Anne ben nereden geldim? - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Anne ben nereden geldim?

leylek

Irmak’ın okulunda her ay, Uzman Psikolog Sevgi Mandan biz veliler için mini seminerler veriyor. Bu ayki seminer “cinsel eğitim” hakkındaydı. Benim son zamanlarda en çok zorlandığım konu yani. Tohum ve yumurtanın nasıl birleştiğini o kadar çok soruyor ki ne cevap vereceğimi şaşırıyorum. Birazdan Mandan’ın bize anlattıklarını okuyacaksınız. Ancak ben kendisinin notunu mutlaka iletmek istiyorum: “Biz uzmanlar da farklı görüşleri savunabiliyor, farklı ekolleri takip edebiliyoruz. Ben size düşüncelerimi anlatıyorum. Kendi gözlemlerim sonucunda ortaya çıkan yorumlarımı aktarıyorum. Ancak her ailenin değer yargıları farklı. Nasıl ileteceğiniz size bağlı. Sadece belli kurallara sadık kalın, yeter.”

Mandan’ın anlattıklarına göre hiç beklemediğimiz bir anda cinsellikle ilgili soru geldiğinde panik olsak bile bunu belli etmememiz gerekiyormuş. Ses tonumuz  yumuşak ve sakin olmalıymış. (Açıkçası ben bazen nefes bile alamıyorum, umarım çakmamıştır cimcirik.)

Evet bu konuları konuşmak hiç kolay değil. Şanslıyım çünkü bana annem anlatmıştı. Fakat bu konuda azınlıkta olduğumu biliyorum. Çocuklarımızın cinsellikle ilgili sorularına biz cevap verirsek, dışarıdan yanlış bilgiler almalarını engelleriz. Yanlış bilgiler onları sandığımızdan çok daha fazla etkileyebilir. Ayrıca soruları geçiştirirsek, “annem/babam bana cevap vermiyor” diye bize her konuda sormaktan vazgeçebilirler.

Cinsellik doğal bir süre. Görevimiz, çocuklarımızı doğru yönlendirmek, sağlıklı bireyler yetiştirmek.

Cinsel Gelişim Nedir?

Anne karnından yaşam boyunca gelişen sosyal, toplumsal, fiziksel ve duygusal doğal sürece cinsel gelişim diyoruz.

0-2 yaş dönemi

0-2 yaş dönemi çocuk gelişimi açısından son derece önemli bir çağdır. Bireyin yaşamını devam ettirecek en temel alışkanlıklar bu dönemde şekillenir.

Çocuğun dış dünya ile bağlantısını ağırlıklı olarak ağız yoluyla sağladığı dönemdir.

Yaşamın ilk iki ayında bebekler bedenlerini keşfetmeye başlarlar.

Yedi sekiz aylık olduklarında ellerini ve ayak parmaklarını keşfederler. Yaklaşık bu sıralarda erkekler penislerini keşfeder. Kızlar vulvalarını bundan bir-iki ay sonra keşfediyor.

Bebekler el ve ayak parmaklarını ağızlarına sokmaya bayılırlar ve genitallerine dokunmayı da çok severler ve keşiflerden zevk alırlar.

Yeni doğmuş bebeklerin cinsel açıdan geliştiklerine inanmak güç olabilir. Ama yaşamın ilk 18 ayı sevgiyi ve dokunmayı öğrenmek ve dünyaya karşı bir güven duygusu geliştirmek açısından en önemli zamanlardan biridir.

Bebekler, onları öptüğümüzde, kucakladığımızda ve onlarla konuştuğumuzda sevildiklerini ve nasıl seveceklerini öğrenirler.

Bu dönemde cinsel organlara merak oldukça normaldir ve ebeveynler çocukların cesaretini kırmamalı ve onları cezalandırmamalı.

Benzer şekilde “tuvalet eğitimi” sırasındaki kazalar içinde çocuk utandırılmamalı ve cezalandırılmamalı.

2-5 yaş dönemi

Çocuk 2-3 yaşlarına geldiğinde, kendi bedeninin ve diğer insanların bedenlerinin farkına varmaya başlar. Tuvalet ya da banyo yaparken kendisine benzeyen ve farklı olan özellikleri gözler.

3 yaşındaki çocuklar genellikle konuşma problemini çözdükleri ve kendilerini uygun cümlelerle ifade etmede zorlanmadıkları için, her konuda olduğu gibi, meraklı sorularını cinsel gelişimleri ile ilgili olarak da yönelteceklerdir.

