Bir konuya açıklık getirelim - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Bir konuya açıklık getirelim

Ne zamandır yazmadığımı fark ettim.

Yani yazıyorum da deli gibi, bloğumu ihmal etmişim.

Manyak Anne, Kirpi Kirpik Nerede ve diğer yazdığım mecralar derken pabucunu dama atmışım ilk göz ağrımın. (Kirpi Kirpik Nerede detaylarını da önümüzdeki hafta paylaşacağım.)

Ama işte ne oluyor biliyor musunuz?

Küsebiliyorum buraya yazmaya.

Şimdi bana kızacaksınız ama gelen bir hakaret ya da aşağılayıcı – suçlayıcı yorum (eleştiri değil dikkat ederseniz, keşke olumsuz eleştiriler de güzel bir dille yazılsa) öyle etkiliyor ki, insan tüm motivasyonunu kaybediyor. Şahsa yönelik söylenenler, suçlamalar, büyük değil küçük resme odaklanarak yapılanlar… Böyle bazen bir yazılana bakıyorum, bir aynaya. Diyorum “Ben neden bunu yapmıyorum, ben neden kendime olan nefretimi başkasına saydırarak kusmuyorum.” Klavye kahramanlığından söz ediyorum işte. Sonra cevaplıyorum.

Çünkü kendimden nefret etmiyorum. Bazen ettiğimi düşünüyorum. Ama aslında etmediğimi biliyorum.

Çünkü boş durmuyorum.

Çünkü elimden geldiği sürece bir şey üretmeye, kendi ayaklarımın üzerinde durmaya çalışıyorum.

İş mi yok, o zaman örgü örüyorum, başka bir şey üretiyorum.

Bir daha geri alamayacağım zamanımı bir başkasının hayatına saydırarak geçirmiyorum.

Birine özendiysem onu karalamak yerine, “o bunu başardıysa ben ne yapabilirim, neyi başarabilirim” diye düşünüyorum. Harekete geçiyorum. Karşımdaki kişinin motivasyonunu düşürmek yerine, kendiminkini yükseltiyorum.

Son zamanlarda sosyal medyada “reklam” yine çok tartışılmaya başlandı. Yine çok laf geldi. Hatta bir gün dayanamadım, bunu paylaştım.

View this post on Instagram

Takip ettiğim bir İngiliz baba influencer. Dört kızı var. Ürün tanıtımı yapmıştı. Merak ettim, yorumlara baktım tek tek. Gece düşüncelerimi Story’de yazdım. Fotoğrafta da okuyabilirsiniz. Dayanamadım, burada da dursun. Ben de sevmiyorum sadece markalardan bahseden, organik paylaşımları reklamların arasında kaybolan, basın bültenlerini kopyala yapıştır yapan hesapları. Ama işte bir şey demiyorum. Ya takip etmiyorum ya da görmezden geliyorum. Bu gerçekten önemli bir meslekse, hem de etkileşimi ciddi yüksek bir meslekse, bir emek veriliyorsa ve belki de en önemlisi sadece meslek – “iş” gözüyle bakılmıyorsa, daha doğrusu -mış gibi yapılmıyorsa elma ve armut birbirine karışsın, özenen kişilerin hakları yensin istemem. Ve evet geçen gün demiştiniz, bence de sürekli gizli reklam da güzel değil. Mesela ne zaman #teşekkürler deyip markanın adını yazarsam anlayın ki bir ortaklık söz konusu. Bazı arkadaşlarım #desteğiyle yazıyor, bazıları #işbirliği diyor. (Bu iş ortaklıklarının hepsi maddi olmak zorunda değil.) Ay öyle işte. Atarlanma değil. Açıklama diyelim. İşi gerçekten hakkıyla yapan çok isim var çünkü. Bugün biraz zamanım vardı, dolandım internette. Bu işi yapanlarla ilgili yorumları görünce tutamadım kendimi. Benzer açıklamaları gazeteciyken de yapardık. Hey gidi hey… Bazı şeyler hiç değişmiyor. Öperim çok ❤️❤️❤️ Böyle duygularımı dökesim geldi. Siz beni anladınız… Zaten gazeteci miyim, blog yazarı mıyım, influencer mıyım, yazar mıyım bir bilsem ben de rahat edeceğim 😂😂😂💙💙💙 Ay hadi çenem düştü. Görüşürüz

