"Baban izin vermiyor" - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

“Baban izin vermiyor”

Anneme ne çok kızardım “baban izin vermez” dediğinde. Bazen babama sormadan böyle söylediğini bilir, ama bir şey yapamazdım. Aaaa bir baktım, tıpa tıp olmasa da izlediğimiz yol aynı!

Biliyorum doğru değil. Biliyorum başka yöntemleri de var ama işte üst üste “hayır” demektense bu cümleyi tercih ettiğim oldu. Mesela kask konusu. Kask olmadan scooter ya da paten kaymasına karşıyız karı koca. Kaç kez düştü ve kask darbe almasını önledi. Ne zaman ki bir arkadaşımızla buluşsak, çocuğu kask takmasa, Irmak da istemiyor. Onu çok iyi anlıyorum. Ama izin vermiyorum. Arabada oto koltuksuz gitmek gibi bir şey bu bizim için. (Ah bu da ayrı konu. Çocuk neden oto koltuğuna oturtulmaz, neden kucakta götürülür, bunu anlamıyorum, anlayamıyorum, anlamak da istemiyorum.) Eğer yalnızsak, işin içinden çıkamıyorsam, “her annenin kuralı farklıdır” cümlesi ile ikna edemiyorsam, “baban izin vermiyor” giriyor devreye. Ve işin bir de diğer yönü var. “Hayır” desem de bazen üzülmesin diye yelkenleri suya indirdiğim oluyor. Bu cümleyle kendimi de durdurmuş oluyorum.

Ya da arabada giderken iPad izleme meselesi… Kim izlerse izlesin, ben vermek istemiyorum yolda eline iPad’i. Alışsın da istemiyorum. Çünkü Irmak yoldan keyif alan bir çocuk. Çocukla yolculuk konusunda sıkıntı yaşamıyoruz. iPad’e alışırsa ne oyun oynayabiliriz, ne sohbet edebiliriz. Artı, ne gerek var? Çok küçükken bir DVD Player almıştık koltuk arkasına asmak için. Hani yolda sıkılırsa diye. Baktık ki yolculuklar keyifli ve arabada uyuyan bir çocuk, devreye sokmadık hiç. Duruyor evde. Zaten neden almışız, onu da anlamıyorum. Hiç gerek yokmuş. iPad izlemekten bir farkı mı var sanki? Bir arkadaşımın kızı iPad izliyordu ve Irmak’a vermemiştim. İkna olmayınca da “baban izin vermez” derken bulmuştum kendimi.

“Baban izin vermez” diyorum da babasını asla ve asla kötülemiyorum. Baba izin vermez derken, babasının bu kararını desteklediğimi belirtiyorum mutlaka. Onu haklı bulduğumu da. Ortak kararımızı, onun üzerinden söylüyorum diyelim. Babasıyla ilgili düşüncelerini değiştirecek bir şekilde yapmıyorum. Bunu da yapmayı asla istemem. Hatta ilişkilerine zerre zarar vermekten korkarım.

Kendime kızsam da, hatta sonradan üzülsem de bugüne kadar 5-6 kez yapmışımdır “baban izin vermiyor” savunmasını. Konuyu Arkın’a açtım. “Ben de sen yokken ‘annen izin vermez’ diyorum” cevabını alınca rahatladım. Bencilce bir rahatlama olduğunun farkındayım. Sınavdan tek zayıf alan ben değilmişim gibi hissettim bu cevabı duyunca. Bunu söylerken onun da beni kötülemediğine eminim. Hatta şöyle bir çözüm buldum. Geçen sene birlikte paten kayacaktık. Normalde dizlik takmıyorum. Çıkarttım bagajdan dizlikleri, taktım. Şaşırdı. Neden taktığımı sordu. “Biliyorsun dizim sakat, baban dizlik olmadan bu patenlerle kaymamı istemiyor” dedim. Daha çok şaşırdı. Babasının da bizi korumak için izin vermediğini anladı…

Yukarıda da söylediğim gibi, annemi bir kez daha çok iyi anlıyorum. Üst üste hayır dememek için, o sırada işin içinden çıkamayan ebeveyn için bir çözüm işte bu cümle. Devir değişiyor ancak bazı şeyler hiç değişmiyor. Benim bir farkım, “baban kızar” demek yerine “baban izin vermiyor” demek. Aradaki farkın büyük olduğunu düşünüyorum. Annelerimizinki hataysa, bilmeden yaptılarsa, biz bazen “bile bile lades” diyoruz. Artık bunları genetik kodla mı yapıyoruz, gördüğümüzü mü uyguluyoruz yoksa gerçekten doğrusu bu mu, bilemiyorum ancak bir gerçek var ki; çocuklarımız büyüyor, biz de onlarla büyüyoruz.

Evet buna inanıyorum ben. Onlarla büyüdüğümüze… Irmak’la birlikte büyüdüğüme. Kendimi artık daha iyi tanıdığıma. Hatalarımı görmeme ve onlarla barıştığıma. Bakış açımı değiştirdiğime…

Ve bence asıl yaşadığım değişim şu ki, artık yukarıda yazdığım gibi ya da farklı bir hata yaptığım zaman “ne kadar kötü bir anneyim” deyip kendimi yerden yere vurmuyorum. “Ben iyi bir anneyim. Ama insanım ve hata yapabilirim” diyorum. Sesim yükseldiğinde üç gün uykusuz gezmiyorum. Sevgimi hissettiğine, her zaman onun yanında olacağımı bildiğine eminim. En önemlisi de bu değil mi zaten?

Yine bir iç dökme yazısıyla başınızı şişirdim. Affedin.

Siz de kullanıyor musunuz “baban izin vermiyor” kozunu?

(Bir not: Psikolog değilim, çocuk gelişim uzmanı değilim, yaptığım doğru demiyorum. Bu nedenle asla ve asla “siz de yapın” gibi bir tavsiye vermiyorum. Sadece olanları, hissettiklerimi paylaşıyorum. Bu gibi yazıların ardından “anneleri yanlış yönlendiriyorsun, bu yaptığın yanlış” diyenler için açıklama yapmak istedim.) 

 

Leave a Reply