Anne günlüğü - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Anne günlüğü

Eski cep telefonumun notlar bölümünde Irmak’la ilgili bilgileri saklıyordum. Üç telefon değiştirdim, bilgileri aynen aktardım.

Her şeyi not almışım…

Kilo tablosu
24 Şubat 3560 doğdu.
24 Mayıs doktor 5600
31 Mayis 5800
6 Haziran 6000
13 Haziran 6100
20 Haziran 6140
Sonrası çok uzun. Evde de tartı vardı, sürekli not alıyordum kiloyu. Takmıştım ya hani!

2 Nisan ilk agu “agı” olarak çıktı ağzından
1 Mart göbek düştü

3 Mart ilk banyo
6 Haziran eliyle tutup ağzına götürdü oyuncağı
11 Haziran, ayağıyla oyuncaklara vurdu.
Aynı gün gülmekten katıldı.

19 Haziran lökosit düştü (idrar yolu enfeksiyonu geçirmişti, hatta kum dökmüştü…)
20 Haziran Pazar ilk kez Arkın’la tek başımıza yıkadık. (Evet ondan önceki 4 ay hep annemden destek alıyorduk. O yalnız yıkadığımız gün sanki dün gibi.)
21 Haziran ilk kez su içti
24 Haziran ilk koyu yeşil kaka (Kakayla ilgili inanılmaz notlar almışım zaten!)
26 Haziran döndü
27 Haziran ilk kez köprüyü geçti (Bunu bile yazmışım)

4 Temmuz deniz suyu ile tanıştı.
14 Temmuz gecesi kendi yatağında uyudu
12-13 Temmuz diş yüzünden sabahladık
4 Ağustos odaları ayırdık (İşte bu çok manidar 🙂 )
15 Ağustos biberonu tuttu su içti
31 Ağustos yatakta dolanırken mememi buldu, emdi uyudu
1 Eylül gece 8 saat kesintisiz uyudu
27 Eylül merhaba diş

O adar çok detay var ki atlıyorum çoğunu…

28 Kasım “anne dedi” Tam 9 aylıkmış
20 Ocak sıraladı
Ocak 2011 anne, attım, aldım, hav, aç, gel, ver, Arkın, dede, hadi diyor

24 Mart yürüdü.
24 Nisan ne söylesek tekrar ediyor, cümle kuruyor resmen
28 Haziran  kardan adama “danmadam” diyor

Daha devam ediyor da durayım burada…

Erken konuştu, çok erken konuştu. Kendisi de videoları izlerken sordu zaten. “Ben hep konuşuyor muydum?” dedi.

Gibi gibi gibi..

Öyle notlar var ki. 30 cc biberon alınca da yazmışım, ağlayınca da, sabahlayınca da, hafta hafta aldığı kiloyu eklemişim. Tay tay durmadan yürüyene kadar her gün kaç saniye ayakta kaldığını, yürütece koyduğum ilk günü, ateş düşürücüyü ilk ne zaman içtiğini, her gün o pusetteyken ne kadar yürüdüğümüzü not almışım da almışım… Tabii arada kızdığım insanları da yazmışım. Arkın’la olan tartışmaları da.

Ödev veriyordum kendime her gece ertesi günle ilgili. “Yarın şunu oyna, kelime öğret, şunu oku” gibi gibi… Tabii her ödevi yerine getiremesem de bir düzene sokmaya çalışıyordum hayatımızı. Arkın işten gelince de “sıra sende” diyordum bazı akşamlar. Bozuluyordu sanki. Dinlenmek istiyordu çünkü. 🙂 Neyse zamanla anladık birbirimizi. O zaman sağlam kavgalar etsek de, en azından anladık. 🙂

Şimdi bu notları açıp açıp tekrar bakıyorum. Okuduğum an o güne gidiyorum.

Kendine “Aydat” demesine çok gülüyorduk. Videoları var. İzliyoruz. Bol bol gülüyoruz. Neden “Aydat” acaba. Hani Irmak nerdeee, Aydat nerde?

Eskisi kadar sık olmasa da hâlâ not almaya devam ediyorum. Hem buraya da yazıyorum. İyi geliyor.

Bunları okuduktan sonra dönüp bakıyorum, koca kız gibi görünüyor. Fakat aslında küçücük. Boyundan büyük laflar etse de, bir cümle ile ele veriyor kendini bazen.

Anne günlüğü diye bir şey varsa eğer, dibine kadar yazmışım her şeyi. Düzenli olarak kendime e-posta da atıyorum. Telefon, bilgisayar bozulsa bu bilgiler uçmasın diye.

Hani o zamanlar hadi büyüsünler diye acele ediyoruz ya, zaman gerçekten uçuyormuş.

Şimdi sanki hep her şeyi yiyormuş, hep kendi tuvalete gidiyormuş, hep kendi giyiniyormuş gibi geliyor. İnsanoğlu çabuk unutuyor bazı şeyleri. 🙂

Siz de not alıyor musunuz?

One comment

  1. Ben oğluma hamile kaldıktan sonra doğumuna kadar, büyüyüp anlayacağı bir yaşında doğumgünü hediyesi olarak vermek üzere günlük tutmuştum. Bir de çocuklarımın küçükken söyledikleri komik sözleri, cümleleri not almıştım. Bazen birlikte okuyup gülüyoruz. Çok hoşlarına gidiyor. Küçük kızımda ise işi biraz daha detaylandırıp, Melisçe-Türkçe sözlük hazırlamıştık. Çok tatlı bir anı oldu hepimiz için. 🙂

Leave a Reply