A post shared by Şebnem Seçkiner ManyakAnne (@sebnemseckiner) on

Bu blogu kurarken de, sosyal medya hesaplarımı açarken de bunun bir iş olabileceği aklıma bile gelmemişti. İçimi dökmek, yalnız olmadığımı görmekti tek amacım. Zaten o sıralar sevmesem de başka bir şirkette çalışıyordum. Aslında hâlâ öyle. Aynen yukarıda bağlantısını verdiğim paylaşımdaki gibi “şunu yaparsam şöyle olur, böyle takipçi gelir, şöyle marka olur” stratejisi hazırlamıyorum. İçimden geleni yazıyorum, çiziyorum. Kimi zaman sevincimi paylaşıyorum, kimi zaman üzüntümü. Kimi zaman soru soruyorum kimi zaman sorun diyorum.

Yine yukarıda saydığım kötüler, iyilerin yanında çok az kalıyor. Fakat insan dediğim gibi üzülmeden edemiyor.

Diyelim ki çok kişi aynı anda bir şey paylaştı. O sırada yazmasan, görüş bildirsen de hatalısın, yazsan da. Mesela belki görmedin, belki başka bir şey yapmak için uğraşıyorsun, belki konuyla ilgili daha sonra paylaşım yapmak için çalışıyorsun. Yazarsan “ne diyorsun” diye suçlanıyorsun, yazmazsan sessiz kaldığın için. Paylaşımdan sonra daha önce sessiz kalmakla suçlayanlar “biz dedik diye yaptın” yazıyor. Neden bir başkası söyledi diye görüşlerim değişsin ki? Neden bir başkası beni azarladığını sandıktan sonra içimden gelmeyen bir şeyi yapayım ki?

Yani aslında demek istediğim şu ki üzgünüm. Üzgünüm çünkü kendimi sansürlediğimi fark ettim. Eskiden daha rahat paylaşım yaparken şimdi gelebilecek saldırıları düşünerek hareket ediyorum. Bu da beni her şeyden soğutuyor. Yazasım gelmiyor. Anlatamayınca da daralıyorum, sanki sizden bir şeyler gizliyormuşum gibi hissediyorum.

Ayrıca bilirsiniz, her mesaja tek tek dönerim. Gündüz bakamadıysam özel bir durum olmadığı sürece gece uyumadan önce tüm hesapları kontrol ederim açılmamış mesaj var mı diye. Ne zamandır tepkilerimin değiştiğini gözlemledim. Eskiden saatlerce alttan alarak cevap veriyordum, son zamanlarda bunu eskisi gibi başaramıyorum. Yorum yapanın tek bir şeye değil, tek bir paylaşıma değil, genele odaklanmasını istiyorum. Bunu tercih etmemesini, bu kadar kolay can yakmasını anlayamıyorum.

Keşke benim arzulamamla, aklımdan geçirmemle olsa…

Yıllardır sizinle özelime kadar öyle çok şey paylaştım ki yazmamın tek nedeni bu düşüncelerimin de sadece bende saklı kalmasını istememem. İster inanın ister inanmayın, size anlatmayı çok seviyorum.

