Arkın olasım var… – Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım…
Loading

Arkın olasım var…

er

Ben diyorum, uçaktan korkuyorum. O diyor aman bir şey olmaz.

Ben diyorum, akşam değişik bir şey yapalım, o diyor film izleyelim. (Ne değişik ama değil mi)

Ben diyorum, çok yorgunum, o diyor “sendeki enerji bitmez.” (Bitiyor işte kardeşim, bilgisayar mıyım ben?)

Ben diyorum, “bu aralar kafam iyi değil”, o diyor bir şey olmaz. (Bir şey olmaz demek yasaklansın.)

Bazen erkek olmak istiyorum. Yok bütün gün çalıştığı için değil. Evden uzak olduğu için değil.

Tamamen düşünce sistemi yüzünden.

Mesela Irmak bebekken ateşlendiğinde ben senaryo üzerine senaryo kurardım, o sakin sakin otururdu. “İlaç etki edecek, bekle ve gör” derdi. Ben tabii sakinleşemezdim… Şimdi uçağa bineceğiz diye (yazmıştım daha önce uçak korkumu) bendeki senaryoların haddi hesabı yok, hatta bir doktora gidip  ilaç mı alsam diyorum, o diyor “Aman yahu bırak şunu, bütün gün uyuyacaksın sonra, binip gideceğiz işte.” Bütün gün uyuklamamı benimle zaman geçirmek istediği için mi yoksa Irmak’ın tüm bakımını üstlenmek zorunda kalacağı için mi istemiyor, çözemiyorum. Bunu da kurduğumun farkındayım.

İşle ilgili bir kriz çıkıyor, benim tansiyon zıplıyor. O ise işi eve asla getirmiyor. Ben de özellikle dergicilik zamanlarımda işle yatıp kalkardım. Bir arkadaşımızla ilgili bir şey oluyor, kahroluyorum, o yine boş veriyor. Hayatı oluruna bırakıyor. Kurcalamıyor. Sorgulasa da benim kadar abartmıyor.

Acaba gerçekten boşveriyor mu, çok merak ediyorum. Bunu nasıl başarıyor, bilmiyorum. Tamam, baba olduktan sonra değişti. Irmak’la ilgili konularda daha endişeli bir tutum sergilemeye başladı fakat benim yanıma yaklaşamaz. Zaten yaklaşmasın da… Fakat adamı kıskanıyorum işte.

Amerika’ya uçarken uyuyakalmıştım. ( O dönem hamileymişim ikizlere, bilmiyordum. Zaten karnımda birkaç hafta kalabildiler sadece 🙁 …) Birden beni uyandırdı. “Çabuk kalk!” Neye uğradığımı şaşırdım. “Hah dedim düşüyoruz, son duamı edeyim diye kaldırdı.” Meğer yemek gelmiş, yemek yememi istiyormuş. Açtım ağzımı yumdum gözümü. Sonra bir daha uyuyamadım da. Zındık gibi oturdum kaç saat. Sonra baktım, o uyuyor. “Yok” dedim “Bir dakika. Madem beni kaldırdın, sen de otur bakalım.” Mesela erkekler için yemek öyle bir ihtiyaç ki, uçaktan korkan birini bile bunun için uyandırıyorlar onun için de önemli sanıp.

Eleştirmiyorum. Sadece özeniyorum. Ben de erkek bakış açısı istiyorum. Sadece siyah ve beyazı gören, griyi kurcalamayan. Bir şey olduğunda nedenlerine, gelecek etkilerine değil, sadece o ana odaklanan. Kendini yiyip bitirmeyen… Arada diyorum ya mühendisle evli olmak zor diye, bir yandan da alakasız olduğunu biliyorum. Üniversite eğitimi ile huy değişmez ki! Bulaşsa ya bana da biraz. Burcunu da kıskanıyorum zaten. Mis gibi kova. Ben ise yanar döner İkizler

Az önce yine uçak konusu açıldı telefonda konuşurken, yazayım dedim. O benim gibi olmasın, asla olmasın, fakat biraz bana bulaşsa fena olmaz mıydı? Mis gibi olurdu…

Bu arada, fenadır benim senaryolarım. Bir başladım mı kurmaya, durduramam kendimi… Mesela bu yazıdaki gibi işte: Senaryolarım 

Ve biliyorum, onun da işi zor. Benimle yaşamak kolay olmasa gerek… En azından bir artım var, farkındayım yaptıklarımın 🙂 (Hah züğürt tesellisi oldu bu da)

6 comments

  1. Kova kadınıyım, mühendisim…
    Yok yok kesinlike burçla meslekle ilgilisi yok. Evt erkek olmak lazım, kesin bilgi 🙂

  2. Ben de mühendisim ve ikizler kadınıyım:)Uykuda bile beynim devrede olmalı ki sabahları bile feci yorgun kalkıyorum.Tamamen kişilik özelliği bence…

  3. Yalan yok,ben de çok isterdim erkek kafasına sahip olmayı.Hep derim erkekler ağacın gövdesi (yani diğer deyişle kütük) kadınlar ağaçların dalları.Düz düşünüyorlar ve kendilerini yormuyorlar bu harika birşey,bizse maşallah dallı budaklı, bir düşünmeye daldık mı sonu gelmiyor bir türlü.Hiç hoşnut değilim halimden bana da bir erkek kafası lütfen!

Leave a Reply