Bu, çocuğunuzun ‘’bu ne’’, “ben nereden geldim” sorusunu sormaya başladığı yaştır ve komşu çocuğuyla veya kardeşiyle cinsel oyunları keşfetmeye başlama zamanı da gelmiş olabilir.

Aileler çocuklara vücut parçalarını genellikle bu yaşlarda öğretirler. Vücut bölümlerini öğretirken, cinsel organların isimlerini vajina ve penis kelimelerini kullanarak doğru olarak öğretmeliyiz.

Bu yaş dönemi çocuğunda sık görülen kız çocuğun annenin eşyalarını kullanması, erkek çocuğun babanın davranışlarını taklit etmesi doğal karşılanmalı ve cinsel kimlik gelişiminin bir göstergesi olarak algılanmalı.

5-8 yaş dönemi

Çocuk 5 yaşına geldiğinde, zihinsel ve fiziksel olarak olgunlaşmasının yanı sıra, sosyalleşmeye de başlar. 5 yaşından itibaren çocuklar vücutlarını daha yakından tanıma eğilimi içine girerler. Vücutlarına karşı olumlu veya olumsuz duygular geliştirirler.

Kendi bedenine ve diğer kişilerin bedenlerine yönelik meraklarını, büyük ölçüde oyunlarla gidermeye çalışan çocuklar, birbirlerinin cinsel organlarına bakar, dokunurlar. Ama çoğunlukla bunu erişkinler tarafından keşfedilmeyecekleri yerlerde yaparlar. Yalnız kaldıklarında genitallerine duydukları merak daha amaca yönelik olabilir.

Bu yaştakiler gebelik ve doğum konularında çok meraklıdırlar.

Toplumsal olarak belirlenmiş cinsiyet rollerinin de daha fazla farkına varırlar. Ahlaki gelişimin oturmaya başladığı dönemdir.

Daha güçlü arkadaşlıklar geliştirmektedirler ve aynı cinsiyetten çocuklarla oynamak için güçlü eğilim gösterirler.

Bu yaş döneminde cinsellik hakkında verilen eğitimin daha özel olması gerekir. Bu noktaya kadar eğitimden daha çok sosyal kişilik ve beden keşfi ile ilgi negatif mesajların önlenmesi ve pozitif mesajların iletilmesi üzerine yoğunlaşılır.

Çocukların en sık sorduğu sorular

Bu ne? Bunun adı ne? Cevaplar basit olmalı. Vajina ve penis.

Neden senin memen var? Erkeklerin de meme uçları var. Ancak kızlar büyüdükçe memeleri de büyür. Anne olunca da bebekleri beslemek için memelerden süt gelir.

Niçin benim penisim yok?/Neden kızların penisi yok? Kadın ve erkek doğuştan farklıdır. Kadınların vajinası, erkeklerin penisi olur.

Babamın penisi neden benimkinden büyük? Babanı kolu da senden büyük, bacakları da. Bütün organları senden büyük. Sen de büyüdükçe, organların da seninle birlikte büyüyecek.

Ben nereden geldim? Ben doğmadan önce neredeydim? Sen benim karnımda büyüdün. Babadan gelen sperm annenin yumurtasıyla birleşince bebek oluşuyor. Annenin karnında rahim denen bir odacık var. Bebek orada büyümeye başlıyor ve sonra da doktor yardımıyla annenin karnından çıkıyor.

Bir not: Bu soru bizi çok zorluyor. Yaklaşık 1.5 senedir tohum-yumurta ilişkisini soruyor Irmak. Benim karnımda olduğunu biliyor ancak daha önce var olmadığını kabul etmiyor. Ben de ona “bebek dünyasındaydın” dedim. “Karnıma gelmeden önce bebek dünyasındaydın” cevabını veriyorum. Hatta bir de bazen “beni seçtiğin için teşekkür ederim” bile diyorum. Sordum Sevgi Mandan’a, bu şekilde cevap vermemde bir sakınca olmadığını söyledi. Ancak sanırım teşekkür etmemi fazla buldu. Yani bakışlarından öyle anladım…

Ben nereden doğdum? Görebilir miyim? Hayır göremezsin. Ama kitaptan gösterebilirim sana. Mandan’ın cevabı çok net. Gösterilmemesi gerektiğini düşünüyor. “Yine de her ailenin güven çemberi farklı, bu nedenle ben kesin yapın ya da yapmayın diyemem” diyor. Kendisinin de bahsettiği diğer ekolü takip eden uzmanlar da tam tersini savunuyor. Ben, sezaryen ile doğum yaptığım için Irmak’a gösterdim sezaryen izimi. “Doktorlar buraya küçücük kestiler ve seni çıkardılar” dedim.

