Koşan günler - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Koşan günler

Ay 6 ay sonra 12 saat nasıl uçacağım, of 4 ay kaldı, ay 1 ay kaldı, bir hafta, 15 gün derken 14 Haziran geldi çattı. Bindik, paşa paşa geldik.

Şimdi de 1 ay kalacağız ne güzel derken kaldı 10 gün… Bu yirmi günde ben ne yaptım?
İşi düşünmemeyi başardım. Oluruna bıraktım.
Uykuma çok dikkat ettim. Hatta belki de hayatımda hiç olmadığı kadar uyudum.
Günde sadece bir bardak kahve içtim. (Evet bunu başardım ve cildimdeki değişikliği kendi gözlerimle gördüm! bunu sürdürebilir miyim acaba İstanbul’a dönünce, göreceğiz…)
İlk kez düzenli bir şekilde krem kullandım.
Koşturmadım. Dolaştık, daha da dolaşacağız inşallah ama koşturmadım. ‘Bir yere yetişmem lazım’ telaşına düşmedim.
Irmak yaz okuluna alışırken ağladığında onu okula bıraktıktan sonra eve gelip ağlamadım.
Kararlı oldum.
Özledim. Özlediğimi söyledim. Kızdım. Kızdığımı söyledim. Duygularımı hiç kimseden saklamadım. En çok kendime kızdım mesel.
‘O ne yapmış, bu ne yapmış’ demedim.
Aklıma gelen kötü düşünceleri aynı hızda kovdum. Endişelerimle barıştım. ‘Ben buyum, öyle de Şebnemim böyle de’ dedim.
3 kitap bitirdim.
Arada bir aklıma bir şeyler geldiğinde kendimi tutmadım, oturdum ağladım.

IMG_6824
Dönünce ne olacak?
Hoop, koşturma kaldığı yerden devam. Geçen sene de uzun tatil yapmıştım ancak bunların hiçbiribi becerememiştim. Sanırım bunda 7 saat farkın da payı var, telefon kapalı yaşamamın da. Hatta 3 günün sonunda sanki hiç tatil yapmamışız gibi olacağız.
Annem bana bugün dedi ki ‘Seni iyi görüyorum ve döndüğün zaman her şeye yetişirken görmek istemiyorum. Bu şekilde devam edeceksin.’ Dedi de, sanki mümkün. Anne yüreği istiyor işte. Koşturmadan bir şey yapılır mı? İşte bunu hiiiiççç sanmıyorum.

Dün, 4 Temmuz kutlamalarına gittik. (Amerika’nın Bağımsızlık Günü) Bugün bayram. Sabah kalktık, bayramlaştık. Çocuklar oyun derdinde. Biz bir yerlere gitsek de ne yapsak diye düşünüyoruz.

Arkın geldi hoş geldi. Birbirimizi çok özlemiştik. İki gün iyiydik, sabah bir baktım didişiyoruz. E didişmeyi de özlemişim, yalan yok. Başka kimle didişilir ki…

İşle ilgili kafamdaki planları oturtmaya çalışıyorum. ‘Ne yapsam’ sorusunun cevabını bulmak üzereyim.

Evimi özledim. Çok özledim. Şimdi sen kalk buradan 72 metrekare evi mi özle diyeceksiniz. Ama valla özledim billa özledim. Irmak ‘çamaşır makinesine bile sarılablirim’ diyor.

Bol bol fotoğraf çekmeye çalışıyorum. Ancak cimcirik kaçıyor sürekli. ‘Hatıra olacak’ desem de ikna edemiyorum.

Buralarda de bir yerlere gitme planlarımız var. Belli olsun, onu da yazacağım…

Şimdilik bnden bu kadar. Bilgilendirici değil, haber veren bir yazı oldu. Affedin. 🙂
Hepinize şahane bir bayram diliyorum. Bundan sonra hayatgerçekten bayram olsa, fena olmaz mı? Hep güzel haberler gelse, endişelerimiz, korkularımız kaybolsa. Biri ‘nasılsın’ dediğinde şöyle gerçekten, dolu dolu ‘iyiyim’ diyebilsek…

Leave a Reply