Bir şeyi açıklığa kavuşturalım. Bazen gerçekten reklam içerikli yazılar olabilir.  Hani tıpkı televizyon ve gazetede olduğu gibi. İş ortaklığı yaptığım her markada (ki bir çalışma olduğunu gizlemiyorum) mutlaka herkese fayda sağlamaya çalışıyorum. Hakkımı da tek bir kişiye hediye vermektense herkese indirimden yana kullanmak için gayret ediyorum. Gerçekleşemese bile, çabalıyorum. Lütfen emin olun, kullanmadığım ya da kullanmasam da inanmadığım, güvenmediğim hiçbir ürünü burada göremezsiniz. Sürekli reklam da göremezsiniz. Öyle hesaplar benim de hoşuma gitmiyor. (Bir not daha: Her bahsettiğim marka iş olduğu anlamına da gelmiyor. Bazı şeyler o kadar soruluyor ki, soru gelmeden yazası geliyor insanın. Sorulsun da zaten. Ne güzel, beğenilmiş ki soruluyor.)

Blogumu ya da sosyal medya hesaplarımı sadece iş odaklı görmüyor, bir teklif geldiğinde aklıma yatarsa kabul ediyorum. Hani Türkan Şoray’ın kanunları vardı ya, benim de öyle işte. Neleri reddettiğimi duysanız belki bana “salak” diyeceksiniz. Ancak dediğim gibi içime sinmiyorsa, beni benlikten çıkarıyorsa, kimseye bir fayda sağlamıyorsa, onu yapamam ki. Bana inanan insanların içine şüphe düşürmek istemem ki…

Öncelikli hedefim, geceleri başımı yastığa huzurlu koymak. Bu da işte insan ancak kendi çizgilerini netleştirince oluyor.

Biliyor musunuz, dergi zamanında da reklamlar çok konuşulurdu. “Off sayfaları çeviriyoruz çeviriyoruz ilan” diye şikayet gelirdi. Oysa biz maaşımızı o ilanlar sayesinde alırdık. Ne zaman ki ilanlar azaldı, bir bir kapandı dergiler, bir bir işsiz kaldık biz gazeteci, dergiciler.

Kusura bakmayın. Kötü yorumlardan bahsetsem de niyetim o değildi. Sadece son zamanlarda çok tartışılan bir konu hakkındaki düşüncelerimi dile getirmek istedim. Yazının tam ortasına yerleştirdiğim Instagram gönderimdekileri tekrarlamamak için uzun uzun da yazmadım.

İyi ki varsınız.

Sani böyle karşımda arkadaşım varmış da onunla konuşur gibi yazıyorum. Çünkü sizinle paylaşmayı, sizden gelen her mesajı da okumayı çok seviyorum. Ayrıca bana güvenip yazdığınız, attığınız mesajlar için de teşekkür ediyorum.

Başka fotoğraf bulamadığım için bunu kullandım. Şimdilik benimle idare edin 🙂

Bu kadar ben dili kullanmamın nedeni, kimse adına konuşmak istemediğimden. Arkadaşlarıma sormadan onlar adına yazamam, danışmadan bu fikri kabul ediyorlar diye sunamam. Birçoğuyla aynı bakış açısına sahip olmamıza rağmen…

Yanlış anlamayın, bu asla bir şikayet yazısı değil.  Niyetim asla şikayet değil. Bahsettiğim gibi, içimden geçenleri aktarmak. Bu açıklamayı da yapmak zorundayım. Çünkü böyle yazılardan sonra gelen iyi mesajların ardından bu kez  kötü yorum yapmayı görev edinmiş kişiler tarafından “amma da poh poh meraklısısın” yorumu geliyor. İş çığrından çıkıyor. Gönderi altında herkes birbiriyle tartışmaya başlıyor. Mutlaka birileri çok kırılıyor. Zaten yazarak anlaşmaya çalışmak çok zor, zaten bir virgül bile cümlenin anlamını baştan sona değiştiriyor. Yanlış anlamaya o kadar açık ki… Bu yüzden mutlaka kırılanlar, uykusu kaçanlar oluyor.

Eğer bir yorum yapacaksanız, benimle değil, konuyla ilgili olsun. Çünkü görüşlerinizi merak ediyorum.

Sizce sosyal medyada reklam nasıl olmalı?

Neden reklam paylaşımlarında kimsenin eli “beğen” tuşuna gitmiyor?

Nasıl reklamlar sizi rahatsız ediyor? Açık açık yazılması mı, gizli gizli yapılması mı?

