İkinci evimiz Seddülbahir… - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

İkinci evimiz Seddülbahir…

Çanakkale’deyiz şu an. Seddülbahir’de… Burası harika bir köy. Evimiz de denizin dibinde. Yaz kış yaşamak istediğim bir yer. Kitaplardaki “Ertuğrul Koyu” desem daha çok kişinin gözünde canlanır… Bence Çanakkele’nin en güzel denizi. Irmak mutlu, ben huzurlu, koca balık derdinde. Bayram sonuna kadar buradayız. Hatta bir delilik yapıp kocayı gönderip ben iki hafta daha kalabilirim. Henüz karar vermesem de öyle yapacağım sanırım. Bilgisayarım yanımda ne de olsa… Bayram’da kalabalık olacağız. Amerika’da yaşayan kayınbiraderim, eltim ve 3 çocuğu da geliyor.
 
 

İşte bizim ev. Plaj hemen ileride. Ah bir de güzel fotoğraf çekebilsem…
 
Şimdiden hazırlıklar başladı. Yemek yapıp derin dondurucuya atılıyor. Biz de İstanbul’dan hazırlıklı geldik. Daha önce evde Banvit ürünlerini sıkça tükettiğimizi yazmıştım. Bu kez markete gitmek yerine banvitburada.com’dan paket paket nugget ve kanat aldım çocuklar için. Hepsi katkısız. Beni en çok cezbeden de bu zaten. Nugget’lar tavuk göğsünden yapılıyor, üzerlerinde de ekmek kırıntısı ve kereviz var. Dana köfte siparişi de verdim. Hatta hızımı alamadım, gözleme ve börek de ekledim listeye. Kalabalığı beklemeden dün pişirdim bizim cimcimeye nugget’ı. Seve seve yiyor. Hatta merak ettim ben de yedim. Dışarıda yediklerimizden çok daha farklı ve hafif…
 
Benim gibi oturduğu yerden alışveriş tutkunu biri için internetten et-tavuk sipariş verebiliyor olmak şahane. Sipariş verirken istediğiniz günü ve saat aralığını yazıyorsunuz. Kapıya geliyor. Ertesi gün de Bandırma kodlu telefon alırsanız şaşırmayın. Müşteri memnuniyeti için aranıyorsunuz. Bu arada, isterseniz telefonla da sipariş verebiliyorsunuz. Tüm bilgiler sitede mevcut.
 
Bana kalsa ben her şey online alacağım da bizim cimcim artık kıyafetleri kendi seçtiği için öyle bir şansım kalmadı. Kısa süre öncesine kadar ayakkabı dahil her şeyini internetten alıyordum. Sevmiyorum çarşı pazar gezmeyi…  AVM’Lerden içeri çok mecbur kalmadıkça adım bile atmıyorum. Gerçi Perşembe günü Eceabat pazarına gideceğiz. Kasaba pazarının bizim oralardakinden çok daha sevimli olduğuna eminim. Kesin tutamam kendimi kıza da şort falan alırım!
 
Buraya her gelişimde “keşke hep burada yaşasak” diyorum. Sakin, bol oksijenli, huzurlu… Başka bir yere tatile gitmek aklıma gelmiyor çünkü Irmak burada çok mutlu. Bize de rahat. Uyuduğu zaman otel odasına bağlı kalmadan, sabaha kadar bahçede yıldızları seyredebiliyoruz. Herkes tanıdık… Bir şort, bir terlik, iki tişörtle koca yazı geçirebilirim. Bu aralar çok yorulmuşum. Şimdi biraz dinlenme zamanı. Bu şekilde işe de hayat da daha güzel konsantre oluyor insan. Maddi kaygılar olmasa hep böyle yaşasak olmaz mı?

Leave a Reply