Eğer doğduğu an konuşsaydı… - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Eğer doğduğu an konuşsaydı…

Hatırlar mısınız? “Bak Şu Konuşana” diye bir film gelmişti. John Travolta’nın oynadığı… “Look Who’s Talking” idi orijinal adı. (Yaşım çıktı ortaya!) Bebek, anne ve babasının davranışlarını şaşkınlıkla izliyor, konuşuyordu. Tabii kimse anlamıyordu haliyle. Bir bebeğin gözünden izliyorduk her şeyi… 

Irmak bebekken bunu çok düşündüm. Acaba dedim kendi kendine konuşup garipsiyor mudur?

Bence Irmak 0-1 yaş aralığında konuşsa şöyle söylerdi. Belki de geçirmiştir içinden. Kim bilir…

  • Boşuna uğraşma, biberon almayacağım. Çek şunu ağzımdan, bak kusacağım yine göreceksin.
  • Kadın 6 aydır emzik diye tutturdu. Bir kez daha kusayım ki bir daha denemesin. İstemiyorum…
  • Aslında şu gaz sorunum olmasa iyiyim de işte. Ay sıkıştırdı yine. Dur bağırayımmmmmmmmmmmm….
  • Şimdi bir pırt yapacağım ikisi de fırlayacak yerinden. Heheheh
  • Aslında kendi kendime uykuya dalabiliyorum da, güzel oluyor işte böyle ayakta sallanınca. Oh misss…
  • Biri şu kadına beni sürekli öpmemesini söylesin! Tükürük içinde kalıyorum.
  • Bana “annem, annecim” diyor. Zaten yeni doğmuşum, kafa gitti hepten!
  • Tamam, şimdi yatıyorum. Ama sen o sabah kahveni pişirdiğin an koku odama gelecek ve ben bağıracağım. Hazır ol! Fazla heveslenme.
  • Biberon da almayacağım, başkasından yemek de. Beni bırakıp saç boyatmaya bile gideme e mi! Ni ho ha ha
  • Yine panik yaptı kadın. Anlamadı. Kusuyorum diye de doktora götürüyor. Bak annecim, 4 dişim çıktı, kaldı 16. Artık diş çıkartırken kustuğumu anla lütfen!
  • Kadın deli. Bana etek elbise giydireceğine renk renk bantlar takıyor. Neden ki?
  • Neden ben gak desem de yazıyor, guk desem de bir anlasam. Habire bir kağıda not alıyor. Dur bi agu diyeyim de şaşırsın.
  • Bu yanındaki adam iyi hoş, sesi de bir yerden tanıdık, ama sakalları batıyor. O uyutmasın beni. Dur bağırayım da yine annem gelsin.
  • Yalnız bu kadına küstüm ben. Ne zaman gazım olduğu için uyumak istemesem, çığlık çığlığa ağlasam açıyor saç kurutma makinesini, bir bakıyorum uyumuşum!
  • Bak yine o beyaz önlüklü kadına götürdü, iğne zamanı geliyor. Hele bir ayaklanayım, görürsünüz siz!
  • Yine koydu beni pusete, kilo vereceğim diye yürüdü. Biliyor çünkü benim sokakta uyuduğumu. Kilo vermek bahane, sırf ben uyuyayım diye çıkmıyorsa dışarı ben de eşeğim! Sen hele bir gir içeri, bak bakalım gece neler yapacağım. 🙂
  • Kaka yapınca en çok ne kadar kirletebilirim acaba? Dur bir deneyeyim…
  • Oh ya, yürütece koydular da rahat ettim. Yaşasın özgürlük. Durun bir dakika, 15 dakika mı? Hayırrrrrrrr
  • Almışlar abuk sabuk oyuncaklar. Verin bana kumandayı, verin bana evdeki telsiz telefonu. Ne o öyle “el, yeşil el” diye bağıran köpek!
  • Bayılıyorum bu kadının koynunda uyumaya… İşte o yüzden o kalktığı an uyanıyorum.
  • Bu içtiğim şey ne acaba? Tişörtünün altından bir yerden geliyor. Gık desem veriyor, guk desem veriyor.
  • Madem bütün bebekler babayı anneden önce söylüyor, ben anne diyeyim, sevinsin kızcağız. Bak zaten üzülüyor arada yere göğe kusuyorum diye…
  • Yine doldu eve herkes, kucaktan kucağa geziyorum. Ne istiyorlar, bir anlasam… Biri sağa çeviriyor, biri sola. Annem de ters ters bakıyor hepsine. Dur ağlayayım da annem de “bir daha her gelen kucaklamasın” diye arızaya bağlasın, kapıya kağıt assın yine.
  • Tamam söz. Bu akşam sakallının kucağına gittiğimde ağlamayacağım. Hafiften sevmeye başladım zaten. 🙂

Ay durdum. Daha neler yazarım da, durmak gerek. Sizce sizin minikler ne geçirmiştir akıllarından? Bence bunu yapalım tekrar tekrar. Yaşlara ayıralım. Neler çıkar neler? Bu 0-1 yaş olsun, haftaya 1-2 yapalım. Ne dersiniz?

2 comments

Leave a Reply