Ben doğarken canın acıdı mı? Çok az acıdı. Fakat seni görünce, kucağıma alınca o kadar mutlu oldum ki, hemen geçti.

Hastaneye gitme kardeşim buraya gelsin! Gitmemiz gerek çünkü doktorlar kardeşinin gelmesine yardım edecek. Kardeşim doğduğunda ise onunla birlikte eve döneceğiz.

Neden erkekler doğum yapmaz? Çünkü erkeklerin karnında bebeğin büyüyeceği odacık yok.

Bence en can alıcı soru:

Bebek nasıl oluşur? Ben nasıl annemin içine girdim? Anne ve baba birbirlerini sevdikleri için evlenirler. Birbirlerini böyle sevdiklerinde babanın penisi annenin vajinasının içine girmeye hazır olur. Anne asla acı duymaz. Ve babanın penisinden gelen sperm annenin yumurtasıyla birleşir, bebek oluşmaya başlar. Fakat bu her zaman olmuyor. Bebek sadece anne ve baba çocuk sahibi olmaya karar verince oluşuyor.

Birçok konuda açık bir anneyim fakat Irmak çok zorlamadıkça bunu böyle anlatabileceğimi hiç düşünmüyorum. Tabii ki benden öğrensin, dışarıdan alacağı yalan yanlış bilgilerle büyümesin fakat rica ederim bir süre bunu bana sormasın 🙂

Bebek annenin odacığında nasıl nefes alır? Anne ve bebeği birbirine bağlayan bir kordon vardır. Bebek bu sayede nefes alabilir. Bunun isterseniz fotoğraflarla da gösterebilirsiniz. Tabii eğer gerçek doğum fotoğrafı olacaksa kanlı görüntüler içermemesine dikkat edin. Çocuk kitaplarından da faydalanabilirsiniz. Biz Türkiye İş Bankası Yayınları’nın kitaplarındaki fotoğrafları göstererek anlattık bunu. Hatta “erkeklerin tohumları nasıl” diye merak ediyordu, yine bu kitaplardan yardım aldık.

 Ve unutmamamız gereken bir diğer konu da güven çemberi. Çocuklarımıza kendilerini korumayı, cinsel istismarı önlemek için kimsenin ona izinsiz dokunamayacağını öğretmemiz gerekiyor.

  • Sen tuvaletini yaptığında öğretmenin dışında kimse sana yardım edemez. Ben, baban, öğretmenin, anneannen, babaannen sana yardım edebiliriz. Bir başkası, hayır. (Tabii bu çocuğa kimin baktığıyla ilgili bir durum. Siz de güven çemberinizi oluşturabilirsiniz.)

  • Sana kimse izinsiz dokunamaz. Kimse senden izin almadan elini eline bile süremez. Tanımadığın insanların olduğu bir ortama girdiğinde el sallayabilirsin, “merhaba” diyebilirsin. Ama kimseye dokunmak zorunda değilsin. Sana kimsenin dokunamayacağı gibi, sen de yabancılara dokunma. (Ben sanırım olayı abarttım. Akrabaların bile ona sormadan öpemeyeceklerini söylüyorum. Bu da tamamen benimle ilgili bir durum. Öpmeyi, Irmak hariç, fazla sevmem. Hep tokalaşmayı tercih ederim. Irmak da bana benziyor, hiç arası yok öpmek ile. İşte bu yüzden de rahat rahat “kimseyi öpmek zorunda değilsin, akrabalarımız bile olsa seni öperken izin almalılar” diyorum.)

  • Mahremiyet kavramını öğretebilirsiniz. “Vücudumuz bize özel. Sen de vücuduna dokunabilirsin. Ancak özel bölgelerine dokunacağın zaman odanda ya da banyoda, yalnız olmalısın.”

Aslında cinsel istismar çok uzun bir konu, sadece yukarıdaki birkaç cümle ile sınırlı değil. Fakat biz o gün eğitim sırasında yalnızca kısaca değindik. Konuyla ilgili kitapları alarak, uzmanların yazılarını takip ederek çok daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.

Önemli bir not: Şimdi bu yazının altına “aman ne ahlaksızsın neler yazmışsın, penis demişsin, vajina demişsin” yorumları yapacaksanız, tutun kendinizi. Ben, duyduklarımı aktardım diğer annelere yardımcı olabilmek için. Bunun ahlakla, terbiyeyle bir ilgisi yok. Ve zaten, hangimizi leylekler getirdi ki?

3 comments

Leave a Reply