Neden olmasın? - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Neden olmasın?

Hani diyorsunuz ya “ne güzel, çok eğlenceli bir çiftsiniz” diye. Evet eğlenceliyiz de bazen de tam tersi oluyor.

Dünyanın en sıkıcı, en çekilmez kadınına dönüşebiliyorum.

Evlendiğimiz günden bu yana, hatta pardon nişanlandığımızdan (Temmuz 2005) bu yana, tek bir konu nedeniyle kavga ediyoruz. Buna inanamıyorum. Tek bir konu bizi alt üst ediyor.

Arkadaşız, sevgiliyiz, karı-kocayız, beraberken sonsuz eğleniyoruz. Ancak işte bu konu yüzünden gerçekten çok ağır kavgalar çıkıyor. Kendisi şu: “Harcama.”

Instagram’da paylaşmıştım. Bizde herkesin kendi hesabı vardır. Evdeki sorumluluklar yerine getirilir, birikim yapabilen varsa ortak hesaba atar, ama kendi hesaplarımızda durur kalan miktar. Tabii kalırsa… O miktarı ister harcarız, ister biriktiririz başka yerde. Kimin parası biterse diğerinden ister. Ancak işte bizim denge bu, kalanlar kendi hesaplarımızda durur.

Ben istedim böyle olmasını. Nedeni de, Arkın’ın sürekli sorgulaması. Misal, bizim tüm hesaplar ortak olsa: “Bak 100 TL eksilmiş, yine ayakkabı mı aldın? İhtiyacın  mı vardı?” diye girişecek. Ben de durmayacağım “Sen bir şişe sevdiğin içkiyi alıyorsun, arkadaşınla yemeğe gidip ertesi gün yediklerini boşaltıyorsun, ben onu yıllarca giyiyorum” diyeceğim. Gireceğiz birbirimize…

Ya da “19 yaşımdan beri kendi paramı kazanıyorum. Biriktiriyorum da harcıyorum da sana ne? Evlenirken bile her şeyimi kendim yaptım, bana brikim dersi mi veriyorsun? Kim daha sorumluluk sahibi?” diye söyleneceğim. Kapışacağız.

İtiraf ediyorum.  Bugüne kadar yüzde 100 Arkın’ı suçluyordum.

Çünkü mesela bir yere gitsek eve dönünce “şu kadar harcadık” diyor hemen. Ben de “bak yine ağzından para lafı çıkıyor, bıkmadın mı artık” diye celalleniyorum. Eğlendik demek yerine harcadığımızı söylediği için. Olaya direkt oradan girdiği için. Bam telime basıyor resmen. Bir saniyede içimden canavar çıkıyor.

Geçen hafta birçok açıdan sıkıntılı geçti benim için. Gerek sigarayı bırakma mücadelesi, ki çok zorlanıyorum, bir kez yaktım, gerek iş açısından olumsuz haberler, gerek de Arkın’la nane molla oluşumuz. Kapattım kendimi. Uyudum. Dizi izledim. Gözlerim şişene kadar ağladım. Şalteri indirdim.

Bu sabaha kadar da öyleydim. Ki sosyal medyada çok anlaşılmış durum. Bakıyorum da fotoğraflarda ben, ben değilim. Sizler de sağolun, çok sormuşsunuz. Teşekkür ederim ilginize…

Neden bu sabaha kadar dedim? Çünkü sorunun bende olduğuna karar verdim. Yani yüzde 70 ben, yüzde 30 Arkın. Tabii ki yüzde 100 hata bende değil!

Adam seni suçluyor mu?

Hayır.

Harcama diyor mu?

Hayır.

Çalışma, üretme çabanı takdir ediyor mu?

Evet.

Kiminle paylaşacak harcamaları, komşuyla mı?

Tabii ki benimle.

Eh be kadın, bırak da konuşsun o zaman. Bırak da anlatsın. Sen de atmaca gibi atlama üzerine. Alınma bir şeye. Zorlanıyorsanız beraber zorlanın, iyiyse de beraber kullanın. Kendi mücadeleni, kendi iç kavganı yansıtma işte. O sana harcıyorsun dedi diye sen müsrif misin? Hayır! Kendini bilmiyor musun sen? O dedi diye öyle mi olacaksın? Yooo….

Neden sürekli hesap verme ihtiyacı hissettiğimi düşündüm.

