

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Leave a Reply