Manyak Anne - Ben Değil Hormonlarım Yaptı - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Manyak Anne – Ben Değil Hormonlarım Yaptı

Neredeyse 20 yıl… 1998 yılından bu yana yazıyorum. Çevirmenlik, muhabirlik, editörlük, yazı işleri müdürlüğü. Konuşurken de fena değilim ancak en çok yazarak ifade ettiğimi düşünüyorum kendimi. Hani meslek gereği her konuda da haber – röportaj yapabilirim. Ancak iş benim kitabıma gelince, kitlendim.

Kitabım (bu kelimeyi yazarken bile gözlerimden yaşlar akıyor) Manyak Anne – Ben Değil Hormonlarım yaptı çıkalı iki hafta oldu ve burada yazamadım işte. Kitaba başladığımdan bu yana her anıma şahit olan, beni büyük bir sabırla dinleyen, “Ayy olmayacak sanırım” diye ağlayarak ya da “Aklıma harika bir şey geldi” diyerek aradığım canım editörüm Özlem Esmergül’den rica ettim. Çünkü kitabın her satırında çok büyük bir emeği var. en iyi o anlatabilirdi…

Şimdi susuyorum. Sözü Destek Yayınları Editörü Özlem’e bırakıyorum. Ben okurken çok ağladım. Çok duygulandım. Ve diyor ya hani “konuşurken kitabı yazdığını anladım” diye, evet her şey aklımdaydı. Kağıda dökmem sadece birkaç hafta sürdü desem, inanır mısınız?

Doğruyu söylemek gerekirse her annelik deneyiminin kişiye özel olduğuna inanırım. Her çocuk gibi her anne de özeldir. Ne var ki Manyak Anne’de işler biraz farklı… İsmiyle müsemma özgün bir karakter Şebnem Seçkiner.

Özellikle de anneliği ilk kez deneyimleyenlerin yaşadığı şaşkınlık halinin aslında ne kadar da ortak bir komediden kaynaklandığını manyakça bir dürüstlükle kaleme almış bir yazar.

Gözyaşları içinde yaşanan en trajik durumu bile gülünçleştirebilmek tabii ki Şebnem Seçkiner’in bakış açısındaki çok renklilikten, kendine bile gülebilme özgüveninden, hayatı kendince yorumlayabilme becerisinden kaynaklanıyor.

Ben, kitabın hayal aşamasından beri işin içinde olan kişiyim. Manyak Anne’nin editörüyüm… Bunca yıllık tecrübelerimin kazandırdığı refleksle hangi yazardan nasıl bir kitap çıkabileceğini küçük de olsa bir yanılma payı bırakarak yüksek oranda öngörebiliyorum.

Şebnem’le tanıştığım an, onun aslında konuşurken de kitabı yazdığını fark ettim. İş kağıda dökmeye kalmıştı sadece. Şebnem’in kendi gibi özgün bir anlatım şekli ve ifade seçimi vardı. Dinlerken neredeyse beni ağlatacak hüzündeki küçük anılarını bile kahkahalar atarak anlatıyordu. Üstelik tek hüneri  bu da değil. Anlattığı her şeyi olduğu gibi de yaşamış.

“Irmak’a ilaç içirmeden önce hepsinin tadına tek tek bakarım. Bana bir şey oluyor mu diye kontrol ederim” dediğinde inanın espri yaptığını düşündüm. Çocuk bir yere kafasını çarptığında gidip kendisinin de aynı yere kafa attığını duyunca “Demek doğruymuş” dedim. “Gerçek bir manyak anne!”

Herkes anne olabilir, ama herkes manyak bir anne olamaz ve bir çocuk için manyak bir anneye sahip olmak kadar eğlencelisi de yoktur eminim. İnanıyorum ki annesinin de kızının da her zaman herkese anlatabilecekleri çok eğlenceli, çok sahici ve çok da içeriden söylenmiş sözleri olacak. 

