Koca idare etme rehberi – Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım…
Loading

Koca idare etme rehberi

 koca idare

Şimdi, bu yazıyla kaba tabirle kendi kendimi baltaladığımın farkındayım fakat canım nasıl yazmak istiyor, anlatamam…

İlişkide ve evlilikte dürüstlüğün önemini anlatacak değilim. Bunun zaten olması gerektiğini hepimiz biliyoruz. Ayrıca ne haddime… Fakat, fakat… Bazen, adına “beyaz yalan” mı desem “pembe yalan” mı desem bilemediğim şeyler giriyor devreye. İlişkiye zarar vermeyen türden olanlar yani.  Hatta olması gerekenler.

Ayakkabı almayı çok severim. Hep de sevdim zaten. Yeni bir ayakkabı alınca bir süre arabanın bagajında saklıyorum. Sonra da ortaya çıkarıyorum.

  • Yine mi ayakkabı aldın?

  • Yok canım, hatırlamadın mı, daha önce kırmızı pantolonumla da giymiştim.

  • Ha tamam…

🙂 Aynısı yeni bir kıyafet için de söz konusu. Tartışma mı çıksın yani? Bu şekilde söylemek daha mantıklı geliyor. Her seferinde yapmıyorum aynısını. Çok üst üste geldiğinde mecbur kalıyorum diyelim.

Akşam canım yemek yemek istemediğinde, bunu direkt söyleyemiyorum. Aç kalmama kızıyor bey.

  • Sen yemeyecek misin?

  • Öğleden sonra yedim, tıkandım çok fena.

  • Peki bakalım…

Arabayı çiziyorum arada sırada. Evet, ne yazık ki oluyor bu. Daha iki senelik şoför olduğum için de olabilir, şu an yaşadığımız yerde her taraf inşaat olduğu, ortalık kamyon kaynadığı, sokaklar daraldığı için de. Artık zavallı her akşam bakıyor arabanın durumuna.

  • Sol kapının yanını mı çizdin?

  • Ay Arkın hatırlamıyor musun, geçenlerde Irmak’ın okulunun önünde park ederken çizdim demiştim ya, işte o!

(Nasıl olsa bakıma ben götüreceğim diye içim rahat…)

İdare etmeyi de öğrendim artık. Bir kadın ve erkeğin aynı çatı altında yaşaması zor. Aradan 10 yıl geçse de her gün bir şeyler öğreniyor insan. Mesela ben artık tartışmaları uzatmamayı öğrendim, hatta bazen koca söylenmelerini duymamayı. Ancak sanırım bu anne olmakla ilgili bir şey. Çocuğun yanında kavga etmek en son istediğim şey. Arada sırada denk gelse de, kendimi tutuyorum artık.

Sonra mesela, karanlıkta yaşamayı öğrendim. Işık açtığım an uyanıyor baba kız. Artık gece su içmeye kalktığımda el yordamıyla bile değil, zifir zindan evde bir yere çarpmadan gidebiliyorum. Ses çıkarmadan yaşamayı da öğrendim. Her ikisi de çünkü “çıt” sesine uyanıyor.

Tamir çantasını dolabın üzerinde kaldırmamam gerektiğini de öğrendim. Efendim her an bir şey lazım olabilirmiş. Ufacık evde tamir çantasıyla göz göze yaşıyoruz.

Paten kayarken düştüğüm zaman asla söylemiyorum. Sonra “neden dizlik takmadın, neden kask takmadın” diye söyleneceğine, düştüğümü anlatmam daha iyi. Tabii umarım bir gün bir yerimi kırmam….

Irmak’a bir şey aldığımda hemen göstermemeyi de öğrendim. “Çocuk bu, hemen büyüyor, az kıyafeti olsun” diye cümle kurarak kendini yormasın diye 🙂

Aklımdan geçenleri direkt söylemeyi öğrendim. Erkeklerin bizim gibi düşünmediklerini kabul ettim artık. Tavır almıyorum, belli etmeye çalışmıyorum, direkt söylüyorum. Ve bunu herkese tavsiye ederim, çok faydalı.

Irmak’la oynadıkları oyunlara karışmıyorum. (Eskiden hata yapıp karışıyordum.) Hatta onlar oynarken kendimi tutamam diye korkup içeri gidiyorum.

Ve bunlar gibi çok daha fazlası işte.

 Arkın, gerçekten bak o ayakkabılar yeni değil 🙂

7 comments

  1. Bu da şahane olmuş! Şu ana kadar karşılaştığım bütün yazılarınız da kendimi buldum ya bu kadar olur. Demek ki çok kilit konular yakalıyorsunuz 🙂 Yine süper bir yazı olmuş, elinize, beyninize sağlık 🙂

  2. çok içten bir yazı olmuş ☺️ birşeyi merak ediyorum…? Onlarda bizim gibi daha mutlu olabilmek için farkındalıklarını artırmaya çalışıyorlar mı?

Leave a Reply