Ne sıklıkta reklam gördüğünüzde “of yeter artık” diyorsunuz?

Eğer hatırladıklarınız varsa, benim işbirliklerimden hangisi sizi rahatsız etti, hangisi “ay ne güzel” dedirtti?

Bana yazar mısınız?

Belki birlikte bir orta yol buluruz… Tüm sosyal medyada ulaşmamız imkansız olsa da en azından benim hesaplarımda. 🙂

9 comments

  1. Vallahi ben cok net söyleyeyim mi , verilen hediyeler, lansmanlar şunlar bunlar oldukça cezbedici hiç kıvırmayacağım. Elimden gelse çevrem olsa yapmak isterim reklamın da alasını.vallahi ve billahi.
    Şimdiiiii al benden bir tane kıskanç kadın yap, (çok kolay yapması inan) bak bakalım nasıl eleştiririm, erişemediğim ete nasıl mundar derim. Isim mühim değil, kim olduğu da öyle. Uzanamıyorum ya, bana göre onun hayatı daha renkli ve zengin (!!)ya, ooof klavyeden saydırmayan ne olsun. Beni tutabilene aşkolsun…. içerik ne paylaşıyormuş bana ne, hiç bir şey bulamadımsa çirkin bi defa ıyyy kötü de giyiniyor(çünkü bende yok veya ben giydim bende iğrenç durdu inanamadım) o hanyada ben konyadayım sahte hesaptan bakarım dişli çıkarsa, off neden hep mutlu yaaa ! Kocası da hmmm neyyse…..offf
    ŞEBNEM BU BÖYLE UZAR GIDER…
    YOK SONU. EN AZINDAN BENIM DÜŞÜNCEMDE YOK.
    Hep bol şans dilemem ondan sana.
    Bir de sakın değişme diye yalvarmam.
    Sevgimle…

  2. Instagram anneleri arasında reklamlar çirkin bir boyuta ulaştı. Misal asla çocuğuna yedirmeyeceği bir şeyi öve öve bitiremeyenler var. Bu reklamı kabul etmiyorum şahsen. Ha böyle reklam yapan hiçbir blogger’ı da takip etmiyorum. Bu karşındaki insanı salak yerine koymak çünkü. Sizin eskiden daha az reklam daha çok etkinlik/oyun paylaşımınız vardı daha hoştu. Öyle paylaşım yapmak da böyle paylaşım yapmak da size kalmış bir şey. Hoşuma gitmezse size hakaret etme/laf söyleme hakkım yok. Hiç kimsenin yok. Çok kolay çünkü bu mecrada özlük haklarına saldırmak. Bence büyütmeyin. Her şey tek tuşla.. Engelleyin gitsin kalp kıranları!

    1. aslında ben çok oyun paylaşıyorum da instagramda kalıyor ya da story’de
      haklısınız
      onumuzdeki hafta bir kutu oyunu canlı yayını planlıyorum
      güzel olur 🙂

  3. Benim en gıcık olduğum reklam tarzı : bir çok blogger/instagram annenin ayni lansmana gittiği yaptıklari paylaşımlarla apaçık ortadayken reklami yapan kişi sanki reklam değilmiş te zaten yıllardır kullaniyormus gibi yapmiyor mu deli oluyorum.yahu belli iste tanitima gitmissiniz hep beraber , parani almissin reklamini yapiyorsun.. reklam degilmis havalarina girdikleri zaman deli oluyorum. Açik acik soylesinler veya bu isi yapmasinlar. Neyseki siz onlardan degilsiniz. 🌼

    1. evet açık açık söylemek gerek, ister 100 kişi paylasında ister 1…
      ben mutlaka #teşekkürler yazıyorum etiketlere böyle bir çalışma olduğu zaman
      bazı arkadaşlarımız farklı yazıyor
      belirtmek gerek