Şebnem, kitap basılıp dağıtılıncaya kadar mütemadiyen her gün gülerek beni aradı ama hüngür hüngür ağlıyordu da. “Özlem çok heyecanlıyım. İçim içime sığmıyor ama ağladığım için kusura bakma lütfen, gözyaşlarımı durduramıyorum. Sanırım bunlar da hormonlarımın suçu…”

Yaptığı her şeye hormonlarının sebep olduğunu düşünüyor ama hormonlar kimseyi yazar yapmaya yetmez. İyi bir kalp, hüzne dahi gülebilen temiz bir yüz, sahici bir yürek ve manyakça bir dürüstlük sadece hormonların işi olamaz…

Değerli okurlara kitabın editöründen son bir tavsiye;

Bu kitabı okurken bence yanınızda kimse olmasın. Bazen gülen, bazen kahkahalar atıp karnını tutan, bazen salya sümük ağlayan halinizi kimseye açıklayamazsınız. Sonra Manyak Anne okuyanlar da manyaklaşıyor söylentisinin önüne geçmek mümkün olmaz.

Aşkla delirebileceğiniz gülünç anılar biriktirebilmeniz dileğiyle

Özlem Esmergül

 

Özlem, sonsuz teşekkür ederim. Söz bundan sonra daha az WhatsApp mesajı atacağım. 🙂

Ve sizler… Kitap çıktığından bu yana mesaj kutuma yetişemiyorum. Öyle tatlı yorumlar yapıyorsunuz ki…  Arkadaki boşlukları doldurup gönderiyor, her sayfaya ayrı not düşüyorsunuz. “Okurken çok güldüm”, “ah yalnız değilmişim, yaşasın başkaları da bu yollardan geçmiş”, “çok duygulandım ama öyle çok güldüm ki ağlayamadım bile” demeniz benim için ne kadar kıymetli, anlatamam. Zor olan güldürmektir, bunu başardıysam ne mutlu bana.

Çok ama çok ama çok teşekkür ederim. Daha yazmak istediğim çok şey var. Zaten ikincinin konusu, birinci kitabın sonunda saklı. Bundan tam 5.5 yıl önce blogumu açarken neden “manyak” kelimesini seçtiğim de… Bilenler, bilmeyenlere söylemesin. 🙂

Bir de arka kapak yazısını paylaşmadan edemeyeceğim:

Bu kitapta sen varsın, ben varım, bir de hormonlarımız var…

Hormon denen illetin bir kadını nasıl ele geçirebildiğini okuyunca, fantastik film izlemekten vazgeçeceksiniz çünkü gerçekler çok daha inanılmaz…

Kocanızı “ayaklı çocuk yapıcı” olarak gördünüz mü hiç?

Hamileyken biri koltuğa sert oturdu diye bebeğinizin zarar göreceğinden korktunuz mu?

Lohusayken her kapı çaldığında misafir gelecek korkusuyla yerinizden fırladınız mı?

Büyük konuştuğunuz her şeyi yapıp bir de kendinizi haklı çıkardınız mı?

“Sütün geliyor mu?” diye soran insanları gerçekten sevdiniz mi?

Çocuğunuzu aylarca içme suyuyla yıkadınız mı?

Bebeğinizin banyosunu ısıtırken evi yaktınız mı?

Çocuk başını çarptı diye gidip aynı yere kafa attınız mı?

Doktorun çocuğunuz için verdiği ilaçlara gurmelik yaptınız mı?

*

Hayır, hayır!

Bütün bunları ben yapmadım, tabii ki, hormonlarım yaptı.

Her şeyin tek suçlusu onlar…

Hormonlar!

 

İmza günlerini de eklemek isterim…

18 Kasım Cumartesi 15.00 Eskişehir Espark AVM

25 Kasım Cumartesi 16.30 Ankara ANKAmall

26 Kazım Pazar 13.00-15.00 Adapazarı Agora AVM D&R

3 Aralık Pazar 14.00 Beylikdüzü MarmaraPark AVM

 

Pendik var, Bahçeşehir var, var da var… Onlar da netleşsin, tarihleri ve saatleri yazacağım.

 

 

 

4 comments

  1. Olağanüstü yazmış….seni bu kadar seven , takip eden, asla takipçi kelimesini kullanmadığin bizlerin canı olduğunu da ben ekleyeyim mi ???

Leave a Reply