Bebekler annelerini kesinlikle hissediyor! - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Bebekler annelerini kesinlikle hissediyor!

Aslında büyük konuşmamak gerek. Neye büyük konuştuysam yaptım. Gerek özel hayat gerek iş hayatı, gerek anneliğim… Öyle çok örnek var ki, nereden başlasam, bilemiyorum. Emzirme haftası, emzirmek, süt gelmesi falan derken aklıma düştü birden babamın ameliyatı, biberon almayan Irmak’ın biberona başlaması…

Bebeğimi kimseye bırakmam diyordum. Bırakmıyordum da… Ta ki Irmak 5,5 aylıkken babamın apar topar bypass’a girmesine kadar…  Panik içinde kayınvalidemi çağırdık yazlıktan. 5 gün boyunca Irmak’a baktı. Sabah 5’te evden çıkıp gece giriyordum. Biberon almıyordu Irmak. Sağılmış sütlerim dolaptaydı. Kaşıkla veriyorlardı. Ufak ufak çorbalara, meyve pürelerine de başladığımız için içim rahattı. Sonuçta keyfim için bırakmamıştım… Arada hastaneden eve kaçıp emziriyordum. Sonra aynı hızla dönüyordum.

Tişörtü kesip attım!
Aslında sütüm çoktu. Ancak Irmak tek memede maksimum 3 dakika kalıyordu. İkinciyi istemiyordu. Ben de elbet içecek diye sağıyordum ve saklıyordum. (Nitekim içmedi. Bir süre kahvaltısını onlarla hazırladım. ) Nasıl sihirli bir şeyse bu, hastane bahçesinde gergin bir şekilde babamın bypass’ını bekliyorduk. Sigara-alkolü ağzına sürmeyen babamın 5 damarı da kopmak üzereydi. İnanamamıştık. Ve tüm bunlar kendi kendine kontrole gittiği zaman ortaya çıkmıştı…  Yaklaşık 3 saatin ardından doktor gelip de “her şey yolunda” dediği an göğüslerimden süt fışkırdı. Ama öyle böyle değil. Üzerim battı. Eve koşup hemen emzirdim Irmak’ı. Hâlâ o an aklıma geldikçe tüylerim diken diken oluyor… (Bir şeyi de yeri gelmişken anlatmak isterim. O sapsarı, saten tişörtü hiç unutmuyorum. Böyle bir anısı olduğu için giymiyordum. Derken bir gün giydim. O gün dayım kalp krizi geçirdi ve zor döndürdüler hayata. İlk işim o tişörtü atmak oldu. Çok fazla batıl inancım yoktur ama tişörtü daha fazla evde tutamazdım. Uğursuz olduğuna inandığım bir şeyi kimseye veremezdim de! Bu yüzden önce kestim her yerini sonra da attım)

Ameliyat döneminde çok ilginç bir şey oldu. Babaannesiyle kalan Irmak, ikinci günün sonunda biberon almaya başladı. Ve tam 3 hafta boyunca biberonla süt içti. Anne sütünü pek sevmiyordu biberon ile, mama hazırlıyordum. Hep şunu düşünürüm. “Bana yardım etmek istedi.” Buna inancım sonsuz…

Bypass tecrübesi olanlar bilir, ziyaret yasaktır… Biz bile çok kalmıyorduk odada. Ama tüm gün oradaydık. Irmak’ı hastaneye götürmek de istemiyordum. Sadece bir kez götürdüm babam görmek istediği için… Onun dışında babaannesi ile bırakıyordum. Evet annem babamın yanındaydı ama ben de orada olmak istiyordum. Hastaneden çıktıktan sonra ise her gün pusetle annemlere gidiyorduk. Sebze çorbasına kusan çocuk kusmamaya, biberon almayan çocuk biberon ile mama içmeye başlamıştı. Benim üzüntümü ve gerginliğimi çok iyi hissediyordu bence. O kadar uyumluydu ki… 
Aşağı yukarı 3 hafta böyle geçti. Ne zamanki ben artık her gün gitmemeye başladım, bizim cimcirik de biberonu bıraktı yeniden. Gıkım çıkmadı. Benim can kız resmen hissetmiş ve bana yardım etmişti. Emzirme haftasını düşünürken, konuyla ilgili bir şey yapmak isterken, çıkan yazı bu oldu…

Yine de bir ekleme yapmak isterim. Anne sütünün faydalarına, hatta bence “büyü”süne inancım sonsuz. Ancak bence, tamamen bence ilk amacı dünyanın en yoksul insanının bile bebeğini besleyebilmesi. Takıntılı, endişeli bir anneydim. Takmadığım tek konu anne sütü idi. Hamileyken aklımdan hiç “ya sütüm gelmezse” diye geçmedi. Belki de nedeni benimdir. Annem beni sadece birkaç gün emzirebilmiş rahatsızlandığı için. Mama ile büyümüşüm. İşte az önce de yazdığım gibi belki de budur benim anne sütü konusunda takıntı yapmamamın nedeni.  11 ay emzirdim Irmak’ı. Ne zaman ki artık memede durmamaya başladı, ben de o gün bıraktım… 
Hiç aramadı da… Emzirebildiğim için mutluyum, şunu da biliyorum ki emziremesem mutsuz olmazdım. 

One comment

  1. Irmak’ın hissedip sana yardımcı olması ne iyi olmuş. Bazen tam tersi de olabiliyor. Benim babam hastanedeyken ve ben çok üzgün ve çok gerginken İpek de aynı gerginliğe ve huysuzluğa sahipti. İpek o zaman 15 aylıktı. Belki de daha büyük olduğundan. Neyse gelmiş geçmiş olsun canım.

Leave a Reply