Anaokuluna giderken…. - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Anaokuluna giderken….

Zaman zaman, Almanca eltern.de (Eltern, ebeveyn demek) sitesine bakarım. Yeni haberler var mı, tavsiyeler görebilecek miyim diye? Haberlerin büyük kısmını Türkçeleştirmek anlamsız oluyor, Almanya özelinde.

Bu sabah siteyi karıştırırken gördüğüm, “anaokuluna giden çocuğa neler yapmayın” başlıklı yazıydı. Hepsini değil de bazılarını yazacağım.

  • Çocuğunuz bırakırken ağlarsa, siz de ağlamayın! Sakinleşmek için dışarı çıkın. Daha sonra telefon açıp ağlamaya devam edip etmediğini sorabilirsiniz.

Ben ne yaptım? O ağladıkça o kapıdan çıkamadım, alışması uzun sürdü. Hatta bir kere babam bıraktı da, adamcağız sonra dükkana gidememiş, eve gitmiş. 🙂

  • Evet arayın bir kez de sürekli telefon açmayın. WhatsApp’tan yazmayın.

Bazı günler birkaç kere aramışlığım oldu. Hadi tamam itiraf edeyim, yazmışlığım da var… 

  • En şık elbiseleri giydirmeyin. Sonra nasıl boya içinde döndüklerini göreceksiniz.

Hahaha. Buna güldüm. 3 yaşından beri sadece kendi istediklerini giydiği için kostümle de gitti, tayt üstü etekle de, çorap ve terlikle de… Hatta şimdi de okula eşofmanıyla gidiyor hep, kumaş şort rafa kaldırıldı bir süre.

  • Oyuncak günü dışında oyuncak gönderirseniz, kaybolmasını göze alın.

Yok işte bunu yaşamadık.

  • Okuldan aldıktan sonra neler yapacağınızı yüksek sesle söylemenize gerek yok, sizi duyması yeterli.

Evet de o ses bazen iyi şeylerde de yükseliyor. Biz de insanız… 🙂

  • Her şeyi öğretmenden beklemeyin. Yüzmeye gidiyorsa da, İngilizce öğreniyorsa da siz de destek olun.

Bu her şeyi öğretmenden beklemeye ben de karşıyım işte. Okulda öğrendiklerini pekiştirmek bizlere düşüyor.

  • Okulla ilgili bir sorun varsa çocukların duyacağı şekilde diğer ebeveynlerle konuşmayın.

Ay buna ben de sinir oluyorum. Hatta okulda sorun olduğunda diğer velilerle değil, direkt okulla, öğretmenle konuşulmalı. Yoksa olay büyür de büyür. Hatta birçok yanlış sonuç çıkar ortaya.

  • Okuldan alırken arka arkaya isteklerde bulunmayın. “Mataranı al, ayakkabılarını giy, arkadaşlarına bay bay de” gibi üst üste cümleler kurmayın. Mesela “hadi hazırlan bakalım” demeniz yeterli…

Ay biliyorum da bunu da yapmışlığım var sanırım. Böyle bile bile hata yapmak da insanı sinir ediyor. Diyorum ya hep bazen içimden başka kadın çıkıyor diye…

Sonuç: İnsanız. İnsan!

Bunun gibi maddeler sıralamışlar. Hepsini tercüme etmedim. İnsan bazen nasıl da doğruyu bildiği halde yanlış yapıyor değil mi? E şimdi de öyle. Mesela tehdit etmemek gerektiğini bilsek de “o zaman gitmeyiz, o zaman yapmayız” demiyor muyuz hepimiz? Bunu yarı tehdit, yarı başka seçenek sunmak gibi görsek de hepimiz, kendimizi kandırıyoruz. Ancak şu konuda rahat olun bence. Biliyorsunuz, bir yıl psikologa gittim. Ve anneliğimi de çok sorguladım. Sonuç şu: İnsanız. Hata yapsak da bunu çocuğumuza güzel bir şekilde anlatırsak sorun olmaz. Mesela biz son dönemlerde resmen ergen tavırlarıyla karşılaşıyoruz evde. Kızdığım zaman “sana değil, yaptığına kızdım” diyorum. Kıyaslamalara başladı, efendim arkadaşım kızına onu demiş de ben dememişim de. Ağzım açık izliyorum. Ayda bir kez sürpriz yapıp istediği oyuncağı alsam da, onu ne kadar çok sevdiğimi sürekli söylesem de, elimden gelenin en iyisini yapmak için -argo olacak ama- yırtınsam da, o da bizim gibi olacak. Belli bir süre hep hatalarımızı görecek, başka anne babaları örnek verecek. Ki bunu çocuğu ergenlik dönemindeki arkadaşlarımdan biliyorum.

İşte bu yüzden ben kendimi suçlamaya son verdim. Bence siz de yapmayın. Neden mi yazdım? Her gün onlarca “acaba yanlış mı yapıyorum” konulu mesajlar alıyorum. Herkes kendini sorguluyor, kusur buluyor. Ancak bence rahat olun. Anlayacaklar, onlar için yaptıklarımızı anlayacak, bize hak verecekler. Görmelerini beklemek gerek. Sevdiğimizi hissettirelim, en önemlisi bu değil mi? Her şeyin başı sevgi. Uyuturken “seni çok seviyorum” diye kulağına fısıldadığınızda, ne kadar da güzel uyuduğunu göreceksiniz. Biri bana fısıldasa, ben de öyle uyurum…

 

 

 

2 comments

Leave a Reply