  4. Sizin her yönden tarzınız sıkıcı değil, öncelikle bunu söyleyeyim. Bir nokta nokta anne furyasıdır gidiyor; hassası vaaar doğalı vaar, balı var böceği var (kendine tek olumsuz sıfat vereni de sizsiniz, bu doğallığı daha da ortaya koyuyor bence) Biz neden bu her .. anne gördüğümüzü ekledik, takip ettik? Annelikten pay çıkaralım, bilmediğimiz birşey varsa öğrenelim, neler yapıyorlar görelim, değişiklikler gözleyelim, vesaire vesaire. Ama işin otu çıktı bazılarında, her eline aldığını tutan bakınız aaa ne güzel, bu da var, al sana da bir tane, beğen paylaş çekiliş var hoppaaa hadi bakalım etiketle 😃 Haaa yapmıyor muyuz yapıyoruz, çünkü madem böyle bir fırsat var, taş atıp da elim mi yorulacak, benim de olsa keşke diye çoğu zaman gereğini yapıyoruz (sayfamda paylaşmak hariç; çünkü ben de o zaman reklam yapmış oluyorum, benim eşim dostum akrabamdan ona ne, neden sayfalarını işgal edeyim). Ama dediğim gibi bazıları eline aldığını gösterip bakııııın diye göstermekten işin suyunu çıkardı. Hani sen narindin, niye herşeye atlıyorsun, neden her gördüğünü bize sunuyorsun, annelikten bize aktardığın nerdeee? Mide bulandırmaya gerek yok.. Siz hem kendinizden, evinizden, gününüzden detaylar veriyorsunuz hem de zaman zaman bazı şeyleri bize tanıtıyorsunuz. Bu kötü ve sıkıcı reklama girmiyor; çünkü açıklamalarınız o kadar net ve gerçekten deneyimleyip ya da araştırıp aktardığınız o kadar belli ki.. Buna devam ediniz 😉 gizli reklam olmasın ama 😯
    Haaa tek söyleyebileceğim olumsuzluk şu olabilir, bunu da yanlış anlamayın ama, bir el yapımı çanta sitesi var, içi gidiyor insanın, indirim kodları geliyor, ah bir ihtimal diyorsun giriyorsun siteye; ama üfff.. ben memurum nasıl alayım bunuuuuu oluyor kapatıyorsun; ama alabilen de vardır onlar için de faydası vardır sonuçta, kötü yorum elbette yapamam 😔
    Ennnnn çok beğendiğim, hatta bir türlü zaman ayırıp da kodu nasıl girerek alacağımı bulamadığım, indirim süresi bitmemiştir inşallah diye de düşündüğüm mentalup var süresiz üyelik edinemediğim. İşte çocuk ve benim için en faydalı reklam bu bence 😉👍
    Siz bildiğiniz yolda devam edin lütfen, can sıkıcı, moral bozucu, sinir edici hiçbir şey paylaşımlarınızda, bulanlar da dönüp kendine bakmayanlardır zaten, onlara gereken cevabı verin, hatta engelleyin gitsin; günlük hayatınızda olduğu gibi sosyal hayatınızda da çöplük barındırmayın 😄
    Herkesin bence ennnnn çok hoşuna gideceği ve ilgisini çekeceği şey, giydiklerinizi, evinizdekileri nereden aldığınız, markası, fiyatı vs. paylaşmak 😁Fotoğraf atınca karede ne varsa anlatın ayrıca bir yazıda 😀 hatta markalı birşey ise o marka ile bağlantı yapın önceden, alın reklamınızı verin coşkuyu..
    (Siz eskiye nazaran yanlış yorumlanır diye daha da düşünerek ve kısıtlayarak paylaştığınız gibi valla ben de yorum yaparken olumsuz anlaşılmayayım diye çok kaygılanıyorum bazen; bize de geçiyor bu etki..😉)
    Kimse kimseyi zorla tutmuyor sosyal medyada, istemeyen siler gider ya da çeker gider, çok da takmayın yahuu.. siz seviliyorsunuz 💖
    (Yorum istediniz abarttım galiba 🙊)
    Saygılar..

Leave a Reply