Benim dediğim olacak sendromu - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Benim dediğim olacak sendromu

IMG_2768

Bu aralar cimcirik “büyüdüm ve benim dediklerim olmalı” mesajını çok sık verir oldu.

10 gün Ankara’daydık. Ben orada çalışmaya tam gaz devam ettim. Kah bahçede oynadı ben bilgisayar başındayken kah kendi kendine resim yaptı kah da televizyon izledi. (Evet, her zamankinden daha çok izledi. Ben de sesimi çıkarmadım.) Mini bir tatildi onun için, kendi haline bıraktım. Anne kız, o kadar iyiydik ki. Ben sakindim, o sakindi. “Hah” dedim, “bizim ergenlik krizleri bitmiş.” Dilimi eşek arası soksun. İstanbul’da eve kapıdan girmemizle eskiye döndük. “Hayır” ve “ama”lı cümleler uçuşuyor havada. Bir de ellerini beline koyup “Eğer yatmadan önce oyun oynamama izin vermezsen ben de okula giderken ağlarım” diye tehdit etmesi yok mu… Böyle anlarda bir yandan kızıyorum içimden diğer yanda da gülmemek için zor tutuyorum kendimi. Baktım Arkın da içeri kaçmış, gülüyor. O cümleyi kurmasının ardından sadece “sen bilirsin” demekle yetindim. Ki zaten biliyorum, okula 10 gün ara verip gece gündüz beraber olduğumuz için sabah okulda az biraz sorun yaşayacağız.

Sürekli bir mücadele hali var. Sanırım “artık benim dediğim olacak, büyüdüm ben” mesajı veriyor. Haklı. Biz de zaten sürekli kendi dediklerimizi yaptırmıyoruz ki. Gören de söz hakkı yok sanacak. Şöyle yapıyorum. Sesi yükseldiğinde ya da karşı çıktığında ben tüm sakinliğimi koruyorum, koruyorum, koruyorum. Ses tonumu değiştirmeden gerekli açıklamaları yapıyorum. Bir süre sonra bakıyorum o da yumuşuyor. Tabii bunu her zaman yapabiliyor muyum? Hayır! Kendimi söylenirken, uyarırken bulduğum da oluyor. Hatta bugün şöyle bir diyalog yaşandı.

Babaanneden eve dönmek istemiyordu. Fakat uyku saati de gelmişti. Epey karşı çıktı.

– Irmak sen öğretmenine de böyle yapıyor musun?

– Hayır anne. Sen öğretmenimin bana kızmasını mı istiyorsun?

O sırada Arkın devreye girdi.

– Peki neden anneni kızdırıyorsun kızım?

Ve sessizlik…

Yaptığım doğru demiyorum. Hatta evet, biliyorum yanlış. Fakat dedim ya, ben de bir yere kadar tutabiliyorum kendimi.

Şikayet olarak algılanmasın lütfen. Asla çocuğumu şikayet etmiyorum. Sadece merak ediyorum. Sizlerde durum nedir? Bu 5 yaşla birlikte olan bir şey mi yoksa ben kuzenimin dediği gibi “kendi kopyamı mı” büyütüyorum?  Annem uyku saati geldi dermiş, karşı çıkar uykum gelene, koltukta bayılana kadar yatmazmışım. Kendi kararlarımın arkasında dururmuşum sonuna kadar. Hah. Al bakalım Şebnem. Annene yaptın, sıra sende 🙂

Not: Tabii ki bütün gün böyle geçmiyor fakat damarı tuttuğu zaman da ortalık anında karışıyor. Ve hayır, bunların hiçbirisi şımarıklık belirtisi değil.  Tam tersi, hakkını arıyor. İsyanları beni zorlasa da içten içe kendi dediği olsun diye bastırması hoşuma bile gidiyor. Bu gibi yazıların sonrasında gelen “yetiştirmeyi becerememişsin, şımarık çocuk” eleştirilerini kabul etmiyorum. Bu da benim kusurum olsun…

Siz de yazar mısınız? Var mı sizin evde de böyle minik ayaklanmalar?

One comment

  1. Şebnem hanım benimde oğlumda beş yaşında sizin söylediğiniz durumların aynısı bende de mevcut oğlum asla kendini ezdirmeyen bir çocuk zorlanıyor muyum evet çoook zorlanıyorum ama onun bu tavrı benimde hoşuma gidiyor bende bu duruma sevinen bir ben varım diye düşünüyordum ama tek değilmişim 🙂 zamanla orta yolu bulacağımıza inanıyor ve sevgiler yolluyorum

Leave a Reply