Doğumun hemen ardından yazmışım… – Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım…
Loading

Doğumun hemen ardından yazmışım…

Eski blogumda buldum yazıyı. Doğumdan kısa süre sonra geçirdiğim cinnet sonucu yazmışım. Ama asıl madde yok bunun içinde. Bir de şöyle bir hikaye var. Ameliyattan çıktım, aradan birkaç saat geçti. Uzak akraba bir kadın geldi ve karnıma vurdu “ikinci içeride mi kaldı” diye. Detaya gerek var mı? Sezaryenden en fazla 3, bilemedim 4 saat sonra karnıma vurdu… Gerisini siz düşünün artık! Yaptıklarımı ve sonra olanları yazmama gerek yoktur herhalde 🙂

… Nisan 2010 …
Öncelikle şunu açıklığa kavuşturalım, amacım asla halimden şikayet etmek değil. Hele çocuğumdan, asla. Çok isteyerek yaptım. Ve kendisi hayatımızda olduğu için de çok mutluyum. Uykusuz kalmak, yorulmak da koymuyor. Derdim sanırsam bir tek bizim ülkede olan doğum ziyaretleri. Aslında yazarken kimseyi kırmamak için doğru kelimeleri seçmem, çok dikkat etmem gerekiyor. Ancak sanırım bunu yapamayacağım… Şimdiden çok özür dilerim. Belki hâlâ hormonlarım yüzündendir. Ama benim ne kadar özür dilemem gerekiyor, bu da tartışmaya açık bir mesele.
Neden insan hastaneden çıktıktan sonra çok yakınları dışında herkes ziyaret etmek ister? Tamam, ne güzel herkes kendi çapında hediye getiriyor. Hepinize teşekkür ederim. Fakat bu işi sonraya bırakamaz mıydık? Çünkü ne de olsa sezaryen, yani ameliyatlıydım. Ve her ne kadar iyi görünsem de yorgundum, ağrım vardı. Yatıp kapris yapmak istemedim. Ne de pişmanım… Yat işte. Bebek geceleri uyumuyor, sen de uyumuyorsun. O zaman gündüzleri uyuduğunda sen de uyu değil mi? Salağım salak. En hasından hem de. Sürekli telefon çalıyor, sürekli biri gelecekmiş ondan bahsediliyor. Hadi tamam geleceksin, evde bir de “ne ikram edeceğiz” gerginliği başlıyor. Eeee, bebek çikolatası aldık ya, yetmez mi? Yetmezzzzzzz…
Tatlı olacak, tuzlu olacak… Hangi tabakta ikram edilecek? Bu ikramlar nereden alınacak? Gelen ayakkabısını çıkartacak mı? (Doğum öncesi evde ayakkabıyla gezen ben, doğumdan sonra buna karşı çıkmaya başladım.) Tabii çıkartacak. Bebeğin mendili yere düşerse ve ayakkabıyla girildiğini bilmeyen biri mendili kullanırsa… Çok mu detay oldu? Hiç de değil. Yeni doğan bir bebeğin evinde bu detay değil.
Hadi bunu da geçtim. Esas konuya giremiyorum. Yazarken o günleri tekrar yaşadığım için aklıma gelenleri düzensiz bir şekilde anlatıyorum işte. Elbet toparlamak da kısmet olur.
Aslında yazmam gerekenleri madde madde eklersem…
• Aaa neden normal doğurmuyorsun?
• Bak, normal doğursan sütün hemen gelirdi…
• Gelenlerin inatla ellerini yıkamadan yeni doğan bebeğe atlama çalışmaları…
• Bebek neden meme emmiyor? Sağmak kolayına geliyor değil mi? Bak memeni şöyle yap deyip mıncıklamalar…
• Bebek emmeye başladıktan sonra sütün az geliyor/fazla geliyor tartışmaları.
• Aman öyle tutma yavrum…
• Gaz mı? Senin yediklerindendir. Senin sütün gaz yapıyordur?
• Bu bebek neden ağlıyor? (Bence bu soru bir cinayetin hafifletici nedeni olmalı)
• Başka bir şey yüzünden ağlıyorsa gelip “gazdır gaz” demek…
• Sen o gün uymaz derken o güne inatla misafir çağrılması…
• “Haftasonları çalışan arkadaşlarım geliyor, büyükler haftaiçi gelsin bari” dediğinde misafir istemeyen insan muamelesi görmek…
• Kucağa alışmış, çok şımartıyorsun…
• İkinci içerde kalmış galiba, göbeğin aynen duruyor (şimdi bunu söyleyen genci yaşlısı çok oldu. Yaşıtım bile yaptı. Ama en çok 90’ı geçmiş bir akrabanınkine cevap veresim geldi. “Teyzecim sen de birikmiş bonusları kullanıyorsun, ben sana bir şey diyor muyum” demek için çoook şey verirdim.)

Leave a Reply