aklımın almadıkları – Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım…
Loading

aklımın almadıkları

http://www.fikirannesi.com/mom-z-2012/

Yukarıdaki gibi bir olay var. Tam benlik. Ama işten izin almam mümkün değil, önemli bir toplantı var. Çok merak ediyorum, çok aklım kalacak…
Zaten aklım sürekli bir yerlerde kalıyor. İşe geliyorum aklım evde, yatağıma yatıyorum, aklım kendi yatağındaki Irmak’ta, arada bir gece bırakıp dışarı çıkıyoruz, aklım yine evde, işten çıkıyorum aklım işte. Bazen kocada, annede… 
Çocuğunu çok rahat başkasına bırakan annelerden olmadım, olamadım ben. Evet çocuk sahibi olmayı kendimi bildim bileli çok istiyordum ama bu kadar istediğimin farkında da değildim. Meğer ben anne olmak için ölüyormuşum! Herkes “çocuğunuz sizin hayatınıza uyum sağlamalı” diyor, ama benim dünyam çocuğum çevresinde dönüyor. Neden onu zorlayayım ki? Haftasonları tabii ki onun da rahat edeceği mekanlara gideceğim. Çocuk zaten bütün haftaiçi bakıcıyla evde. Tamam bazen annem gidiyor, akşamları mutlaka parka falan götürüyoruz ama yalnız… Haftasonu da tamamen ona odaklı “gezmeyi” tercih ediyorum. Eve misafir gelse de tabii ki ben çocuğumla oynayacağım. Eve geliyorum akşam 8’de, kız yatıyor 10.5’ta. o 2,5 saati dolu dolu geçirebilecekken neden onu yalnız bırakıp misafirlerle takılayım ki.? O uyuduktan sonra otururuz nasıl olsa.

Geçenlerde gördüğüm bir olay garibime gitti. Anne baba çocuk dışarıdalar. Çocuk pusette uyumuş. Puseti bakıcı sürüyor. Kadın adama sarılmış, yürüyorlar. Bence o bakıcı orada fazla. Anne-baba-çocuk  olarak çıksalar daha iyi olmaz mı? Çocuk belli ki zaten bakıcıyla, o zaman haftasonu annesini babasını ister. Parka gittiğimizde ben ilgilenmek istiyorum kızımla, mümkünse haftasonu bütün öğnlerini ben yedirmek, ben uyutmak istiyorum. Aksini yapanlara şaşırıyorum açıkçası. Bana düşmez ama, şaşırıyorum işte. Çocuğundan şikayet edenlere de kızıyorum. Çocuk bu, gittiğin yerde senin gibi masada oturacak mı sanıyorsun?
Arkın gitmiş yaz başı, özene bezene Caddebostan sahilde otururuz diye şezlonglar almış. Bir tane de Irmak’a. İlk gidişimizde hayal kırıklığı yaşadı. Sandı ki, çocuk da bizim gibi oturacak. Ne oturması, poposu yer görmedi kızın. Sonuna kadar da haklıydı. Arkın tabii önce oturması için çok mücadele etti, sonra da teslim oldu. Sanırım o da hak vermeye başladı artık Irmak’a.

Bu aralar gel gitlere başladım gibi. Hiçbir çocuğa kimse annesi kadar iyi bakamaz görüşünü savunurken, onu bırakıp işe gelmek koyuyor bazı bazı. Diğer yandan da işe gelince daha iyi bir anne olduğumu hissediyorum çünkü bu sefer gerek akşamları gerekse de tatil günleri beraber harika zaman geçiriyoruz. Ekonomik olarak Arkın’dan bağımsız olmak da ilaç gibi geliyor tabii. (Onu kötülemek için söylemiyorum, ama 12 sene kendi paramı kazandıktan sonra koca parası almayı sevmedim ben hiç.) Bu bir kısır döngü. Böyle de gidecek. Bu konuda sayfalarca yazabilirim ama gerek yok. Yaz yaz sonuç aynı.

Şimdi çalışmam gerek. İşlemem, ışıldamam, kızıma da iyi bir anne olmam gerek…

Vakit bulursam eğer, gece Irmak’ın son bombalarını yazmak istiyorum. Öyle ilginç cümleler kuruyor ki beni çok güldürüyor çokkkkkkkkkkkk…

Leave a Reply