Örgü örmeye başlamak gerek - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Örgü örmeye başlamak gerek

IMG_0656

Örgü örmek konusunda yeteneksiz değil, sabırsızım! İstesem yapabileceğimi biliyorum da bir türlü fırsat bulamıyorum.

Irmak yaşındayken, boyum kadar bebeğim vardı, ona yelek ve kazak örmüştüm. Bir de o zamanlar “Zeki Müren kirpiği” diye bir model vardı. Şimdi şaşırsam da kendime, yapabiliyordum. Etamin de yapardım, tığ da kullanabilirdim. Allah Allah, gerçekten bu ben olamam. 🙂

Sonra hiç ama hiç merakım kalmadı, bıraktım hepsini. “İnek öğrenci” olmayı tercih ettim ilkokulda. Ortaokul ve lisede, bizim sevgili zor okulda, zaten öyle bir şansım yoktu. Sonrasında da üniversite, iş derken ta ki annem ve babam 2005’te yün dükkanı açıncaya kadar örgüyle seviyeli bir ilişkim vardı. Tanışıyor, fakat görüşmüyorduk! Dükkan açıldıktan sonra arada Arkın’a jest olsun diye atkı örüyordum. (O da nişanlıyken 🙂 ) Ne zaman hamile kaldım, ne zaman işten ayrıldım, aldım elime örgüyü. Hamileliğim boyunca kaç atkı, kaç şapka ördüm bilmiyorum. Bir süre kimin doğum günü olsa şapka-atkı takım yapıyordum. Ancak düz ögrü. Dümdüz. Bir kaptırıyordum, sabaha kadar bitiyordu. Renk renk, boy boy, inceli kalınlı şiş vardı evde. Bir de takıntıya bakın: İple şişin rengi de aynı olmalıydı!

Örmek bana iyi geliyordu, hatta ilaç gibi geliyordu. Bir şey düşünmüyorsun. Takılmışsın modele, tek derdin onu bitirmek. Saymak… Tabii keşke annem gibi yetenekli olabilsem. Harikalar çıkarıyor otaya. Öyle böyle değil. Ne farklı modeller örüyor, aklına neler neler geliyor. Onun gibi olamam. Yaratıcı değilim ben, görev adamıyım. Ver doğru ipi, şişi, modeli anlat, ben yapayım. Aynen buyum.

IMG_0642

Bugün yine uğradım dükkana Irmak’ı okula bıraktıktan sonra. Çektim bol bol fotoğraf. Bak sizi yazacağım, reklam olacak verin bana şiş ve yün dedim. Verdiler ama parasıyla.  🙂 Bakalım örecek miyim? Sanmıyorum. Geçen sene de başlamış ve yarım bırakmıştım. Gerçi yanlış ip aldım, Irmak bizim zamanımızdaki “tozluk”lardan istiyor. Birkaç renk öreceğim ona. Annemi arayayım da akşama bana ip ayarlar belki. Hem o da reklam bedeli olur 🙂

Şaka bir yana, yoruluyorlar evet ama zevk alıyorlar. Annem Kasım-Nisan arası çalışıyor. Yani Irmak’ı okuldan alamıyor artık ben yetişemeyince. Babam zaten hep orada. Biz, yoruluyorsunuz, oturun emekli emekli diye yırtınsak da, babam o dükkanı kolay kolay kapatmaz. Belki de daha iyi olur. Bütün gün evde baş başa oturduklarında daha mı iyi olur her şey, sanmam. “Gözünün üstünde kaşın var”a kadar gidebilir durum. Offf kızacaklar bana… Fakat tutamıyorum kendimi.

Irmak, bayılıyor dükkana. Hem o pusette uyuduğu hem ben aldığım 30’a yakın kiloyu vermek istediğim için bütün gün yürürdüm. Babama giderdim. Uyanırdı. Oynardı iplerle. Şimdi de ne zaman gitsek aklı çıkıyor. Yakın zamanda bir ziyaret edelim yine. Dükkan kadar, komşularla muhabbet etmeyi seviyor cimcirik.

IMG_0645

Eğer yolunuz Bostancı’ya düşerse, örgü seviyorsanız, uğrayın derim. Ama beni de söyleyin. 🙂 Adı Yumak. (Biliyorum, çok klasik fakat o dönem 6 yaşında olan kuzenim koydu adını. Değiştirmediler…) Eski tren istasyonuna çok yakın. PTT’nin çaprazında, Şok Market’in altında. Açık adresi bilmiyorum, çaktırmayın… Şimdi bir deneme yapayım ben. Bu kez “bugün başladım, bugün bitsin” takıntımdan kurtulmalı vesakin olmalıyım…

IMG_0643

IMG_0644

IMG_0646

IMG_0647

IMG_0651

IMG_0652

2 comments

  1. Bilirim o dükkanı çok içten ve sıcak kanlıdırlar. Hatta anneniz model tarifinde de çok sabırlı ve öğreticidir. Sizin aileniz olduğunu duyunca çok keyiflendim. Sevgiler

Leave a Reply