Bir anneden... - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Bir anneden…

Burası, bu site yaklaşık 5.5 yıldır var. Alışkanlıktan olsa gerek sanki gazetede, dergideymişim gibi düzenli yazıyorum. Yazmaktan keyif alıyorum. Ama hep de kendi yaşadıklarımızı yazıyorum. Çok da rahatlıyorum. Yalnız olmadığımı görüyorum. E madem burası var. Siz de yazın istedim. Yaşadıklarınızı, düşündüklerinizi. İsimle de yayınlayabiliriz, isimsiz de…

Ancak benim bir ricam var. Amacım kimseyi kimseye düşman etmek değil. Kimsenin eşiyle arası açılsın istemem. Ve inanın bundan çok korkuyorum. Sadece anneler, kadınlar içlerini döksünler istedim. Ben nasıl döküyorsam… Bunu göz önünde bulundurarak, ilişkilere zarar gelmeyecek şekilde ve suçlamadan yorum yaparsanız çok sevinirim. Kimsenin kalbi kırılmasın.

İşte ilk mektup…

 

 

Küçük yaştan beri çalışıyorum, manikürcüyüm. Kendi alanımda kendimi yetiştirdiğime inanıyorum. Yurt dışında eğitimler aldım. Sonra evlendim.

Her şey süperdi, hamilelik de iyi geçti. Ta ki çocuk doğana kadar.

Herhalde lohusa depresyonuna girdim, yalnız kalmak istiyordum sürekli. İste o zaman annem ilk defa “sen anne oldun yalnız kalmak da neymiş” dedi ve bunu eşim duydu. ☹

Ve olanlar oldu. Bir gün eşimin izinli gününde oğlumu yedirdim, yatırdım, dışarı çıkmam gerekiyordu. Eşime “bakar mısın” dedim; “tamam” dedi, dışarı çıktım, sokağın başına geldim. Telefon çaldı, eşim “uyandı” dedi. Ben de “yatağı salla, uyur” dedim.

10 dakika geçmedi tekrar telefon. Arayan eşimdi ve duyduğum ses “hemen eve gel” idi. Eve gittiğimde “Ne alacaksan bana söyle ben hallederim. Sen evde çocuğa bak” dedi. Ben de “hava alacaktım, biraz sıkıldım” dedim ve eşimden beklenen cevap gecikmedi. “Annesin sen, çocuğun var ne sıkılması.”  İşte o an “şimdi ne olacak” dedim ve sorgulamalar başladı…

Oğlum biraz büyüdü ve ben işe başlamak istedim. Bu arada annemlere yakın bir eve taşındık. Annem önce “ben bakarım” dedi, işe başladım. Bir ay sonra “Bu çocuk çok zor ben bakamıyorum” dedi. O sırada ailemden birkaç kişi “çocuğun daha önemli” dediler. İşten çıkmak zorunda kaldım. O günden sonra iş hayatım bitti.

Tekrar hamile kaldım. İkinci hamileliğim çok kötü geçti. Bebeği benim haricimde hiç kimse istemiyordu. Eşim dahil… O hamilelik de psikolojik baskıyla bitti. Doğum yaptım ve her şey iste o zaman sarpa sardı. Esim özellikle eve geç geliyordu çünkü ondan bir şey istememi istemiyordu. Gerekçesi “Ben akşama kadar çalışıyorum, sen evdesin” idi.

İnanmazsınız Allah bana öyle bir güç verdi ki her şeyin üstesinden geldim. Mükemmel anne değilim, eksiklerim var. Bana göre çok fazla ama ben bir anneyim ve bunun tadını çıkarmayı öğrendim.

Bir gün bir kaza geçirdim ve çocuklara eşim bakmak zorunda kaldı. Bir saatin sonunda annemi aradı “Anne lütfen gel, ben bakamıyorum” dedi.

Sonra bana dedi ki: “İşin çok zormuş.” Ama değişen bir şey olmadı. Yine dışarıda bir işim olduğunda çocuklarla beraber yapıyorum. Buna pazar, kişisel doktor ve market alışverişi dahil. Bir saat vakit istediğimde “Senin iki 2 çocuğun var, sen annesin. Herkes çocuğuna bakıyor, sen gezme peşindesin” deniyor. Evet var ne kadar şükretsem az. Sağlıklılar ve mutlular. Ama gösterilen tepki ve davranış beni epey yaraladı.

Anne olmak bireysel hayatin bitmesi midir?

 

 

Siz de isterseniz manyakanne@gmail.com adresine mail atabilirsiniz. Maksat, iç dökmek…

 

Görsel www.askideas.com adresinden alınmıştır. 

Leave a Reply