Ailem? Yok, onlar öyle değildi.

Okuduğum lise? Belki… Çünkü zorluğuyla bilinen bir okuldu. Sağolsun güzel eğitim verdi de, özgüvenimi yerle bir etmişti, zor toparladım.

Bugüne kadar çalıştığım işverenler? Yok, haklarını yiyemem. (Biri hariç)

Peki derdim ne?

Söylüyorum: Hırsım. Kendi kendimle yarışım.

Yanlış anlamayın. Para hırsı değil bendeki. Hiç gözüm yoktur maddi şeylerde. Bendeki durum, kendine yarışmak. O kitap çıktı mı, satacak. 11’inci baskı çıktı mı? Yoookk, sevinmek yok, 13 olsun diye uğraşıyorum mesela. Hep bir yarış. Hep bir mücadele.

Gerginim. Kavgaya hazır bekliyorum. Misal, özel sigortayı yenileme zamanı geldi. Bana daha uygununu sunduğunda “ne yani, bak limitli yaptık, ayağım kırılınca kaç katını ödedik, bunu mu esirgiyorsun” diyorum. Oysa o sadece şartları anlatıyor, beraber karar verelim istiyor. Kendimi maddiyat düşkünü kadınlar gibi hissettim bir an. Başkasının yüzüğünü, evini, arabasını kıskanan. Hayatım boyunca öyle biri olmadım, olamam da. Ancak bu davranışta bir silkindim. Kendimden nefret ettim.

Adam iyi adam. Köpek gibi aşık evlenmedin mi? Dünyanın en iyi babası demiyor musun? Peki ne istiyorsun?

Ondan bir şey istemiyorum.

Bir sene gittim terapiye, öğrendim istememem gerektiğini. Aynen bu haline aşık olduğumu, değişmediğini, değişmeyeceğini kabul etmem gerektiğini.

Ama ne istiyorum biliyor musunuz? Bazen güzel söz, bazen takdir, bazen konuya maddiyattan başlamadan girmesi…

Ve hırsımın azalmasını. Başkalarıyla yarışsam işim daha kolay olurdu belki. İnsanın sürekli kendiyle mücadele halinde olması zor.

Şimdi bunu tedavi etmem, alınmamam, gücenmemem, kendime gelmem lazım.

Kısacası, bir hafta eve kapanmak bana iyi geldi. Yedim kendimden tokadı, oturuyorum. Aslına bakarsanız kendime tokat atabilme özelliğimi çok seviyorum. Başkasının sözü değil çünkü beni kendime getiren, sadece kendi tokadım… Bu tokadı sizle paylaşmayı da ayrı seviyorum. Elbet birilerine dokunduğumu hissediyorum. Yaşıyorsak, paylaşalım istiyorum.

Yani.. Diyeceğim o ki. Evet, süper eğleniyoruz fakat kavgalarda da ağır darbe alıyoruz. Son iki haftada aldığımız yaraları sarmamız ne kadar sürer, bilemiyorum. Birbirimize iyi davranmamız, belki bol özür dilememiz gerek.

İkimizin de aşması gereken konular var. İkimiz de terapiste gidiyoruz. Ve bunu başaracağız.

Yani bence başarırız. Neden olmasın?

İşin ucunda sevgi varsa, adamın parmaklarına bile aşıksam, neden olmasın….

Karı koca olmak ne kadar güzel aynı zamanda da ne kadar zor, değil mi?

 

7 comments

  1. Aman ,ayni konular ☺ ben de 18 yasimdan beri para kazaniyorum..suan 2.bebegime bakiyorum ,evdeyim..oyle zoruma gidiyor ki onun parasini harcamakkkk.. offf ben kazanirken de ayni tasa vardi ama kenara koyalim,cok harciyorsun laflari..ayy yasamak icin kazaniyoruz , onu kis bunu kis hayattan zevk almayinca ne anlami var paranin.. ben suan dhaa depresifim o konuda..bebek 10 aylik oldu ise donsem mi diye dusunuyorum ama yasini beklemem gerek hatta 1.5 yas.. benim de kendimledir yarislarim,ama artik yoruldum ,pes ettim .beceriksiz bir kadini oynamaya calisiyorum onu da beceremiyorum 🙂

  2. Sürekli kendimizle savaş halindeyiz o hırs bende de oluyor asla başkasını kıskanma rekabet falan değil hep iyi başarılı hanım vs olma hali hep kodlanmışlık.. ben rahat olamayınca ve hakan da ufacık birşey söylediğinde film kopuyor belkide dediğin gibi iyiliğim için yada detayları anlatmak için söylüyor ama ben takdir beklerken o başka şeyler söylüyor.. mantıklı kadınlarız ama yüklerimiz çok eşlere aşık olunca mantıklı aşık olmak epey zor oluyor zaten:))))) bol özürlü bol sevgi sözcüklü iletişim kurabilmeyi kendimede diliyorum en zorlandığımız taraf bu.. kırarken küserken kolay da.. ya sonrası..

