Büyüdüğünde anlayacaksın - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Büyüdüğünde anlayacaksın

Kendime çok kızdığım bir dönemdeyim. Güvendiğim dağlara kar yağdığı, yine bir başıma kaldığımı hissettiğim bir dönem. Bilmem sosyal medyadan bakınca belli oluyor mu ama kalp kırıklarım var ve eskisinden daha zor tamir ediyorum. Hatta sanırım bazıları hiç onarılmayacak, öyle kalacak. O yüzden yarı yıl tatili çok iyi geldi bana. Öyle ki kızımla olmak, başka çocuklarla zaman geçirmek ilaç oldu. Kızımla olmak zaten büyük terapi, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum da, büyüyünce başkaymış. Arkadaş oluyor bana. Bilse ne kadar iyi geldiğini…

Arkadaşlarım bana “çocuklarla yorulursun” diyordu da tam tersi oldu. Tatilin ikinci haftası, beş gün altı çocuğa bir nevi servis hostesliği yaptım resmen, gittikleri yerde-otelde bekledim.  İyi geldi. Evde tek kalıp bunalıma girebilirdim. “Gördün mü bak yine olmadı” diye kendi kendime söylenip daha çok küsebilirdim.

Onun yerine giyindim çıktım, çocuklarla zaman geçirdim, dertleri bir kenara bıraktım. Sabah erken kalkacağım için geceleri uykusuz kalmadım, enerji toplamak için erkenden yattım uyudum. Bol oyun oynadık, bol geyik yaptık. İlkokul 2 esprileri (ki bu espriler kesinlikle başka yazı konusu) arasında kahkahalar atarken buldum kendimi. Hayal kurmaya devam ettim. İş yaptım evet ancak hayal listemi oluşturdum. Hedeflerimi, hayallerimi. Bu yaşta da mis gibi hayal kuruluyormuş. Yani “Artık bizden geçti, şartları kabul etmek lazım” dememek gerek.

Bu kırık günlerden birinde, eve döneceğimiz için mutsuz olan kızıma “Bu yaptığımın ne güzel bir şey olduğunu büyüdüğün zaman anlayacaksın ve neden şu anda eve dönmemiz gerektiğini de” derken buldum kendimi. Çocuk sekiz yaşında. Haliyle şartları zorlamak ve maksimum etkinlik sığdırmak istiyor bir güne. Ben karşısına geçmiş nutuk çekiyorum. “Yorgunum” demiyorum ki anlasın. “Azıcık sakin kalalım” demiyorum ki tahmin etsin. Gözlerimden mi anlayacak? Düzgün düzgün açıklamak varken o cümleyi kurmasam iyiydi. Evet sadece bir kez yaptım ancak çok dokundu bu bana. Keşke hiç olmasaydı.

E insanım sonuçta. Yanlış zamanlarda yanlış ifadeler kullanabiliyorum. Sonuçta o büyüdüğünde anlasın ya da bana teşekkür etsin diye yapmıyorum ki hiçbir şeyi. Sosyal ilişkileri, zihin becerileri gelişsin diye uğraşıyorum. Karşılık beklemeden. Zaten ufacık çocuktan karşılık beklemek ne demek?

Peki o zaman neden o cümleyi kurdum? Zamanında çok duyduğumuz için mi? Yine mideden, otomatik olarak gelen cümlelerden biri mi? Bana o cümleyi kurduran güç nedir?

Hadi bana söyleyin. Siz de bunu arada yapıyorsunuz değil mi? Bir de bu kırgınlık geçer, değil mi?

Yoksa kendimi çocuklarla oynamaya vereceğim de 😊

Bir de yapıyorsunuzdur gerçi ama önereyim dedim. Kırıldığınızı hissettiğinizde çocuğunuzla, çocuklarla zaman geçirin. Onların neşelerini gördükçe “Of ben ne yapıyorum” diyeceksiniz, hayal kurmaya devam edeceksiniz.

 

 

Fotoğraf Nisan ayındaki Kapadokya gezimizden… Kullanmıştım daha önce burada. 

Leave a Reply