Sevgili koca, sevgili kızım… – Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım…
Loading

Sevgili koca, sevgili kızım…

woman uses a smartphoneFarkındayım, bu aralar sevgili koca ile çok uğraşıyorum. Ancak sanırım kendimi frenleyemiyorum. Bir de çok şey beklemeye başlamış olabilirim… Evet evet, kabul ediyorum, beklentilerim arttı.

Eve yetiş, diğer yandan işe yetiş derken her anne gibi ben de bölünüyorum. Bir de evden çalışmayı henüz kabullenemedi benim kocanın bünyesi. “Bütün gün evdesin” lafı beni benden alıyor. Hani sanki sürekli toplantıya giden ben değilmişim de, kopyammış gibi.

İşin de saati yok. Akşam elimde telefon olabiliyor yazışmalar için. (Yaşasın teknoloji!) Sadece Irmak’la oyun oynarken telefonu içeride bırakıyorum. Uyurken de uçak moduna alıyorum. Arkın gelen mesajlara, mail’lere laf edecek oldu. Hatta baktım Irmak’ı da örgütlüyor.  İkisini de aldım karşıma konuştum.

ARKIN’A…

Sevgili koca, sen çok iyi bir babasın, harika bir kocasın. Bana her konuda çok yardım ediyorsun, kızımızla çoğu babanın yapmadığı kadar ilgileniyorsun. İçim çok rahat oluyor siz ikiniz yalnızken. Ancak ben de farkındaysan bir süredir üretmek, kendi ayaklarımın üzerinde durmak, eve katkıda bulunmak, senin üzerindeki yükü paylaşmak için çalışıyorum. Zaten bildiğin gibi ben çalışmadan duramıyorum. Kendime bile yetişemezken bazen, evde de bir şeyi eksik etmiyorum. Bildiğim gibi ben, hiçbir zaman mesaili bir işte çalışmadım. Gazete tempomu hatırlarsın. Sabaha karşı eve geliyordum. Şimdi, bir yol seçtim, oturtmak üzereyim. Üç arkadaş, güzel şeyler için sıvadık kolları. Senden beklediğim, bunu görmek ve biraz daha yardımcı olmak. İki ay boyunca hafta sonları günübirlik de olsa farklı şehirlerde olacağım. Hani sen “boşa kürek çekiyorsun, değiyor mu tüm bu çabaya, bırak artık” diyordun ya, bak yanıldın bu kez. Yine senden beklediğim canım, ben evde yokken kızımızla ilgilenmen. Irmak uyuduktan sonra yazışmalar için elime aldığım telefon, benim iş aracım. Bilgisayar başında değilken, o giriyor devreye. Lütfen artık söylenmeyi bırak. Söz, zamanla kendime gece çalışmama sözü vereceğim. Ancak bu biraz zaman alacak. Ha gayret… Teşekkür ederim.

IRMAK’A…

Canım kızım. Sen henüz karnımdayken, seni işte değil evde beklemeye başladım. Sen büyüyünce çalışmayı denedim, olmadı. Aklım kaldı. Sana kendim bakmak istedim. Şimdi kızım, sen okuldayken çalışıyorum. Okula gitmediğin zaman görüyorsun bilgisayar başında neler yaptığımı. Akşamları da iş olabiliyor. Bu telefonu eğlenmek için değil, iş için kullanıyorum. Seninle oyun oynarken, içeride bırakıyorum biliyorsun ki. Seni okula ben götürmek, okuldan ben almak, her ihtiyacını ben karşılamak istiyorum. Bu nedenle canım, iş yaptığım zaman lütfen beni anla. Büyüdüğün zaman daha iyi anlayacaksın, emin ol.

Şimdi, o günden beri ses yok ikisinden de. Hadi Irmak’ı geçtim, o daha küçük. En çok Arkın’ın çabamı görmesini istiyorum. Bazen, sanki borsacıymışım gibi telefonda bile konuşamıyorum onunla. Evden çalışınca insan kendine öğle tatili veremiyor. Hava güzelse, 1 saat paten kaymak için çıkıyorum. O zaman da “vay be zamanım yok” diyene bak lafı geliyor. Ancak anladım artık. Mesaili bir yerde çalışsam da, evden çalışsam da durum değişmeyecek. Onlara anlatıyorum, fakat kabullenmesi gereken benim sanırım. Çalışmazsın, maddi konular gündeme gelir, çalışırsın “o telefonu elinden bırak” tartışması yaşanır. Ortası yok. Bu hep böyle gidecek. Hep bir şeyleri eksik yapmakla suçlanacağım. Yetememezlik sendromu hep devam edecek. Her annenin benzer duygular içinde olduğunu biliyorum. Bu nedenle şikayet diye algılamayın lütfen. yine içimi döktüm… Yazdıkça rahatlıyorum. Tavsiye ederim…

Olsun. Dert bu olsun. Böyle devam etsin. Yorulmaya razıyım. Yeter ki, önce sağlık sonra da işler güzel olsun.

Minik de bir not: Biliyorum, bir İkizler kadını olan benimle yaşamak da kolay değil. Hızlı düşünüp, düşündüğüm anında olsun istiyorum. Karar değiştiriyorum. Ani parlamalarım oluyor.  Böyle böyle konuşa konuşa yuvarlanıp gidiyoruz işte. Yine bence beni iyi idare ediyor sevgili bey… Teşekkür ederim sevgilim 🙂

One comment

  1. Evden çalışan biri olarak uzun süre kimseyi “iş” yaptığıma inandıramadım. Hatta herkesin “amaaan sen evdesin zaten” nazını çektiğim de doğrudur.Sanki evde oturup tüm gün Seda Sayan izliyormuşum gibi… Hepsine alışıyorlar ama biraz zamanla:)
    Yeni yolunuz hayırlı olsun.
    Sevgiler,

Leave a Reply