Sıra geldi "kendime" - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Sıra geldi “kendime”

out-of-order

Bu aralar bana bir haller oldu. Nedenini çözemiyorum. Her zaman aynı anda onlarca şey düşünen biriydim, şimdi ipin ucu iyice kaçtı. Kendimi sorgulamaya başladım. Korkularım arttı. “Bana bir şey olursa kızım ne yapar” diye düşünmekten alamıyorum kendimi. Anneliğimi zaten her daim sorguluyorum bu yaptığımın yanlış olduğunu bile bile. Fakat şimdi olay anneliği de aştı. Kendime yaptığım haksızlıkları düşünür oldum sıkça. Genel olarak mutlu muyum? Evet. Pozitif düşünüyorum. Enerjiğim. Çok şükür diyorum tüm sahip olduklarıma. Peki neden durduk yere kendimi yoruyorum?

İyi beslenmiyorum!

Evet, ne yazık ki öyle. Sabah kalkıyorum, kızı okula bırakıyorum sonra bir yere gitmem gerekmiyor ise eve dönüyorum. Koca bir bardak kahve ile açıyorum günü. Bilgisayar başına geçip işe dalıyorum. Bir bakmışım saat 2 olmuş ve ben bir şey yememişim. Bir şeyler atıştırıyorum ve devam ediyorum. Akşam da kurt gibi acıkıyorum tabii. Şimdi bir karar aldım. Her sabah az ya da çok mutlaka bir şey yiyip vücudumun dengesiyle oynamayacağım. Daha çok su içeceğim. (Günde en az 1.5 litre içerken birden uzaklaştım sudan) Başarır mıyım bilmiyorum, çünkü uyanır uyanmaz bir şey yemekten hiç hoşlanmıyorum. Fakat azimle deneyeceğim.

Sigarayı bırakamadım!

Azalttım ama bitmedi. Korkunç sinirliyim bu yüzden kendime. Şimdi tavsiye üzerine birkaç yöntem deneyeceğim. Göreceğiz…

Mola vermiyorum!

Hiç mola vermiyorum. Hiç durmuyorum. Hiç boş oturmuyorum. Beynimi hiç dinlendirmiyorum. Freelance işlerime fazla kaptırdım kendimi. (Eskiden tam bir işkoliktim, meğer geçmiyormuş, onu gördüm) Örgü örmeyi denedim ama 10 dakikadan fazla başında oturamıyorum. Kitap okumadan duramayan ben, şimdi elimdeki kitaba konsantre olamıyorum. Kafamda bir “yapılması gerekenler listesi”, kah bilgisayar başında kah evi toplarken sürekli düşünüyorum. Aklıma gelenleri not ediyorum. Cuma gününe yetişmesi gereken bir iş varsa Pazartesi günü halletmeye çalışıyorum. Neden? Yanlış farkındayım, fakat aynen böyle yapıyorum. O gün bir toplatım varsa ve çalışamadıysam, kalan işleri gece yapıyorum ertesi güne bırakmak yerine. Uyku düzenimi de bozuyorum.

Haliyle çok unutkanım. “Eğer ajandam olmasa bitmişim” diyecek kadar unutkanım. Tek nedeninin “yorgunluk” olduğunu da biliyorum. Ne güzel paten kaymaya başlamıştım yeniden. Hava şartları nedeniyle bitti o da. Ya spora gitmem lazım ya da evde yapmam.

Irmak okulda gelince de ya oyun oynuyoruz ya birlikte yemek yapıyoruz. Bunu yansıtmamaya çalışsam da o bile “anne yine mi unuttun” der oldu. Unutkanlık problemini birçok arkadaşım yaşıyor. Sıkça konuşuyoruz bunu. Asıl mesele, konuşmak değil çözmek…

Şimdi kendime, kendime ilgilenmem gerektiğine dair güzel notlar yazdım. Hepsini tek tek uygulamaya başlayacağım. Yoksa 36 yaşından birden 50’ye geçiş yapacağım sanırım. Moralim bozuk da değil, tam tersi kendimi iyi hissediyorum. Ah bir de bünyeyi yormasam…

Leave a Reply