  3. Sevgili Şebnem,ne kadar benzer konulara takılıyoruz bilsen..diğer tüm kadınlar gibi..bazı sorunlar sadece erkek beynine sahip oldukları ve bu tip düşünebildikleri/bundan farklı düşünmeyi beceremedikleri için bence.Tıpkı klozet kapağını kaldırdıktan sonra indirilmiş bırakmanın neden bu kadar önemli olduğunu anlamamaları gibi.Biraz cinsiyet farklılığı,biraz yetiştirilme,biraz yaşanmışlıklar..Bu problemini eski jenerasyona anlatsan,Arkından daha iyi koca mı olur dan bunun totosu kalktıya kadar bir sürü yargılayıcı ithamla karşılaşacağın da kesin.Herşeyi bir tarafa bırak bacım; kadın olmanın/kadınlığını eşit şartlarda yaşamanın ne kadar zor olduğu bir memlekette nefes alıyoruz,bence bunun için bile kocaman bir tebrik hepimize.Velhasıl Arkın kendi versiyonunun en iyilerinden,evlilik sağdan bak bu,soldan bak bu,istersen çevir altına bak..aynısı bacım..Kabul etmenin,değiştirmeye çalışmanın ne kadar anlamsız olduğunu farketmenin huzurunu çıkar.İçindeki herşeyden nem kapan abla bazen haklı ama (lanet olsun çoğunlukla haklı)onu herseferinde dinlemek acıtıyor işte..Bu tip durumlarda durmak,nefes almak,başka nasıl düşünebilirime odaklanmak iyi hissettiriyor.Sonuçta Irmak sorgulayan,düşünen,öğrenen,ihtiyaçlarının farkında bir annenin çocuğu olarak yetişiyor,en önemli kısım bu-bir kadın yetiştiriyor olduğunun bilincinde hareket etmek..
    Arkın iyi çocuk hadi hadiiii:)Pozitifte kal,sevgiyle kal.

  4. Her evde yaşanıyordur illa ki bu ya da benzerleri. Parmaklarına bile aşık olduğun bir adamla evlenmek anlatılamaz güzellikte gerçekten. Ama anlatılamaz zorlukta olan şeyler de var evlilikte ki hiçbiri aşılamaz değil. Çünkü aynı şekilde, sevmek olayının aştıramayacağı zorluğun olmadığını düşünüyorum. Ve klişe olarak bu gibi yaşanılanlar, yaşadıklarımız, tuz-biber değil de ne ki?

  5. Aynı biz 😀 Allahım paramız varken de harcamışsın der yokken de harcamışsın der. Biraz dikkat edelim der. Bazen bakıyorum da gerçekten bende de sorun var. Adam geliyor 3 şuraya verdim , 5 şuraya verdim kalan bu diyor hesabı döküyor , gezdiğini yediğini içtiğini biliyorsun . Akşamları eve koşarak gelir , evimizde seninle çay içmek çok daha güzel der . Ben napıyorum ? Niye bana hesap veriyor diye sinirleniyorum. Napsın adam kime versin hesabı 🙈 Başkalarının kocası gibi para saklamıyor , 3 harcadıysa 5 harcadım deyip yalan söyleyip senden gizli parayı kimseye yedirmiyor. Zorun ne be kadın ! Kendinle savaşın niye ! Uzun hikaye yoksa konuşurdum. Özür dilemeyi de 8 senede ancak öğrendim hala bile sıkıntı var. Çünkü ben hata yapmam ki mükemmelim 😀

  6. Yani bu kadar olur gercekten.duygularima tercuman olmussunuz.hatta bende su anda kendimde sorun olduğunu anladim..abartiyoruz bazen alınganlığı.. terapist ismi paylasmanizda sakinca varmi?

Leave a Reply